Seküler çağın kuşatmasında Ramazan muhasebesi

Mehmet Garip Tanyıldızı, hız ve dünyevileşme kıskacında Ramazan ayının yeterince ihya edilememesinin yol açtığı manevi huzursuzluğu ve bu durumun sekülerleşme ile bağını ele alıyor.

Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam

Şimdi ve burada!

Ramazan'ı nasıl geçirdik? Mübarek ayı ibadet, muhasebe ve tefekkür vakti olarak gören kimselerin bu soruyu sorması elzemdir. Bu soruyu sorma ihtiyacı hissedenlerin ekseriyetinin vereceği muhtemel cevap Ramazan'ı yeterince ihya edemediği şeklinde olacaktır.

Bunun ilk sebebi, Ramazan ne kadar dolu dolu yaşanmış olursa olsun din söz konusu olduğunda insanın yapıp ettiklerini her zaman yetersiz görme duygusudur. Bu duygu normaldir. Zira din borç demektir ve insanın bütün varlığını borçlu olduğu Rabbine borcunun karşılığını tam olarak ödemesi mümkün değildir. Buna mukabil insan ancak Rabbin inayetine sığınarak mahsuplaşabilir.

Ancak, Ramazan'ı yeterince ihya edemediğimiz kanaati, birçoğumuz için bu hissiyattan kaynaklanmıyor. Nefsine zulmetme eğiliminde olan insan için çağımızın ne kadar elverişli olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda ve bunun hayatımızdaki yansımalarını akla getirdiğimizde görebiliriz ki Ramazan'ı hakkıyla ihya edememek maalesef artık yadırgamadığımız bir gerçekliği ifade ediyor.

Günlük yaşantımızın normali haline gelen malayani işlerle meşgul olma hali, azalmış olsa da, Ramazan'da da devam etti. Hızlandırılmış formda yaşadığımız hayatımız bir nebze yavaşladı fakat vaktimizi bereketlendiremediğimiz için mutmain olamadık. Ramazan biterken bunun hüznünü yaşadık belki. Tamamlanmamış bir ödevin son gününde gelen can sıkıntısına benzer bir üzüntü kapladı içimizi.

Bu derin can sıkıntısı bizi huzursuzluğa sevk ediyor. Buna şükretmeliyiz. Bu can sıkıntısı güzel bir can sıkıntısıdır. Çünkü mübarek olandan mümkün olduğunca arındırılmış dünyamızda bereketin kaygısını yaşamak, bereketsiz geçen vakte hayıflanmak Allah'ın verdiği nimete olan yakınlığımıza işaret ediyor. Bu yakınlığın kıymetini nasıl bileceğiz?

Seküler çağı en iyi ifade eden mottolardan biri 'şimdi ve burada'dır. Right here and right now!

Bu tespit, ömrü boyunca Müslümanları seküler çağa karşı uyaran Seyyid Nakib el Attas'a ait. Seküler çağa dair veciz izahı vesilesiyle 18 Ramazan akşamı rahmet-i Rahman'a kavuşan Attas'ı hayırla yâd edelim.

Nakib el Attas, Latince saeculum kökünden gelen secular teriminin zaman ve mekan çağrışımlarını beraber ihtiva eden anlamına dikkat çekiyor. Istılahî olarak Türkçe'ye en doğru şekilde 'çağdaşlaşma' diye çevrilmesi gerektiği genel kanaatinde olunan sekülerleşme, özellikle bireysel anlamda en iyi 'dünyevileşme' kavramı ile ifade edilebilir. Bu oldukça çarpıcıdır. Dünya ve çağ, mekan ve zaman...

Bu yüzden, yiğit düştüğü yerden kalkar misali, seküler çağa itirazın da zaman ve mekânı mündemiç olması iktiza ediyor. Yani, seküler çağın şimdi ve burada zorlamasına 'ibn'ül vakt' olan derviş tavrıyla 'şimdi ve burada' cevap verilmelidir. O halde Ramazan'ı geride bırakmış, bayrama erişmiş halimizle evvela bayramı ihya edip bereketlendirmeliyiz.

Bayram o bayram ola...

Yorum Analiz Haberleri

İmtihanı bırakıp neticeyi kovalamak
Joseph Kent’in istifası ve "Önce Amerika" yalanı
ABD'nin güç zehirlenmesi ve yıkılışa giden yol
Hürmüz üzerinden çöken hesaplar
Bayramı kimlik kavgasına çevirenler ne kazanıyor?