Bazen çok sevdiğimiz birinin iman etmesi için dualar ederiz konuşuruz, örnek olmaya çalışırız ve gözlerinin hakikate açılması için elimizden geleni yaparız. Bununla birlikte ne kadar uğraşsak da bir şeylerin değişmediğini görürüz. İşte Yûsuf sûresi 103. ve 104. ayetler, bu duyguyu bizden çok daha derin yaşayan bir yüreğin, Resûlullah’ın (s) tebliğ serüveninden bir kesit sunuyor. Bu yazıda birlikte şu iki sorunun peşine düşelim: “Hz. Peygamber (s), iman etsinler diye bu kadar çabalarken, Yûsuf sûresinin indiği Mekke döneminde neden çoğu kişi yine de inanmadı? Ve Resülullah (s), neden bu kadar büyük bir davayı hiç karşılık beklemeden taşıdı?” Bu sorular sadece tarihî bir merak değildir; aynı zamanda bugünkü duruşumuzu sorgulamamıza vesile olur.
Yorum Analiz Haberleri
“İran savaşı, başlatanların kontrolünden çıktı”
Teolojinin jeopolitiği: İran-Roma savaşları ve İslam
“Trump’ın konuşması bir kaybedenin çaresizliğini gösterdi”
Hukuki ve ahlaki bir çöküş olarak İsrail'in Filistinli siyasi tutukluları idam yasası
İsrailli analistler: Savaş hedeflerine ulaşılamadı, tek kazanan İran