Özgür-Der Diyarbakır Şubesi tarafından yayınlanan basın açıklamasının tam metni:
Van’da Yaşanan Trajik Olay ve Artan Başıboş Köpek Saldırıları
Van’da başıboş köpeklerin saldırısı sonucu, evinin önünde oynayan beş yaşındaki Hamza Özsoy’un hayatını kaybetmesi ve başka bir çocuğun da yaralanması, kabul edilemez bir ihmaller zincirinin sonucudur. Hayatını kaybeden evladımıza Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve yaralı evladımıza da şifa diliyoruz.
Van’da ve daha önce Konya, Ankara, Şanlıurfa, Gaziantep ve Antalya gibi farklı şehirlerde yaşanan bu trajediler, sorunun münferit olmadığını; aksine ülke genelinde tekrar eden ve giderek büyüyen bir can güvenliği krizine dönüştüğünü açıkça göstermektedir.
Türkiye’de Sokak hayvanlarına ilişkin son düzenleme, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu üzerinde yapılan değişiklikle 2 Ağustos 2024’te yürürlüğe girmiştir. Ancak bu açık yasal düzenlemeye rağmen sahadaki tablo değişmemiştir.
Veriler durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır:
2022–2024 arasında binlerce köpek saldırısı yaşanmış, ölümler ve ağır yaralanmalar meydana gelmiştir. Son yıllarda farklı şehirlerde özellikle çocukların hayatını kaybettiği vakalar art arda yaşanmıştır. Sağlık bakanlığı verilerine göre; Türkiye’de kuduz riskli temas vakaları son on yıl içinde sürekli artış göstererek 2024 yılında 470.000'e ulaşmıştır. Bu sayı 2025 yılında sadece İstanbul'da 123.538 olarak kayda geçmiştir. Bu düzeydeki vaka sayıları aynı zamanda her yıl milyonlarca doz aşı uygulandığı anlamına gelmektedir.
İlimiz Diyarbakır’da ise yıllık vaka sayısı 5000'e yakın olarak tahmin edilmektedir. Hatırlanacağı üzere Ekim 2024'te Ergani ilçesinde başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan 17 yaşında bur genç kuduz nedeniyle hayatını kaybetmişti. Bütün bu veriler ihmal, sorumsuzluk ve çıkar zincirinin, bu konuda tüm ülkeye ortaçağı yaşattığını göstermektedir. Bu tablo, sorunun artık toplumsal güvenlik ve halk sağlığı meselesi olduğunu açıkça göstermektedir.
Burada açık bir gerçek vardır: Sorun yasa eksikliği değil, uygulama eksikliği ve sorumluluk ihlalidir.
En başından yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmemeleri ve merkezi yönetimin de buna dair hiçbir denetim ve hesap sorma sorumluluklarını yerine getirmemesi sonucu, köpeklerin aşırı üremesinden kaynaklı devasa bir sorunla karşı karşıyayız. Sokaklardaki milyonlarca köpek, üreme verileri göz önünde bulundurulduğunda nesiller boyu sokaklarda ve kırsalda başıboş yaşamaktadırlar. Bu durum hiyerarşik yapılı yarı vahşi köpek sürülerinin oluşmasına neden olmuştur. Milyonlarca köpeğin varlığı aynı zamanda içgüdüsel olarak var olan hayatta kalma ve yiyecek bulma konusunda da bir rekabet ortamı oluşturmaktadır. Bu rekabet ortamı da yine köpeklerin saldırgan davranışlarının artmasına sebep olmaktadır.
Ancak şunu da açıkça ifade etmek gerekir ki; mevcut sorun köpeklerden değil, bu sorunun oluşmasına ve devam etmesine sebep olan yetkililerden ve mevcut durumu fırsata çevirmiş olan kişilerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle sorunun çözümünün, sebep olanlarla ve bu durumdan menfaat sağlayanlarla olamayacağı açıktır.
Sorumlular kimdir?
Yerel yönetimler ve ilgili kurumlar:
Kısırlaştırma, toplama ve barınak kurma görevlerini yeterince yerine getirmemiştir.
Denetim mekanizmalarını işletmemiş, sorunu büyümeden kontrol altına almamıştır.
Merkezi idare:
Yasa çıkarmış, ancak uygulamayı zorlayacak etkin takip ve yaptırım mekanizmasını yeterince kurmamıştır.
Sorumluluk bilinciyle hareket etmeyen bazı çevreler:
Sokak hayvanları meselesini yalnızca duygusal tepkilerle ele alarak, kontrolsüz besleme ve denetimsiz yaklaşımları teşvik eden anlayışlar da sorunun büyümesine katkı sunmaktadır. Hayvan sevgisi; plansızlık, denetimsizlik ve kamu güvenliğini göz ardı etme anlamına gelemez.
Çıkar Sağlayan Çevreler:
Bu denetimsiz ve kontrolsüz ortamdan çıkar sağlayan kesimlerin olduğunu anlamak için müneccim olmaya gerek yoktur. Yıllık beş milyar TL’ye ulaştığı ifade edilen devasa bir kedi-köpek maması piyasası söz konusu iken bundan menfaati olan çevrelerin sorunun çözülmesine engel olacakları da açıktır. Bu realiteyi göz ardı etmeyen bir incelemenin yapılması da çözüm için elzemdir.
Yasa vardır. Yetki vardır. Görev bellidir.
Ancak sonuç ortadadır: Ölen çocuklar.
Çözüm çağrımız nettir:
Başıboş köpekler acilen sokaklardan toplanmalıdır.Toplanan hayvanlar üremelerini engelleyecek şekilde düzenlenmiş, doğru kayıt ve istatistik oluşturmaya uygun, denetimli barınak ve toplama merkezlerine alınmalıdır. Bu merkezlerde, kuduz gibi zoonoz hastalıklar başta olmak üzere, hastalık taraması ve tedavi faaliyetleri yapılmalıdır. Besleme faaliyetleri sokakta değil, bu merkezlerde kontrollü bir şekilde yapılmalıdır.Bütün bu faaliyetlerin, dinimizin en temel ilkelerinden biri olan merhamet ilkesine bağlı kalarak yapılması zorunludur.
Yasayı uygulamayan belediye ve kurumlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Sürdürülebilir ve sağlıklı istatistiğe ulaşılabilecek merkezi koordinasyonlu bir sistem kurulmalıdır.
Açıkça ifade ediyoruz:
Hiç bir hayvanın hayatı,bir çocuğun hayatından daha değerli değildir.Van’da yaşanan bu trajedi bir “kaza” değil; önceki benzer vakalarda olduğu gibi;uygulanmayan yasaların ve yerine getirilmeyen sorumlulukların sonucudur. Bu nedenle cezalandırılması gerekenler köpekler değil, bu sonucun ortaya çıkmasına neden olan yetkililerdir.
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi olarak çağrımız nettir:
Devlet, vatandaşın can güvenliğini sağlamak zorundadır. Bu sorumluluğunu yerine getirmeyen bütün sorumluluk sahipleri hesap vermelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.