Osmanlı’dan İngiliz Mandası’na Siyonist İstihbarat Örgütleri

​​​​​​​“Siyonist İstihbarat Örgütleri; Osmanlı’dan İngliz Mandası’na -1882-1918” kitabında Siyonist hareketin Filistin’de bir Yahudi devleti kurma hedefi doğrultusunda yürüttüğü istihbarat, göç, yerleşim ve silahlı örgütlenme faaliyetleri incelenmektedir.

Şükrü Uzun’un Vision For Political Development için gerçekleştirdiği kitap analizini Haksöz Haber için tercüme edildi.


Filistin tarihi, Orta Doğu politikaları ve Siyonist istihbarat faaliyetleri üzerine çalışan Abdurrahman Alfarra, Gazze’nin Han Yunus şehrinde doğmuştur. Gazze İslam Üniversitesi’nde modern ve çağdaş tarih alanında yüksek lisans yapmıştır. Gazze’de çeşitli akademik ve sivil kurumlarda görev alarak Bölgesel Araştırmalar Merkezi’nin müdürlüğünü yürütmüştür. Daha sonra Türkiye’ye gelerek Sakarya Üniversitesi’nde “1882–1918 Filistin’de Yahudi İstihbarat Faaliyetleri” başlıklı doktora tezini tamamlamıştır. Alfarra’nın Siyonist İstihbarat Örgütleri: Osmanlı’dan İngiliz Mandası’na 1882–1918 adlı eseri, söz konusu doktora tezinin genişletilmiş ve geliştirilmiş hâlini oluşturmaktadır. Yüksek lisans danışmanı ve Hamas lideri Yahya Sinvar’ın kardeşi olan şehit Prof. Dr. Zekeriya Sinvar’dan ilham alınarak hazırlanan kitap, Ekin Yayınları tarafından Kasım 2025’te yayımlanmıştır.

Kitap, 1882–1918 yılları arasında Filistin’de faaliyet gösteren Siyonist istihbarat örgütlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma dönemi, Yahudi göçlerinin yoğunlaşmaya başladığı 1882 yılından Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı sonunda Filistin’deki hâkimiyetini kaybettiği 1918 yılına kadar uzanmaktadır. Çalışma, dönemin Şam Vilayeti sınırları içinde bulunan Safed, Akka, Nablus, Gazze ve Kudüs sancaklarına odaklanmaktadır. Bu çerçevede Bar Giora, Hashomer, LigyonHa’avoda, Maccabi, Haroe, Gidonim, Hamagen, Yafa Örgütü ve Nili gibi örgütlerin kuruluşları, örgütlenme yapıları ve faaliyetleri analiz edilmektedir.

Yazar, giriş bölümünde istihbarat, güvenlik ve silahlı örgüt kavramlarını açıklayarak çalışmanın teorik çerçevesini ortaya koymaktadır. Araştırmada İbranice ve Arapça başta olmak üzere farklı dillerdeki kaynaklar eleştirel bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Osmanlı ve İngiliz arşiv belgeleri gibi birincil kaynaklardan geniş ölçüde yararlanılmıştır. Bu yönüyle kitap, Filistin tarihini istihbarat ve gizli örgütlenmeler perspektifinden incelemesi bakımından literatüre önemli bir katkı sunmaktadır.

1.

Filistin Tarihi ve Bölgedeki İlk İstihbarat Faaliyetleri başlıklı ilk bölüm, 19. yüzyılda Filistin’in Avrupa devletlerinin ilgisine nasıl açıldığını ve bu ilginin zamanla istihbarat, araştırma ve yerleşim faaliyetlerine dönüştüğünü ele almaktadır. İngiliz ve Alman aktörler ile misyoner kuruluşlar ve araştırma fonlarının bölgedeki faaliyetleri tarihsel bir çerçevede incelenmektedir. Avrupa merkezli misyoner örgütler, eğitim, tarım ve sosyal yardım yoluyla Yahudi topluluklarıyla ilişkiler kurmuş, dolaylı biçimde yerleşim faaliyetlerine zemin hazırlamıştır. Londra merkezli Hristiyan dernekleri, Yahudileri Filistin’e yönlendirme ve bölgedeki Hristiyan etkisini artırma amacı taşımıştır. Alman Tapınak Topluluğu, 19. yüzyılın ikinci yarısında kurduğu kolonilerle Avrupa tarzı yerleşimleri Filistin’e taşımış, Hayfa ve çevresinde tarımsal, ticari ve kültürel faaliyetlerin gelişmesine katkı sağlamıştır. Benzer şekilde, 1865’te kurulan Filistin Araştırma Fonu arkeolojik kazılar, haritalama ve coğrafi araştırmalar yürütmüş, Kudüs ve çevresinde kapsamlı incelemeler gerçekleştirmiştir.

Bölümde Avrupa devletlerinin ilgisinin yalnızca dini değil, aynı zamanda stratejik ve siyasi amaçlara dayandığı vurgulanmaktadır. Osmanlı’nın zayıflamasıyla “Şark Meselesi” tartışmaları yoğunlaşmış ve Filistin, Avrupalı güçler için stratejik bir odak hâline gelmiştir. İngiliz konsoloslukları, bölgedeki demografik yapı ve sosyal ilişkiler hakkında raporlar hazırlayarak bilgi toplamış, bu süreç bölgeye yönelik siyasi ve yerleşim politikalarının altyapısını oluşturmuştur.

Sonuç olarak bölüm, Filistin’de yürütülen araştırma, misyonerlik ve yerleşim faaliyetlerinin yalnızca akademik veya dini amaç taşımadığını; Avrupa devletlerinin siyasi ve stratejik hedefleriyle bağlantılı olduğunu ve ilerleyen dönemde gelişecek Siyonist hareket ile bölgedeki güç mücadeleleri için zemin hazırladığını göstermektedir

2.

Filistin’deki Siyonist İstihbarat ve Güvenlik Altyapısı Kurma Faaliyetleri başlıklı ikinci bölüm, Filistin’de Siyonist devletin güvenlik ve istihbarat altyapısını oluşturma sürecinde faaliyet gösteren örgütleri ele almaktadır. Bu örgütler, birbirini tamamlayan bir sistem kurarak Yahudi yerleşimlerinin güvenliğini sağlamak, istihbarat toplamak ve gençleri askeri ve güvenlik görevlerine hazırlamak amacı taşımıştır. Hashomer örgütü, bu sistemin temel taşını oluşturmuş; yerleşimlerin korunması, bekçilik görevlerinin yürütülmesi, istihbarat toplanması ve silah temini gibi işlevleri üstlenmiştir. Hashomer, savunma ve istihbaratı bütünleştirerek yerleşimlerin güvenliğini sağlamış ve Siyonist yerleşimlerin genişlemesine katkıda bulunmuştur. Hashomer’in destekleyici yapılarından LigyonHa’avoda, genç Yahudileri tarımsal ve güvenlik görevlerine dahil ederek hem ekonomik faaliyetlerin hem de yerleşim güvenliğinin bir arada yürütülmesini sağlamıştır. Bu süreç, gençlerin askeri disiplin kazanmasına ve yerleşimlerin organize bir şekilde büyümesine olanak tanımıştır. Ayrıca, Maccabi spor örgütü fiziksel dayanıklılığı artırmak ve gençleri güvenlik görevlerine uygun hâle getirmek amacıyla bir eğitim aracı olarak kullanılmıştır.1913 yılında kurulan Haroe örgütü, çobanlık faaliyetlerini istihbarat ve güvenlik amacıyla değerlendirmiş; üyeleri Arapça öğrenmiş ve Bedevi yaşam tarzını benimseyerek bölgedeki gelişmeleri takip etmiştir. Aynı yıl kurulan Gidonim örgütü, ZikhronYa’akov’daki gençler tarafından yerleşim güvenliğini sağlamak için oluşturulmuş; bekçilik, güvenlik planları, misafir kontrolü ve yerleşime gelenlerin kaydedilmesi gibi uygulamalar yürütmüştür. Tüm bu örgütlerin faaliyetleri, Filistin’de Siyonist güvenlik ve istihbarat altyapısının temelini atmış, yerleşimlerin güvenli, disiplinli ve organize bir şekilde gelişmesine hizmet etmiştir.

3.

Birinci Dünya Savaşı Sırasında Filistin’de Siyonist Gizli ve Silahlı Faaliyetler başlıklı üçüncü bölüm, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Filistin’de faaliyet gösteren Siyonist örgütlerden Hashomer’in, Osmanlı yönetimiyle resmi ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda yürüttüğü gizli askerî ve istihbarî faaliyetleri kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Savaşın başında bazı Siyonist liderler, Osmanlı ile iş birliği yaparak Yahudilerin Osmanlı ordusunda görev almasını teşvik etmiş ve ileride kullanılabilecek askerî tecrübe kazanmayı hedeflemişlerdir. Bu süreçte Yahudi nüfusunun Osmanlı vatandaşlığına geçişi desteklenmiş ve topluluğun resmî statüsü güçlendirilmiştir. Ancak savaş ilerledikçe Osmanlı yönetimi Siyonist faaliyetlerden şüphe duymaya başlamış, baskılar artmış; ev baskınları yapılmış, bazı yayınlar kapatılmış ve önde gelen liderler sürgüne gönderilmiştir. Baskılara rağmen Hashomer, silah saklama, yerleşimlerin korunması ve bekçilik sistemlerinin güçlendirilmesi gibi gizli faaliyetlerini sürdürmüştür. Örgüt, kuzey ve güney Filistin’de yeni yerleşim alanlarının güvenliğini sağlamaya çalışmış ve bazı bölgelerde yerel örgütlerle çatışmalar yaşamıştır.  1917’de bazı üyeler İngilizlerle iş birliği yaparak Osmanlı’ya karşı casusluk ve sabotaj operasyonlarına katılmış; köprü ve demiryolu sabotajları bu dönemin öne çıkan faaliyetleri olmuştur (s.200).Savaşın sonlarına doğru mali sorunlar ve iç tartışmalar örgütün istikrarını etkilemiş, Yishuv ile kaybolan paralar nedeniyle anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Tüm bu gelişmeler sonucunda Hashomer, 1920’de kendini feshederek Haganah’a katılmış ve modern Siyonist savunma yapılanmalarının temelini atan kritik bir geçiş süreci oluşturmuştur. Böylece Hashomer, hem Osmanlı döneminde gizli faaliyetler yürüten hem de Siyonist savunma ve istihbarat yapılarının gelişiminde merkezi bir rol oynayan önemli bir örgüt olarak tarih sahnesinde yer almıştır.

4.

Siyonist İstihbarat Örgütü Nili (1915-1917) başlıklı dördüncü bölüm,Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı hâkimiyetindeki Filistin’de faaliyet gösteren Siyonist istihbarat örgütü Nili’yi kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Örgüt, AaronAaronsohn, kız kardeşi Sarah Aaronsohn ve YosefLishansky öncülüğünde kurulmuş, temel amacı İngilizlerle iş birliği yaparak Osmanlı askeri hareketleri hakkında istihbarat toplamaktır. Nili üyeleri, Osmanlı birliklerinin konumları, lojistik hatları ve savunma planları gibi bilgileri İngilizlere iletmiş; bu süreçte posta güvercinleri, şifreli mesajlar ve yerel bağlantılardan faydalanmışlardır. Ancak bazı haberleşme yöntemlerinin Osmanlı makamlarının dikkatini çekmesi, örgütün izinin sürülmesine yol açmıştır.1917’de ZikhronYa’akov’da gerçekleştirilen operasyonlar, Nili üyelerinin yakalanmasına ve sorgulanmasına neden olmuştur. Sarah Aaronsohn, ağır baskılara rağmen örgütün sırlarını açıklamadan intihar etmiş, YosefLishansky ise bir süre kaçtıktan sonra yakalanmıştır. Örgütün açığa çıkmasının ardından Osmanlı yönetimi kapsamlı bir tasfiye süreci başlatmış, bazı üyeler idam edilmiş, bazıları hapsedilmiş veya sürgüne gönderilmiştir.

Buna rağmen Nili’nin İngilizlere sağladığı istihbarat, Filistin cephesindeki askeri gelişmelerde kritik rol oynamış, özellikle İngilizlerin Kudüs’ü ele geçirmesinde etkili olmuştur. Bölüm ayrıca İsrail’in sonraki dönemlerde Aaron ve Sarah Aaronsohn’u ulusal kahraman olarak anması ve hatıralarını sembolik uygulamalarla yaşatmasını vurgulamaktadır. Bu kapsamda Nili, Filistin’deki Siyonist istihbarat faaliyetlerinin hem örgütsel hem de tarihsel önemini gözler önüne sermektedir.

Kitap, Siyonist hareketin Filistin’de bir Yahudi devleti kurma hedefi doğrultusunda yürüttüğü istihbarat, göç, yerleşim ve silahlı örgütlenme faaliyetlerini incelemektedir. Osmanlı Devleti’nin zayıflayan yapısından ve Avrupa devletlerinin desteğinden yararlanan Siyonistler; toprak satın alma, göç dalgaları ve gizli örgütler aracılığıyla Filistin’de güçlü bir altyapı oluşturmuştur. Bar Giora, Hashomer ve Nili gibi örgütler hem güvenlik hem de istihbarat faaliyetleri yürütmüş, özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerle iş birliği yaparak Osmanlı aleyhine önemli bilgiler sağlamıştır. Bu süreçte kazanılan örgütsel ve askeri tecrübe, Filistin’de Siyonist etkinliğin artmasına ve İngiliz Mandası döneminde güçlenmesine zemin hazırlamış; nihayetinde İsrail Devleti’nin kurulmasına giden süreci hızlandırmıştır.

ABDURRAHMAN ALFARRA, SİYONİST İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ; OSMANLI’DAN İNGLİZ MANDASI’NA -1882-1918, EKİN YAYINLARI, İSTANBUL 2025, 320 S

Kitap Haberleri

Aile Umudu: Değerin, bağın ve sevginin izinde
Çocuklar ve gençlere rehber olacak "İslam Dini Atlası" yayımlandı
Şeyh Ahmed Yasin’in hatıratı: “Sabah Yakın Değil mi?”
“İki Eda Arası”: Modern insanın yön arayışına derin bir metin
Salih Aslan’ın “Kırmızı Başlıklı Küçük Gardiyan” romanı çıktı!