Şirketlerin ceza sorumluluğunda bir dönüm noktası: Lafarge davası
Ali Osman Karaoğlu / AA Analiz
13 Nisan 2026 günü tarihi önemdeki Lafarge davasında yeni bir gelişme yaşandı. Paris Ceza Mahkemesi, Lafarge şirketini terörizmin finansmanı dolayısıyla mahkum etti. Davanın tarihine baktığımızda esasen kar hırsının hak ihlaline dönüştüğü dramatik bir süreçle karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz. Bilindiği üzere Suriye'de 2011'de başlayan olayların 2012'de bir iç savaşa evrilmesi, birçok silahlı örgütün ortaya çıkması için uygun bir ortam hazırlamıştır.
Bu esnada Birleşmiş Milletler (BM) iç savaşın risklerine karşı yabancı şirketleri uyarmış ve bu uyarıları dikkate alan birçok yabancı şirket Suriye’den çekilmiştir. Lafarge olarak bilinen Fransız çimento devi ise Suriye’den çekilmek yerine 2010'da Celebiye yakınlarında kurduğu Lafarge Suriye Çimento (Lafarge Cement Syria) şirketi üzerinden faaliyetlerine devam etmiştir. 2012'de iç savaşın büyümesinin ardından Lafarge, yabancı uyruklu çalışanlarını Suriye dışına çıkarırken Suriyeli çalışanları ise çalıştırmaya devam etmiştir. Gelinen süreçte diğer şirketlerin çekilmesi ve bu nedenle iç piyasada çimento fiyatının artması, Lafarge Suriye için daha karlı ancak güvenlik açısından gittikçe sorunlu bir ortam yaratmıştır. Şirketin, Suriye'de hem işlerinin devam etmesi hem de çalışanlarının güvenliğinin sağlanması için başta terör örgütü DEAŞ olmak üzere çeşitli terör örgütlerine 5 milyon avrodan fazla bir para aktardığı iddia edilmiştir. Hatta bazı kaynaklar toplam para trafiğinin 15 milyon avroyu bulduğunu ifade etmektedir. Böylece Lafarge Suriye hem ham maddeye ulaşabilmiş hem ekipmanını sağlamış hem de çalışanlarını çalıştırmaya devam etmiştir. Para trafiğinin en çok 2012 ve 2014 yılları arasında yaşandığı söylenmektedir.
2016'ya gelindiğinde 11 eski Suriyeli çalışanın şikayeti üzerine Fransız makamları çatı şirket Lafarge ve eski CEO’nun da içinde bulunduğu bazı üst düzey yetkililer aleyhindeki iddiaları araştırmaya başlamıştır. Çalışanlar Lafarge şirketinin çeşitli terör örgütleriyle anlaşmalar yaptığını ve en önemlisi DEAŞ'a güvenlik ödemesi adı altında yüklü miktarda paralar aktardığını ifade etmiştir. Lafarge ise terör örgütlerine doğrudan para aktarmadığını, Lafarge Suriye’nin birtakım aracılara güvenlik amacıyla para gönderdiğini ve bunları zorlayıcı şartlardan dolayı yaptığını ifade ederek suçlamaları reddetmiştir.
Hukuki çerçeve ne söylüyor?
Terörizmin finansmanının yasaklanmasına ilişkin hukuki çerçeve 1999 ve 2001 yıllarında ortaya çıkmıştır. 1999'da "Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme" kabul edilmiştir. Öte yandan 2001'de yaşanan 11 Eylül olaylarının ardından BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1373 sayılı kararıyla devletlere iç hukuklarında terörizmin finansmanını suç olarak düzenleme yükümlülüğü getirmiştir. Böylece BM üyesi devletler uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler uyarınca ulusal ceza kanunlarında terörizmin finansmanını suç olarak tanımlamaya başlamıştır. Fransa da ceza kanununun 421-2-2 maddesine 2001'de bir ekleme yaparak terörizmin finansmanını suç olarak kabul etmiştir. Kanuna göre bir terör eyleminde kullanılabileceğini bilerek fon ya da başkaca bir parasal değer sağlayan ve bu yolla terör örgütlerini finanse edenin eylemi de terör eylemi sayılır. Burada eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğine de bakılmaz.
Mahkeme ne karar verdi?
Fransız Mahkemesi, Lafarge şirketinin ceza kanununun yasakladığı şekilde hareket ettiği ve terörizmi finanse ettiği kanaatine varmıştır. Mahkemeye göre Lafarge, DEAŞ'ın bir terör örgütü olduğu gerçeğini göz ardı edemez. Lafarge’ın DEAŞ'ı terör örgütü ilan eden BMGK kararları dahi mevcutken, gönderdiği paraların terörizm faaliyetlerinde kullanıldığını bilmemesi mümkün değildir. Lafarge’ın bu parayı güvenlik amacı veya başkaca amaçlarla göndermiş olması da sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Öte yandan şirket tarafından bu eylemlerin Lafarge Suriye şirketi tarafından gerçekleştirildiğini ve bu nedenle çatı şirket olan Lafarge'ın sorumlu tutulamayacağı iddia edilmiştir. Buna karşılık mahkeme, Lafarge Suriye’nin operasyonel ve finansal açıdan Lafarge şirketi tarafından kontrol edildiğini, mevzubahis para transferlerinin Lafarge şirketi tarafından onaylandığını ifade ederek bu iddiayı reddetmiştir.
Ayrıca Lafarge şirketi, bir yandan Fransız Mahkemeleri önünde savunma yaparken, diğer yandan da ABD Mahkemeleri önünde aynı meseleden yargılanmış suçunu kabul etmiştir. 18 Ekim 2022'de ABD'de görülen ayrı bir davada Lafarge ve Lafarge Suriye, yabancı terör örgütlerine maddi destek sağlamak amacıyla komplo kurma suçlamasını federal mahkeme önünde kabul etmiş ve yaklaşık 778 milyon ABD doları tutarında para cezasıyla müsadere ödeme hususunda yasal mercilerle anlaşmıştır. Fransız Mahkemesi ise Lafarge şirketini ve eski yöneticilerini terörizmin finansmanından ötürü mahkum etmiş, şirkete 1 milyon 125 bin avro para cezası (kanundaki en üst ceza miktarı) ve yöneticilerine de 3 ile 6 yıl arası hapis cezası vermiştir.
Lafarge davası Fransa’da bir ilki temsil etmektedir. Ancak dünyada uyandırdığı yankıya bakılacak olursa önemi Fransa’nın sınırlarını aşmaktadır. Zira ilk defa hem bir şirket hem de eski yöneticileri terörizmin finansmanından dolayı mahkum edilmiştir. Uzun yıllardır BM öncülüğünde geliştirilen ve şirketlerin insan haklarından sorumluluğu meselesini düzenleyen çalışmaların sonucunda ilk defa bir dava ceza mahkumiyetiyle sonuçlanmıştır. Lafarge davası "ticaretin tarafsızlığı" efsanesinin de sonunu getirmiştir. Daha açık ifadeyle artık para kazanmak için her yol mübah değildir. Şirketlerin Orta Doğu veya Afrika’da istediği gibi hareket ettiği ve kendi ülkelerinde hesaba çekilmediği dönem artık kapanmıştır. Ülke dışında gerçekleştirilmiş olsa dahi terör örgütleriyle ilişki biçimi iç hukukun denetimine tabi tutulmaktadır. Fransa’da yapılan yargılama ve Fransız Mahkemesi tarafından verilen karar başka ülkeler (özellikle diğer Avrupa ülkeleri) için de örnek teşkil edecektir. Nitekim devletlerin büyük çoğunluğunun ceza kanunlarında terörizmin finansmanı suç olarak kabul edilmektedir.