Kur’an’da konular neden dağınık?

Kur’ân-ı Hakîm’de metafizik âlemle ilgili âyetlerle fizikî âlemle ilgili âyetler iç içedir.

MAHMUT AY / YENİ ŞAFAK

Kur’ân-ı Hakîm’i başından sonuna ya da herhangi bir sayfasını okuyan kişi şunu fark eder: Bazı istisnalar dışında Kur’an’daki âyetler, belirli bir konu bütünlüğü içinde verilmemiştir. Kısa sûreler dışındaki sûrelerde de odaklanılan tek bir konu yoktur. Hatta sûre bir yana bazı âyetlerde bile birden fazla konunun ele alındığı görülür. Kur’an’da çok farklı alanlardaki konuların iç içe zikredildiği kolayca fark edilir.

Kur’an’ın bu hususiyetini oryantalistler bir eksiklik ve problem olarak görmüş, bu açıdan kendilerince Kur’an’ın kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışmışlardır. Mesela İskoçyalı müsteşrik William Muir (1819-1905), Kur’an’ı İncil ile mukayese etmiş ve İncil’de konuların belirli bir düzen içinde işlendiğini ve konu bütünlüğünün olduğunu ancak Kur’an’da konuların çok dağınık bir şekilde ele alındığını, konu bütünlüğünün olmadığını ve bu sebeple konuların takibinin zor olduğunu söylemiştir (The Life of Mahomet, s. XX). Muir, bu görüşünü “The Coran, and the Testimony it Bears to the Holy Scriptures” isimli eserinde de dile getirmiş ve bu yönüyle kutsal kitaplar içerisinde anlaşılması en zor olanın Kur’an olduğunu söylemiştir. Bazı müsteşrikler de kendilerince belirledikleri birtakım tuhaf yöntemlerle Kur’an’ın muhtevasını yeniden düzenleme girişimlerinde bulunmuşlardır. Mesela İskoç Richard Bell (1876-1952) “The Qur’an: Translated with a Critical Rearrangement of the Surahs” isimli İngilizce Kur’an mealinde Kur’an’ı âdeta bir terzi edasıyla kesip biçmiş ve istediği yerleri kesip dilediği yerlere yamamıştır. Bu mealin her sayfası kendince belirlediği sözde kriterlere göre anlaşılması güç tuhaf notlar ve bölümlendirmelerle doludur. A.J. Arberry gibi oryantalistler bile Bell’in bu tuhaf bölümlendirmelerini anlamsız bulmuştur. Türkiye’de de -burada adını zikretmekte fayda görmediğim- birkaç akademisyen, Kur’an’daki konu dağınıklığını bir sorun olarak görmüş ve bazı ilginç çözüm teklifleri sunmuş, örnek olarak hangi âyetlerin nereye konulması gerektiğini de belirtmiştir.

“Kur’an’da konular neden dağınık?” sorusunu şöyle cevaplayabiliriz: 1. Kur’an, masa başında yazılmış teorik bir kitap değildir. Dolayısıyla konulara göre tasnif edilmemiştir. O, yaşanan olaylar üzerine Hz. Muhammed Efendimiz’e (sav) vahyedilmiştir. Mesela -bazı istisnaları olmakla birlikte- birkaç hafta veya birkaç ay içinde inen âyetler bir sûreyi oluşturmuştur. O dönemde hangi konulara temas edilmesi gerekmişse o konularda vahiy gelmiş, böylece farklı konulardaki âyetler art arda sıralanmıştır. Bu yönüyle -teşbihte hata olmazsa- Kur’an’ı “günlük”lere benzetebiliriz. 2. Kur’an, hayat kitabıdır. Hayatımız ne kadar karmaşıksa Kur’an da o kadar karmaşıktır. Bir günlük hayatımızı düşünelim. Çok farklı rollerde pek çok ilişki kuruyor, değişik duyguları peş peşe yaşayabiliyoruz. Bazen birbiriyle alakasız iki duygu, düşünce veya davranışı art arda deneyimleyebiliyoruz. Mesela eşimizle, bir eş olmanın verdiği rahatlıkla konuşup davrandıktan hemen sonra namahrem biriyle konuşurken belirli bir mahremiyet içinde konuşuyor ve davranıyoruz. Çocuklarımızla iletişimdeyken ebeveyn rolündeyiz ama ana-babamız karşısında evlat rolünde oluyoruz. İnsan, eşiyle baş başa kalıp şehvetini tatmin ettikten kısa bir süre sonra Rabbiyle baş başa kalıp gözyaşlarıyla seccadesini ıslatabiliyor. Az önce tüm canlılarda görülen en sıradan beşerî bir zevkin peşinde koşan insan, şimdi ubudiyetin zirvesinde melekleri imrendirecek bir manevî tecrübe yaşayabiliyor. Bazen ibadetin ortasında hiç olmadık duygu ve düşüncelere kapılabiliyor bazen de sıradan beşerî ihtiyaçlarını giderirken ansızın manevî hazlar yaşayabiliyor. Bir kişi, sabah dükkanını açar, öğlen camiye gider, akşam siyasî bir toplantıya katılır. Bir gün içerisinde ticaret, siyaset ve ibadete dair pek çok durumla karşı karşıya kalabilir. Bu alanlar, hayatımızda hep iç içedir. Hayatın bu çok boyutlu dinamizmi, Kur’an’a da yansımıştır. 3. Kur’ân-ı Hakîm’de konular ilk bakışta dağınık gibi görülebilir lâkin biraz detaylı bakıldığında aslında onun tüm âyetlerinin birbiriyle insicamlı olup temel ana konular merkezinde şekillendiği görülür. Bunun pratikteki sonucu şudur: Kur’an’ın herhangi bir sayfasını okuyan kişi -tamamını okumasına gerek kalmadan- şunu görür: Onun odaklandığı üç temel konu vardır: Tevhid, nübüvvet ve ahiret. Kur’an, insanın ahlâk ve hukuk alanlarını bu temel üç konuyu merkeze alarak şekillendirmesini ister. O sebeple hukukî bir düzenleme getiren bir âyette Allah’ın otoritesine vurgu yapılır, Hz. Peygamber’in (sav) O’nun namına kanunlar getirdiği ve bu hükümlere uyup uymamanın ahiretteki karşılığı hatırlatılır. Bazen de cinsel hayatla ilgili bilgiler veren bir âyette bile Allah ile ilişkimizin nasıl olması gerektiği hatırlatılır. Bir örnek verelim: Bakara sûresinin 223. âyetinde meâlen şöyle buyurulur: “Hanımlarınız tarlalarınızdır. Tarlalarınıza istediğiniz yerden girin ve kendiniz için önceden hazırlık yapın. Allah’a karşı gelmekten sakınıp takva bilinciyle hareket edin. Ve şunu iyi bilin ki Allah’a kavuşacaksınız.” Dikkat edilirse âyette, cinsel ilişkinin pozisyonlarına dair bir açıklama yapılmakta, akabinde Allah hatırlatılmakta, takva bilincine vurgu yapılmaktadır. Eşler arasında cinsel birleşmeye dair cümlelerle başlayan âyet Allah’a kavuşmanın bir gün mutlaka gerçekleşeceğinin hatırlatılmasıyla sonlanmaktadır. Bunun anlamı şudur: Hayatınızın her alanında ve her ânında Allah’ı hatırınızdan çıkarmayın. Eşinize kavuşup cinsel ilişkiye girdiğinizde dahi bir gün Allah’a kavuşacağınızı hatırlayın ve O’na kavuşmanın özlemini içinizde canlı tutarak bundan manevî bir zevk alın. Yaşadığınız maddî ve bedenî hazlar, yaşayabileceğiniz manevî zevkleri unutturmasın.

Hâsılı, Kur’ân-ı Hakîm’de metafizik âlemle ilgili âyetlerle fizikî âlemle ilgili âyetler iç içedir. Allah’ın sıfatlarından, cennetten veya meleklerden bahseden bir âyetin hemen peşinden siyasetle, ticaretle ya da aile hayatıyla alakalı bir âyet gelebilir. İlk bakışta “daldan dala atlanıyormuş” izlenimi veren bu hususun hikmeti şudur: Kur’an ne salt bir teoloji metni ne sadece dualar içeren bir ritüel kitabı ne bir ahlak ya da hukuk metnidir. Ama tüm bunları kapsayan bir hayat kitabıdır. Hayatımızda var olan her alana Kur’an’da temas edilmiştir.

Yorum Analiz Haberleri

Gazze Soykırımı ve akademi
Dünya başka yere bakarken Kudüs kuşatılıyor
Algoritmanın gölgesinde yeni bir hiroşima
Ortak bir iflasın anatomisi: Bir kediye vasiyet yazan adamın hikâyesi…
Petrodolar belası