Konuşan duvarlar

Daha önce kurbanların yüzlerini hiç resmetmemişti. Ancak bugün, duvarlar onların yüzleriyle dolu. “Elindeki tek silahı olan sanatı kullanıyor. Bu duvar resimleri ticari değil. İfade ve anma amaçlı,” diyor Tamraz.

Hassan Ebu Qamar’ın  WRMEA’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


Dünyanın büyük bir kısmının sadece enkaz ve yıkıntılar gördüğü Gazze’de, bazı duvarlar hâlâ yaşamaya devam ediyor ve konuşuyor. Bombalanmış binalara, yıkılmakta olan okul duvarlarına ve BM sığınaklarına çizilen duvar resimleri aracılığıyla Filistinliler, susturulmaya direnen hikâyelerini anlatıyorlar. Bunlar sadece sanat eserleri değil; aynı zamanda birer anı, protesto ve hayatta kalma eylemi.

Ressamlar fırçalarını eline almış, mesajlarını iletmeye çalışıyor; bir yerlerde birilerinin görebileceğini ve dinleyeceğini umuyorlar.

Duvar resimleri uzun zamandır bir siyasi ifade biçimi olmuştur, ancak bugün soykırım ve yıkımı anlatmanın en net araçlarından biri olarak yeniden ortaya çıkmıştır.

Sesi olmayanların sesi

El-Nuseyrat ve Deir el-Belah'daki duvar resimlerinin arkasındaki sanatçılardan biri de Bilal Ebu Nahl'dır. Onun için resim artık sadece bir boş uğraş değil; vicdansız bir döneme tanıklık eden işitme engelli bir Filistinli sanatçının tanıklığı haline geldi.

29 yaşındaki Bilal, sanat yeteneğini küçük yaşlarda keşfetti. Soykırımdan önce, özel günler ve doğum günleri için portreler çizerek mütevazı bir gelir elde ediyordu. Sanat, hem tutkusu hem de geçim kaynağıydı. Ancak şimdi soykırım her şeyi değiştirdi.

Arkadaşının işitme engeli ve konuşamama durumu nedeniyle Bilal adına konuşan Mohammed Tamraz şöyle diyor: “Soykırım herkesi etkiliyor, ancak Bilal için bu durum hayatının hem kişisel hem de sanatsal yönlerini tamamen değiştirdi. Soykırım bölgesinde yaşamak sürekli bir psikolojik baskıya sebep oluyor.

Özellikle ailesinin çoğunu kaybettikten sonra Bilal, artık tek başına yaşıyor; geriye kalan tek erkek kardeşinden bile ayrı. Yine de hayalleri hâlâ canlı.”

Tamraz şöyle ekliyor: “Bilal, dünyadaki herhangi bir genç gibi. Hayalleri ve yeteneği var, ama tamamen farklı koşullarda yaşıyor.”

Bilal’in işitme engeli, soykırımı daha da zorlu hale getirmiştir. Yaklaşan hava saldırılarını duyamadığı için, saniyelerin hayati önem taşıdığı anlarda tehlike daha da artmaktadır. Patlamalar yaklaştığında arkadaşları, çılgınca el kol hareketleriyle onu uyarmak zorundadır.

Tamraz şöyle diyor: “Birçok kez, bombardımanlar yakınımızda gerçekleşti. Biz aceleyle kaçarken, o neler olduğunu anlayamıyordu. Ona işaret etmek zorunda kalıyorduk ve bu durum onda gözle görülür bir sıkıntı yaratıyor ve kendini savunmasız hissetmesine neden oluyordu.”

Buna rağmen Bilal resim yapmaya devam ediyor.

Anma

El-Saraya'daki bir duvar resminde bir adam kaktüsü kucaklıyor. (Fotoğraf: Ahmed Ebu Shawısh)

Bilal, soykırımdan çok önce duvar resimleri yapmaya başlamıştı, ancak eserlerinin temaları büyük ölçüde değişti. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken ticari talepler ortadan kalktıkça, fırçasını şehitleri anmak için kullanmaya başladı.

Daha önce kurbanların yüzlerini hiç resmetmemişti. Ancak bugün, duvarlar onların yüzleriyle dolu. “Elindeki tek silahı olan sanatı kullanıyor. Bu duvar resimleri ticari değil. İfade ve anma amaçlı,” diyor Tamraz.

Seçtiği kişiler nadiren rastgele oluyor. Birçoğu, hikâyeleri toplumu derinden etkileyen kişiler. Özellikle bir duvar resmi, onun kalbine en yakın olanı.

İsrail, güzel sesiyle tanınan 14 yaşındaki Hassan Ayyad’ı öldürdükten sonra Bilal, onu Deyr el-Belah’ta resmetmeye karar verdi. O günden beri bu duvar resmi, sanatçı için olağanüstü bir duygusal ağırlık taşıyan, sessiz bir düşünme mekânı haline geldi.

Yaratıcı hayatta kalma

Çoğunlukla Bilal’in duvar resmi yerlerini seçerken sanatsal arzudan çok hayatta kalma ihtiyacı belirleyici oluyor. “Nispeten kalabalık bölgelerde çalışmaya çalışıyor, ama aslında güvenli bir yer yok. Bombardıman her an her yerde olabilir,” diye açıklıyor Tamraz.

Malzeme bulmak da bir engel teşkil ediyor. Sanat malzemeleri kıt ve pahalı olduğundan, o ve arkadaşları kütüphanelerde ve dükkânlarda ne kalmışsa onu aramak zorunda kalıyor.

Bu kısıtlamalara rağmen, toplumun tepkisi çarpıcı olmuştur. Yaşam izlerinin sürekli silindiği bir yerde, duvar resimleri kalıcılığa benzer bir şey sunuyor. Kurbanların aileleri genellikle bu duvar resimlerini memnuniyetle karşılıyor ve sevdiklerinin duvarlarda ölümsüzleştirilmesinden dolayı minnettar oluyorlar. “Bir mahallede bir şehidin duvar resmi ortaya çıktığında, insanlar onların anısının hala yaşadığını hissediyor. Her yanından geçtiklerinde onları hatırlıyorlar,” diyor Tamraz.

Bilal, her şeyden çok devam etmek ve sanatının Gazze’nin ötesine ulaşmasını istiyor. “Sanat aracılığıyla sesimizi dünyaya duyuruyoruz. Yaşadıklarımızı ifade ediyor ve aramızdan ayrılanların anısını yaşatıyoruz,” diye açıklıyor Tamraz.

Enkazın üstesinden yükselmek

Savaşın yıkıcılığını protesto etmek. (Fotoğraf: Ahmed Ebu Shawısh)

Bu sanat biçimi yeniden ön plana çıktıkça, duvar resimleri kamusal alanda yerlerini geri kazanıyor ve parçalanmış betonu görsel bir arşive dönüştürüyor. 2024 Ocak ayında ateşkesin ardından Gazze Şehri’ni ilk kez ziyaret ettiğimde, sanki şehir kendi hikâyesini anlatmaya çalışıyormuşçasına, sokaklar adalet çağrısı yapan duvar resimleri ve sloganlarla doluydu.

Rimal mahallesinde, bombalanmış bir binanın altında, bir duvar resmi dikkatimi çekti: Kan denizine batmış bir kadın, arkasında hava saldırıları yükselirken küçük çocuğunu sıkıca kucaklıyordu. Resmin altında net bir çağrı vardı: “SAVAŞI DURDURUN.”

Günler geçtikçe sanatçılar duvarlara izlerini bırakmak için fırsatlar aramaya devam ettiler. Gazze Şehri’ni kuzeyden Beyt Hanun’dan güneydeki Refah’a kadar kesen ana arter olan Selahaddin Caddesi boyunca uzanan bu eserleri yaratmak için gereken zamanı ve beceriyi hayal ederek, karşılaştığım her an bu resimleri fotoğrafladım. Bu yol boyunca çizimler, yaşananların görsel tanıklıkları haline geldi.

El-Magazi yakınlarında, soykırımdan önceki hayatı anımsatan, aynı zamanda günümüzün acımasız gerçeklerini de gözler önüne seren bir sahneye tanık oldum. Elektrik şirketi caddeye ışıklandırmayı yeniden sağlamıştı ve ressamlar yeni duvar resimleri yapmakla meşguldü.

Arkadaşım Ahmed Ebu Shawish ile birlikteyken, bir duvar resmi dikkatimi çekti. Ondan resmin fotoğrafını çekmesini istedim. Acı bir ironi olarak, resimde yer alan kadın, yıkılmış bir yapının altında şehrin binalarına sarılıyor. Bu görüntü, Filistinlilerin inşa ettikleri ve ellerinden alınan şeylerle olan ilişkisini yansıtıyor.

Sokaklarda yürürken, bu duvar resimlerinin sadece sanat eserleri değil, belgelemeden protesto etmeye, yas tutmaktan hayata tutunmaya kadar uzanan çok katmanlı mesajlar olduğunu fark ettim.

Bu resimler, manşetlerde genellikle yer almayan bir hikâyeyi anlatıyor: anılarına tutunan, şehrini seven ve kimliğini kaybetmeden onu yeniden inşa etmek isteyen bir topluluğun hikâyesi.

Gazze halkı, dışsal vizyonlarla yeniden şekillendirilmiş bir şehir ya da gökdelenlerle dolu bir “yeni Gazze” istemiyor. Onlar, kendilerini yansıtan bir şehir istiyorlar — duvarlarda asılı sevdiklerinin yüzleri ve yıkılamayacak anılar.

El-Saraya’daki, dikenlerine rağmen bir kaktüsü kucaklayan adamı resmeden duvar resmi gibi. Gazze halkı, tıpkı o el gibi, şehirlerini olduğu gibi, tüm acısıyla kucaklıyor ve onu seviyor; çünkü dikenlerine rağmen çiçek açan kaktüs gibi, Gazze de yıkımın ortasında bile kendine özgü bir güzelliği barındırıyor.

Gazze’de, her şeye rağmen duvarlar hâlâ konuşuyor; sadece dinlemeye istekli bir dünya bekliyor.

*Hassan Ebu Qamar, Gazze'den bir Filistinli yazar, programcı ve girişimcidir ve Gazze'deki insani durumu belgelemeye odaklanmaktadır. Yazmanın yanı sıra, Hassan iş ve teknolojiye derin bir tutku duymaktadır ve endüstri mühendisliği okumayı umut etmektedir. Filistinli genç yazarların sesini duyurmayı amaçlayan We Are Not Numbers (WANN) projesinde eğitim almaktadır.

Filistin Haberleri

İngiltere'deki sözde STK’lardan işgalci siyonistlere 28 milyon sterlin bağış
Hamas: Batı Şeria'daki yıkımlar açık bir savaştır
Sadece bombardıman değil: Gazze’de savaş nasıl yaşamlara mal olmaya devam ediyor?
Soykırımcı askerlerin, Batı Şeria'da 7 aylık bebeği öldürdüğü saldırının görüntüleri ortaya çıktı
BM: Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı yeniden açıldı