İsrail’in Silahlarının Parasını Amerikalılar Ödüyor
Stephen Semler / Responsible Statecraft - Perspektif
Trump yönetimi, ABD vergi mükelleflerinin sadece kendi askeri maceralarını değil, İsrail’inkileri de finanse etmesini bekliyor.
İsrail’in savaşlarına yönelik Amerikan sübvansiyonlarının sona erdirilmesi, Senatörler Bernie Sanders, Chris Van Hollen, Jeff Merkley ve Peter Welch’in yakın zamanda, Başkan Donald Trump’ın onayladığı ve çoğu doğrudan ABD stoklarından gelen 659 milyon dolarlık İsrail’e bomba satışına karşı Ortak Red Kararları sunmalarının nedenlerinden biridir.
Sanders yaptığı açıklamada, “İsrail’in aşırılıkçı hükümetinin Gazze, İran ve Lübnan’da yol açtığı korkunç yıkım göz önüne alındığında, Amerikan vergi mükelleflerinin şu anda yapması gereken en son şey, Netanyahu hükümetine 22.000 yeni bomba sağlamaktır” dedi.
Van Hollen ise, “Kongre, vergi mükelleflerinin finanse ettiği bombaların Netanyahu hükümetine transferini durdurmak da dahil olmak üzere, Trump yönetiminin savaş politikasını durdurmak için elimizdeki tüm araçları kullanmalıdır” diye ekledi.
Senatörler, bu silah anlaşmalarında ABD vergi mükelleflerinin rolünü vurgulamakta haklılar. Bunların satış olarak rapor edilmesi, gerçekte kimin ödediğini gizliyor. ABD’nin İsrail’e yaptığı silah satışlarının büyük çoğunluğunu İsrailliler değil, Amerikalılar ödüyor.
ABD’nin İsrail’e yaptığı silah satışlarının bedelini gerçekte kim ödüyor?
ABD’nin İsrail’e yaptığı silah satışları, en azından geleneksel anlamda, gerçek bir satış değildir. Bu silah anlaşmalarında İsrail’in alıcı konumunda olması, finansör olduğu anlamına gelmez. Bu durum, silah satış bildirimlerinde açıkça belirtilmiştir.
Federal Register’da yayınlanan İsrail’e yapılan en son dört silah satışını ele alalım: zırhlı personel taşıyıcıları için 740 milyon dolar, taktik araçlar ve aksesuarlar için 1,98 milyar dolar, saldırı helikopterleri ve ilgili silahlar için 3,8 milyar dolar ve çok amaçlı helikopterler ve parçaları için 150 milyon dolar. “Potansiyel Alıcı” başlığından sonra, tüm bu bildirimlerde İsrail Hükümeti yer almaktadır.
“Finansman Kaynağı” başlığının altında ise hepsinde Yabancı Askeri Finansman (FMF) yazmaktadır; bu, İsrail’in yılda en az 3,3 milyar dolar aldığı ABD askeri yardım programıdır.
Pratikte İsrail’in silah alımlarında kullanabildiği bir tür hediye kartına dönüşüyor. Bu hediye kartının bedelini ise ABD vergi mükellefleri ödemek zorunda kalıyor. 6,7 milyar dolarlık silah satışlarında İsrail finansmanının tek izi, finansman kaynağı satırında FMF’nin ardından Ulusal Fonlar’ın yer aldığı taktik araç anlaşmasında görülüyor.
Peki, Sanders ve diğerlerinin itiraz ettiği 22.000 bombayı içeren iki satış ne durumda? Her iki anlaşma da FMF tarafından, başka bir deyişle ABD vergi mükellefleri tarafından finanse ediliyor.
Elbette bu küçük bir örneklem. Ancak dört yıllık silah satış verileri aynı hikayeyi anlatıyor: ABD’nin İsrail’e sattığı silahların çoğunun bedelini İsrail değil, ABD vergi mükellefleri ödüyor.
Bu gerçek, silah satışlarının ekonomik gerekçesini çökertiyor. Bu satışların ABD’ye kayda değer bir yabancı yatırım getirdiği iddiası da böylece geçerliliğini yitiriyor. Geriye sadece, savaş yanlılarının askeri harcamaları savunurken sık sık başvurduğu o sorunlu istihdam yaratma söylemi kalıyor.
İstihdam argümanı, zayıf bir ulusal güvenlik gerekçesinin kendiliğinden kabulüdür. Ülkenin varoluşunu gerçekten ilgilendiren bir politika, istihdam yaratma gibi sıradan terimlerle pazarlanmak zorunda kalmazdı. Güvenlik gerekçesi tek başına yeterince ikna edici olurdu.
Askeri harcamalar, bir hükümetin istihdam yaratmak için başvurabileceği en verimsiz yol. İstihdamı artırmak için askeri yardımı kullanmak, bir film izlemek için uçak bileti satın almaya benzer: Evet, uçakta film var; hayır, bu masrafı haklı çıkarmaz.
Bu benzetme bile cömert sayılır. Askeri harcamalar ile istihdam arasındaki ilişki apaçık değildir. 1985’te ABD’nin askeri bütçesi 295 milyar dolardı — bugünün parasıyla 746 milyar dolar — ve ABD silah endüstrisinde 3 milyon işçi çalışıyordu. 2021 yılına gelindiğinde, ABD askeri bütçesi reel olarak 132 milyar dolar artarak 879 milyar dolara ulaşırken, silah endüstrisindeki işçi sayısı 1,1 milyona düşmüştü. Askeri harcamaların enflasyonun %18 üzerinde artmasına rağmen, silah endüstrisindeki istihdamda %63’lük bir düşüş yaşandı.
Biden döneminde, ABD vergi mükellefleri İsrail’e yapılan 18 milyar dolarlık silah “satışını” finanse etti
Amerikan silah satışları ya ABD hükümeti aracılığıyla (“Yabancı Askeri Satışlar”) ya da ticari (“Doğrudan Ticari Satışlar”) olarak gerçekleştirilir. Her ikisiyle ilgili verileri sırasıyla Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı’nın (DSCA) Tarihsel Satış Defterleri ve Savunma Ticaret Kontrol Müdürlüğü’nün (DDTC) Bölüm 655 Raporları aracılığıyla topladım. Her iki yıllık yayın da onaylanmış silah satışlarının değerini hesaplamaktadır.
Biden yönetimi, 13,2 milyar dolardan fazla ABD hükümeti aracılı satış ve 8,7 milyar dolardan fazla ticari satış dahil olmak üzere, İsrail’e 22 milyar dolarlık silah satışına izin verdi. DSCA raporuna göre, hükümet aracılı anlaşmaların %90’ı ABD askeri yardımıyla finanse edildi.
DDTC raporu finansman kaynağını belirtmiyor, ancak İsrail’in ticari satışlara harcadığı bildirilen FMF fonlarının yıllık ortalama payına göre %68 makul bir tahmin. (1)
Sonuç olarak, ABD vergi mükellefleri, Biden döneminde İsrail’e yapılan 17,8 milyar dolarlık silah satışını finanse etti — 11,9 milyar doları hükümet aracılı, 5,9 milyar doları ticari — bu, 2021–2024 arasındaki 22 milyar dolarlık satışın %81’ini oluşturuyor. Bu, satış kılığına girmiş yaklaşık 18 milyar dolarlık sübvansiyondur.
ABD vergi mükellefleri, Trump dönemindekinin aynısını değil, geri ödemeyi hak ediyor.
___
1-Hesaplama: (ABD tarafından finanse edilen, hükümetin aracılık ettiği satışlar × (3/2)) ÷ 3 = tahmini ABD tarafından finanse edilen ticari satışlar ($11.853.699.354 × (3/2)) ÷ 3 = $5.926.849.677