İsrail'in iç savaşları tetikleme faaliyetleri

​​​​​​​Süreçte İsrail, ülkeleri savaştırmak için önce ülkelerin içindeki dinamikleri harekete geçirme çabasına girişti.

Betül Soysal Bozdoğan / STAR

ABD'nin İran'ı vurmasında hiç şüphesiz ana motivasyon kaynağı İsrail'in sapkın argümanlarıdır. ABD'nin Çin ile yarışı, ikinci neden olarak gösterilebilir.

İsrail'in teolojik, sapkın, takıntılı ve yayılmacı politikaları bugün Ortadoğu'yu ateş topuna çevirdi. Ve fakat bu ateş, sönümlenebilir bir kıvamda. Türkiye, Körfez ülkelerini suhulette tutabilmek için azami çaba sarf ediyor. Çünkü Siyonist aklın fitne planı çok büyük.

İstiyorlar ki; Müslüman ülkeler mezhepsel farklılıklar üzerinden birbirini tüketsin, yıllarca savaşsın. Azerbaycan'dan Afganistan'a, Pakistan'dan Türkiye'ye, İran'dan Suudi Arabistan'a, Mısır'dan Katar'a kadar çok büyük bir savaş tezgahlıyorlar.

Bölgedeki ülkelerin hassas noktalarını biliyorlar. Sünnilik ve Şiilik üzerinden çok gerilmiş ülkeler mevcut.

Suriye'de Nusayri-Şii azınlık iktidarı elli sene boyunca çoğunluk olan Sünnilere hükmetmişti. Şu an Sünniler iktidarda ve fakat Cumhurbaşkanı Şara sürekli İsrail medyasının suikast tehdidine muhatap oluyor.

Bahreyn mezhepler üzerinden en gergin ülkelerden biri. Çoğunluk olan yüzde yetmiş Şii toplum, Sünni iktidar tarafından yönetilmekte. Şiiler adeta gettolaşmış ve topluca bir arada yaşamaktalar. Şiilerin bulunduğu alan duvarlarla çevrilmiş durumda. Ve son gelen haberlere göre; zaman zaman sokaklar ateşe veriliyor ve ayaklanma denemeleri yapılıyor.

Çok dinli, çok mezhepli ve çok etnik yapılı bir sistemi olan Lübnan'da da iç savaş ihtimali çok yüksek görünüyor. Son haftalarda İsrail ile savaşmaya odaklı Hizbullah'ın misyonu, ülkedeki diğer gruplar tarafından desteklenmiyor. Ve İsrail Lübnan'ı daha da zayıflatmak için istihbari, siyasi ve medya faaliyetleriyle fitne tohumu ekiyor.

Mezhepsel çatışma bağlamında üç ülkeden örnek verdim ama bölgenin tamamına bakıldığında bu potansiyel mevcut.

Süreçte İsrail, ülkeleri savaştırmak için önce ülkelerin içindeki dinamikleri harekete geçirme çabasına girişti.

O nedenle Türkiye olarak biz de kendi içimize bakmalıyız. Süreçte agah ve uyanık olmalıyız.

Özellikle sosyal medyada İrancılık yaparak Sünnileri kışkırtma çabasına girişen beşinci kol faaliyeti yürüten ve Mossad'ın amaçlarına hizmet eden hesaplar mevcut.

Toplum içinde fitne uyandırılmaya çalışılıyor, gerekli müdahaleleri anlık olarak yapmalı ve halkımız içindeki hoşgörü ve kuşatıcı dili muhafaza etmeliyiz.

İSRAİL'İN KABUL EDİLEMEZ ÜÇ HAİN HAMLESİ!

İsrail, haftalardır Lübnan'ı havadan vurmakta. Bununla beraber karadan asker sokarak da işgale yeltendi. Ve gelinen aşamada İsrail, işgali resmen duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın İsrail sınırında bulunan köy ve beldelerdeki tüm evleri yıkacaklarını açıkladı.

Türkiye'nin geniş halkada güvenliği düşünüldüğünde Lübnan önemli bir ülke.

Lübnan'daki gelişmeler, güneyden çok yakın bir coğrafya olması hasebiyle Türkiye tarafından da dikkatle takip edilmekte. Son zamanlarda Türkiye iç siyasetinde "Lübnan, Suriye'ye katılmalı" argümanları dillendirilmeye başlandı.

Lübnan'ın İsrail tarafından işgal edilmesi, Lübnan'ın su kaynaklarının ve stratejik noktalarının siyonistler tarafından ele geçirilmesi kabul edilemez bir gelişmedir.

İsrail'in ikinci kabul edilemez adımı, Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılması oldu. Müslümanların bayram namazı kılmasına bile izin verilmedi. Amaçları bölgesel savaşla birlikte o hengamenin içinde Mescid-i Aksa'yı yıkmak.

Şunu bilmeliler ki; Bölgesel savaş da çıkmayacak, Mescid-i Aksa da kıyamete kadar ayakta kalacak ve Filistinliler de özgür olacak.

Gelelim İsrail'in son faşist adımına; İsrail Meclisi, Filistinli esirleri hedef alan idam cezası yasasını onayladı.

Hukuksuz biçimde gözaltına aldıkları binlerce Filistinliyi, yine hukuksuz biçimde yargılıyor ve sonrasında da yine hukuksuz biçimde yıllarca hapishanede işkence altında tutuyorlardı. Şimdi ise en hukuksuz biçimde Filistinlileri ipe çekmek için yasa çıkartıyorlar.

Bu gelişme elbette tüm dünyada tepki çekti.

İsrail'in faşist ve zalim bir yapı olduğunu sadece bu bölge biliyordu, son üç yıldır artık tüm dünya net bir şekilde görmeye başladı. Bu uygulama hayata geçerse, kendini en doğru biçimde anlatmış olacak.

Hani, İran'ın rejimini değiştirmek için çabalıyorlar ya... Asıl değişmesi gereken uydurma dini saplantılara odaklı faşist İsrail rejimi değil de nedir?

Benim inancım, rejimin değiştirilmesi değil, İsrail terör yapısının toptan ortadan kaldırılmasıdır. O da çok uzak olmayan bir zaman diliminde gerçek olacak inşallah, emin olunuz.

Yorum Analiz Haberleri

Kemalist tarihle yüzleşme zamanı
Suça sürüklenen çocuklar: Şiddetin statüye dönüştüğü toplumsal koşullar
Körfez’de İran savaşı ile değişen güvenlik paradigması
Abdest: Suyun ötesinde bir arınma
“Enerji krizi küresel ekonomiyi Covid’den daha sert vuracak”