İran ile savaşa karşı çıkıp istifa eden Joe Kent, istihbarat geçmişiyle öne çıkıyor

ABD'de ülkesinin İran'a saldırılarını "vicdanen destekleyemeyeceğini" belirterek dün istifa eden Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent'in askeri ve istihbarat geçmişi, siyasi kariyeri ve bağlantılarıyla öne çıktığı görülüyor.

45 yaşındaki Kent, yaklaşık 20 yıl ABD ordusunda görev yaptı.

Bu süreçte özel kuvvetler birliği olan "Green Beret" bünyesinde 11 kez yurt dışı görevine katılan Kent, özellikle terörle mücadele ve düzensiz savaş alanlarında tecrübe kazandı.

Askeri kariyerinin ardından ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) bünyesinde paramiliter görev üstlenen Kent, burada doğrudan sahada yürütülen gizli operasyonlarda yer aldı.

Paramiliter görevler, klasik istihbarat faaliyetlerinden farklı olarak, silahlı unsurlarla yürütülen, yerel güçlerin eğitilmesi, operasyonların planlanması ve gerektiğinde çatışma sahasında aktif rol alınmasını kapsayan faaliyetler olarak biliniyor.

Bu kapsamda Kent, askeri tecrübesini istihbarat operasyonlarıyla birleştirerek özellikle Orta Doğu merkezli terörle mücadele çalışmalarında aktif rol oynadı.

Kent, daha sonra Donald Trump'ın 2020 başkanlık seçim kampanyasında terörle mücadele danışmanı olarak görev aldı. Bu süreç, Kent'in Trump ile yakın ilişkiler kurmasına zemin hazırladı.

NBC röportajında Trump'a övgü

Kent'in kişisel hayatı da kariyerinde belirleyici unsurlardan biri oldu. ABD Donanmasında görevli kriptolog olan eşi, 2019'da Suriye'de DEAŞ'a karşı yürütülen operasyon sırasında hayatını kaybetti.

Kent, 6 Eylül 2020'de ABD merkezli NBC News'te kaleme aldığı görüş yazısında, Donald Trump ile ilk kez bu olayın ardından Delaware'deki Dover Hava Üssü'nde bir araya geldiğini aktardı.

Söz konusu görüşmede Trump'ın kendisine taziye dileklerini ilettiğini ve ailesiyle yakından ilgilendiğini belirten Kent, Başkan'ın "empati ve düşünceli yaklaşımının" kendisinde derin bir etki bıraktığını ifade etti.

Kent, yazısında, Trump'ın askerlerin hayatına değer verdiğini savunarak, "askeri gücü yalnızca gerekli olduğunda kullanma" yaklaşımının, ABD askerlerine duyulan saygının bir göstergesi olduğunu vurguladı.

ABD'nin 11 Eylül sonrası yürüttüğü savaşları da eleştiren Kent, önceki yönetimlerin "sonsuz savaşlar" politikası nedeniyle binlerce askerin hayatını kaybettiğinin ve trilyonlarca dolarlık maliyet oluştuğunun altını çizdi.

Trump'ın ise yeni savaşlardan kaçınan ve gerektiğinde hızlı müdahale eden bir politika izlediğini savunan Kent, bu yaklaşımın ABD dış politikasında önemli bir değişime işaret ettiğini belirtti.

"(İran ile savaş) Çok kanlı olurdu"

Kent, 2 yıldan fazla bir süre önce ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği bir röportajında, ABD'nin İran'a olası müdahalesini değerlendirmişti.

ABD'nin İran'a olası müdahalesi sonrası meydana çıkabilecek savaşa yönelik yorumda bulunan Kent, "Çok kanlı olurdu. Hava savunmalarının bir kısmını alt edebileceğimizden ve içeri girip bir şok ve dehşet harekatı daha düzenleyebileceğimizden hiç şüphem yok. Ama yine de Irak'taki şok ve dehşet harekatının uzun vadede gerçekten işe yaramadığını gördük." ifadelerini kullanmıştı.

Kent, İran'ın diğer Orta Doğu ülkelerinin birçoğundan daha uzun süredir orada bulunduğunu belirterek, ABD'nin İran'a olası saldırısında İran halkının liderlerinin etrafında daha da toplanacağı değerlendirmesinde bulunmuştu.

ABD'nin İran'a saldırısı durumunda, ekonomik olarak Çin'in fayda sağlayacağı görüşünü paylaşan Kent, "Çin'in en çok istediği şey, askeri sanayi üssümüzü Doğu Avrupa'da, Ukrayna'da bir savaşa adamamız ve ardından konvansiyonel askeri gücümüzü, kanımızı ve hazinemizi Orta Doğu'ya geri çevirmemizdir; bu da Pasifik'i gerçek sınırımız haline getirecek ve Çin'in saldırganlığına karşı son derece savunmasız bırakacaktır. Ya da Çin, bu iki farklı cephede savaş alanında kan kaybederken ekonomik olarak da kan kaybetmemizi izleyecektir." demişti.

İki başarısız kongre adaylığının ardından Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğü

Kent, istihbarat ve askeri kariyerinin ardından siyasete atılarak Washington eyaletinden 2022 ara seçimlerinde iki kez Kongre üyeliği için aday oldu ancak seçimleri kazanamadı. Bu süreçte, özellikle sağ popülist ve müdahale karşıtı söylemleriyle öne çıktı.

ABD'de yayın yapan PBS kanalının Beyaz Saray muhabiri Liz Landers'in aktardıklarına göre, ABD merkezli antisemitizm ve nefret suçlarıyla mücadele alanında faaliyet gösteren "Anti-Defamation League" ile aşırılık yanlısı hareketleri izleyen ve hukuki mücadele yürüten "Southern Poverty Law Center" gibi kuruluşlar, geçen yıl Senato onay sürecinde Kent'in aşırı sağ figürlerle geçmişteki bağlantılarına dikkat çekerek adaylığına karşı çıktı.

2025'te Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğüne aday gösterilen Kent, Senatoda yapılan oylamada 52'ye karşı 44 oyla onaylanarak göreve başladı.

Kent'in, Trump yönetimi içinde "yabancı savaşlara karşı" daha mesafeli bir yaklaşımı temsil eden isimlerden biri olduğu belirtiliyor.

ABD'nin terörle mücadele politikalarının koordinasyonunda kritik rol oynayan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi, farklı istihbarat kurumları arasında bilgi paylaşımını sağlamak ve tehdit analizleri üretmekle görevli bulunuyor.

Geçen yıl bu merkezin direktörlüğü görevine gelen Kent'in döneminde, ABD'nin özellikle Orta Doğu'daki güvenlik politikaları ve İran merkezli gelişmeler ön plana çıktı.

Aşırı sağ bağlantıları ve tartışmalar

Kent'in ismi, siyasi kariyeri boyunca bazı tartışmalarla da gündeme geldi.

Sky News'ün haberine göre Kent'in, aşırı sağcı gruplarla ilişkili bazı isimlerle temas kurduğu, seçim kampanyası sürecinde bu kişilerden destek aldığı ve danışmanlık hizmeti aldığı yönünde eleştiriler dile getirildi.

Ayrıca Kent'in, 6 Ocak 2021'deki Kongre baskınına ilişkin komplo teorilerine mesafe koymaması ve 2020 başkanlık seçimlerine dair tartışmalı iddiaları reddetmemesi da eleştiri konusu oldu.

Senato onay oturumu sırasında Kent, ABD federal ajanlarının 6 Ocak 2021'deki ABD Kongre Binası saldırısını kışkırttığı yönündeki iddiaları ve Trump'ın 2020 başkanlık seçimini kazandığı yönündeki tartışmaları desteklediği görüldü.

Kent, dün görevinden istifa etmişti

Kent, sosyal medya hesabından dün paylaştığı istifa mektubunda, "İran'daki devam eden savaşı vicdanen destekleyemem." değerlendirmesinde bulunarak, İran'ın ABD ulusu için yakın bir tehdit oluşturmadığı halde ülkesinin, "İsrail'in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle" bu saldırıları başlattığı yorumunu yapmıştı.

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Kent, mektubunda şunları kaydetmişti:

"Bu yönetimin başlarında, yüksek rütbeli İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasının etkili üyeleri, 'Önce Amerika' platformunuzu tamamen baltalayan ve İran'la savaşı teşvik etmek için savaş yanlısı duyguları eken bir dezenformasyon kampanyası yürüttü. Bu yankı odası, İran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturduğuna ve şimdi saldırmanız durumunda hızlı bir zafere giden açık bir yol olduğuna inanmanızı sağlamak için kullanıldı. Bu bir yalan ve İsraillilerin bizi binlerce en iyi erkek ve kadınımızın hayatına mal olan felaket Irak savaşına sürüklemek için kullandıkları aynı taktiktir. Bu hatayı tekrar yapamayız."

Kent, görevi süresinde 11 kez çatışmaya katıldığını aktararak, "Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan bir savaş için" ülkesinin gelecek neslini "savaşmaya ve ölmeye göndermeyi destekleyemeyeceğini" vurgulamıştı.

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü, Başkan Trump'a hitaben yazdığı mektubunu, "Umarım, İran'da yaptıklarımızı ve bunu kimin için yaptığımızı düşünürsünüz. Cesur adımlar atmanın zamanı şimdi. Yönünüzü değiştirip, ulusumuz için yeni bir yol haritası çizebilirsiniz yahut çöküşe ve kaosa doğru daha da sürüklenmemize izin verebilirsiniz. Kartlar sizin elinizde." ifadesiyle tamamlamıştı.

Dünya Haberleri

Küba: Washington yönetimi Küba halkını kolektif olarak cezalandırıyor
2030'da dünyada 512 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kalacağı öngörülüyor
Tel Aviv’de 2 Siyonist, İran'ın misilleme saldırısında öldü
ABD yönetiminden İran savaşı istifası geldi
Belçika, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına katılmayacaklarını açıkladı