HAKSÖZ HABER
Siyonist işgal çetesinin barbarca saldırılarına karşı Gazze’de destansı bir direniş gösteren izzet ve şeref nesli, cephede işgalcilere göz açtırmazken ümmetin yüzünü ak etmeye devam ediyor. Küresel istikbarın ve yerli işbirlikçilerinin tüm teknolojik üstünlük ezberlerini bozan direniş erleri, sadece askerî başarılarıyla değil, arkalarındaki sarsılmaz iman ve adanmışlık duvarıyla da tarihe geçiyor.
Şehadete Uğurlayan Anneler: Direnişin Sönmeyen Meşalesi
Gazze’den yansıyan bir kare, bu davanın neden yenilemeyeceğinin en somut nişanesi oldu. İzzet ve adalet mücadelesinin öncü gücü olan Kassam Tugayları’na mensup mücahit Muhammed Ferhad, cepheye gitmeden önce kendisini dualarla uğurlayan annesiyle helalleşiyor...
كـــالخنساء حينما ودعت نجلها محمد فرحات .. تودع والدة الشهيد القسامي محمد المصري نجلها ضمن وصيته حيث كانت الحدث الأبرز ، متوشحة كما نجلها بعصبة القسام ، تلك العصبة التي قدمت ولا زالت تقدم خيرة أبنائها في سبيل الله و رفعة الدين???? pic.twitter.com/RqYPhphJnE
— سعادة الأيام (@AlayamS33848) June 12, 2026
Batı destekli Siyonist propaganda aygıtlarının "terör" ya da "çaresizlik" anlatılarıyla karalamaya çalıştığı Gazze halkı, tam aksine çocuklarını ümmetin onurunu korumak üzere adanmışlık bilinciyle meydanlara salıyor. Bu uğurlama; sadece bir vedayı değil, nesiller boyu aktarılan diriliş bilincini, evladını Allah yolunda feda etmekten çekinmeyen sarsılmaz bir imani duruşu simgeliyor. Annelerin bu metaneti, cephedeki mücahitlerin en büyük manevi azığı olmaya devam ediyor.
Siyonistlerin "Seçkin" Yalanı İzzet Karşısında Yerle Bir Oldu
Direnişe ait sosyal medya hesaplarından derlenen arşiv bilgilerine göre, işgal ordusunun en korunaklı ve sözde "en seçkin" birliklerine yönelik gerçekleştirilen çok etkili bir pusu operasyonunda, Siyonist çetenin onlarca askeri tamamen etkisiz hâle getirildi. Operasyonu başarıyla sevk ve idare eden Kassam komutanlarından şehid Ebu Ala, çatışma alanından canlı olarak ele geçirilen ganimet silahıyla birlikte ümmete selâm gönderdi.
Aktarıldığına göre, ön saflarda yer alan Ebu Ala, geri adımı ve tavizi bilmezdi... Sarsılmaz iradesi, cesareti ve fedakârlığıyla mücadele tarihine iz bıraktı. Erez Askerî Üssü’nde bulunan soykırımcı seçkin Nahal Tugayı’na mensup subay ve askerlerden hiçbiri saldırıdan sağ çıkamadı. Allah’ın düşmanlarının kalplerine saldığı korku onları savaşamaz hâle getirmiş, büyük bir bozguna sürüklemişti. Henüz hayatlarının baharındaki genç mücahitler, yıllarca “yenilmez” olduğu söylenen ordunun imajını yerle bir etmiş ve onu alay konusu hâline getirmişti.
Şehit Ebu Ala el-Yazeci
— FİMED - TR (@Fimedderneg) June 12, 2026
İşgalci askerlerden ele geçirdiği eşyaları yanında taşımaya neden bu kadar önem veriyordu? Allah katındaki sırrı neydi?
Mübarek El Kassam Tugayları Beyt Hanun Taburu’nun seçkin birliğinin komutanı, 7 Ekim’deki (Aksa Tufanı) sınır geçişinin önce… pic.twitter.com/g9JOaS0hOO
Siyonist basın ve küresel medyanın yenilmezlik miti üzerine kurduğu o parıltılı "seçkin birlik" efsaneleri, adanmış bir avuç mücahidin taktiksel dehası ve imanı karşısında bir kez daha tarumar oldu. Komutanın elindeki işgalciye ait ganimet silahı; sadece askerî bir başarıyı değil, batılın hak karşısında ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyor.
Gazze Tünellerinde Yükselen Sancak: "Aziz Sahabe Ömer bin Hattab Sokağı"
İşgalcilerin tüm yeraltı tespit teknolojilerine rağmen direnişin en büyük kalelerinden biri olmaya devam eden Saraya el-Kuds (İslami Cihad) tünellerinden paylaşılan bir görsel ise direnişin fikrî ve tarihî köklerine ışık tutuyor. Yeraltındaki lojistik ve intikal hatlarından oluşan geniş tünel ağındaki caddelerden birine asılan tabela oldukça dikkat çekici: "Aziz Sahabe Ömer bin Hattab Sokağı"
"شارع الصحابي الجليل عُمر بن الخطاب"
— الرادع المغربي ???????????????????? (@Rd_fas1) June 12, 2026
شارع تحت ارض غزة ضمن شبكة انفاق سرايا القدس pic.twitter.com/v2Tkn3QIEi
Bu isimlendirme, Gazze’deki direnişin salt bir toprak ya da ulus mücadelesi olmadığının; aksine Kudüs’ü ilk kez özgürleştiren, adaletiyle yeryüzünü aydınlatan Hz. Ömer’in (r.a.) mirasını ihya etme davası olduğunun açık bir ilanıdır. Mücahitler, Siyonist işgale karşı kazdıkları tünelleri Asr-ı Saadet bilinciyle, adalet mizanıyla ve fetih ruhuyla ilmek ilmek örüyor. Bu tüneller, Kudüs’ün yeniden Hz. Ömer’in adaletine kavuşacağı günün müjdecisi olarak yerin altında bir izzet medeniyeti gibi yükseliyor.