“Gazze, ‘bu dünyacı’ bütün ideolojilerin suçüstü yakalandığı bir dönüm noktası olmuştur”

“Gazze dünyanın dört bir tarafındaki zulmün, haksızlıkların ve bütün dünyayı içine alan kapitalizm ve neoliberalizm virüsünün ve ona destek veren ‘bu dünyacı’ bütün ideolojilerin suçüstü yakalandığı bir dönüm noktası olmuştur. Gazze burada bir semboldür.”

Kapitalizmin Piyasa Mantığına Başkaldıramayanlar Gazze’deki Zulmü Durdurabilirler mi?

Mehmet Ulukütük / Kritik Bakış


Gazze’deki zulmü ve soykırımı sadece bir grup etno-milliyetçi Siyonist Yahudi ile Hamas arasındaki bir çatışmadan ibaret görmek ya da Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki çatışma olarak okumak hem geçmişi hem de geleceği yanlış okumaktır. Bilakis mesele kapitalizmin güncellenmiş versiyonu olan neoliberalizmin kendisine meydan okuyanlar arasında en zayıfları seçip adım adım bütün rakiplerini ya içine alıp eritme ya da yok etme stratejisinin bir parçasıdır. Gazze neoliberal dünyayla her türden barışı ve uzlaşıyı reddettiği için toplu bir soykırımla karşı karşıya kalmıştır. Tıpkı Mısır’da Muhammed Mursi’nin başına gelenlerde olduğu gibi. Hatta bir benzerini Nicolás Maduro liderliğindeki Venezula’da da görebilirsiniz. Neoliberal dünyanın kapitalist piyasa mantığı Darwin ekonomisini Gazze üzerinde adeta gözlerimize sokarcasına somutlaştırmaktadır. Gazze, bu dünyayı güçlü olanın güçsüz olanı doğal seleksiyona (yok etmeye) uğrattığı bir dünya olarak değil adil bir dünya hayali kurduğu için, kapitalist piyasa mantığının kurallarına uymadığı için cezalandırılmaktadır. O halde Gazze’de olan bitenlere şahit olup yüreği yanan dünyadaki bütün insanların cevaplaması gereken asıl soru şudur: Kapitalist piyasa mantığına başkaldırmadan Gazze’deki zulmü durdurmak mümkün müdür?

Kritik bakış sitesinde başladığım yazılarımda ısrarla kapitalizm ve neoliberalizm eleştirisi yapmaya çalışıyorum. İçimizde sinsi bir virüs gibi yayılan, hiçbirimizin doğru dürüst farkına bile varmadığı bir tehlikeyi anlatmaya çalışıyorum. Öyle bir virüs ki her geçen gün eğitimden sağlığa, hukuktan gündelik pratiklere hayatımızı sarmal gibi kuşatıyor. Dünyanın gözü önünde gerçekleşen Gazze’deki soykırım işte tam da bu vasatta gerçekleşiyor. İnsani olarak dünyanın büyük bir kısmı bu vahşete her fırsatta tepki gösteriyor, hatta bazı devletler bile açıktan karşı çıkıyor, kınıyor, lanetliyor kabul edilemez olarak görüyor ama hiçbiri İsrail’i durduramıyor. Peki, bütün bir dünyayı karşısına almak pahasına İsrail, Filistin’e ve özellikle Gazze’ye bunca zulmü, soykırımı reva görecek gücü nereden alıyor? Amerikan’dan mı? Peki, Amerika nereden alıyor bu gücü? Silahtan mı? Peki, silahlar nereden alıyor bu gücü?  Ekonomiden mi? Peki ekonomi bu gücü nereden alıyor? Kapitalizm ve onun güncellenmiş versiyonu olan neoliberalizmden mi? Peki neoliberalizm bu gücü nereden alıyor? Bütün bir dünyayı neoliberal dünyaya baş eğdirmesinden, tabi kılmasından alıyor. Çünkü neoliberalizme yenilmiş dünyanın insanları zaman zaman duygusal olarak zulme ve haksızlıklara tepki gösterebilir ama kolektif bir güç olarak zulme fiilen engel olamazlar. Zira neoliberalizmi tam da bunun için inşa edildi. Neoliberal dünyada herkes kendi çıkarının peşinde koşan birer homo economicus’a dönüştüğünden kötülük karşısında vicdani iç çekişler ve üzüntüler dışında yapabileceği kimsenin hiçbir şey yok.

Meselesini vahametini anlatabilmek için şunu özellikle ifade etmeliyim: Birleşmiş Milletlerin birbirinden farklı paradigmalara sahip beş daimi ülkesi arasında neoliberalizme bağlılık noktasında herhangi bir farklılık yok. Sadece yöntemlerinde ve stratejilerinde bazı farklılıklar var. Politik olarak sağda yer alanlar ya da sol da yer alanlar arasında da neoliberalizme bakış arasında paradigma ya da mahiyet farkı yok. Sadece arasında bazı derece farkları söz konusu. Din meselesi bile kapitalizmin gölgesinde ele alınıyor. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam ile kapitalizm arasında çeşitli bağlantılar kuruldu, ilişkiler keşfedilmeye çalışıldı. Sonuçta dinler bile kapitalizm merkeze konularak ele alınmaya başlandı. Görünen o ki kapitalizm her dinden kendisine taraftar bulmakta zorlanmamaktadır.

Kapitalizm neoliberal formatta bütün dünyayı içine almış durumda. Neoliberal dünya daimi bir rekabet ve mücadele alanıdır. Bu alanda her şey pazarlık konusu edilebilir, para her şeyi satın alabilir, her şey alınır satılı bir meta haline gelebilir. Yeter ki fiyatta anlaşma sağlansın, gerisi teferruattır. Genelde Filistin özelde de Gazze neoliberal dünyanın üzerinde pazarlık yapıp anlaştığı bir ülkedir. Her şey neoliberal usullere uygun yapıldığı için ve bütün dünya neoliberal yaşam tarzına iliklerine kadar bağlı olduğu için insani olarak bir takım tepkiler gösterse de soykırımı durdurmaya hatta yavaşlatmaya bile kimsenin gücü yetmemektedir.

Özelde Gazze’deki zulme ve soykırıma genelde ise dünyadaki bütün haksızlıklara, sömürüye, karşı çıkabilmenin, dur diyebilmenin yolu öncelikle kapitalist piyasa mantığına dur demekten geçmektedir. Kapitalist yaşam pratiklerine gömülmüş insanlar, zaman zaman ekranlarda dramatik manzaralar gördüklerinde kısa süreli üzüntü duysalar da bu manzaralara zamanla alışmakta, her şey gibi duygularını ve vicdanlarını tüketmektedir. Hâlbuki Gazze’deki soykırımın arkasındaki mantığı anlarsak onunla sadece duygularımızı ve vicdanlarımızı tüketerek değil gerçekten mücadele edebiliriz. Hatta mücadelemizde ciddi ve kararlı olduğumuz, bunu bir hayat tarzı haline getirdiğimiz takdirde dünyanın herhangi bir yerinde ikinci bir Gazze yaşanmayacaktır.

Gazze, sadece Filistin’in bir şehrindeki insanları, Siyonist Yahudiler de İsrail’de yaşayan bir grup insandan ibaret değil. Aslında Gazze dünyada neoliberalizmin her türden baskı zulüm ve haksızlıklar altında inleyen dünyanın bütün mazlumlarını temsil ediyor. Siyonist Yahudiler de neoliberalizmin ağababalarını temsil ediyor. Yaşadığınız şehre yakından bakarsanız, ara sokaklarına girerseniz, etrafınızdaki ilişkilere ve olaylara dikkatlice bakarsanız, mazlum ve zayıflara kulak verirseniz her tarafta bir Gazze’nin olduğunu görürsünüz. Aynı şekilde baktığınız da her köşede bir Siyonist Yahudi de görebilirsiniz. Yanı başımızdaki Gazze’ye sahip çıkmadan, onu korumadan, onun için bir şeyler yapmadan uzaktaki Gazze için bir şey yapmak mümkün müdür? Ya da yapacağımız sadece “tatlı tatlı” üzülmekten ibaret kalmayacak mıdır?

Piyasa mantığına itikat derecesinde iman ederek elindeki mallarına gerçekte hiçbir karşılığı olmayan fahiş zamlar yapıp kazandıkça kazanan, her gün neoliberal dünyanın kurucularına rahmet okuyan, yaptıklarını “işinize gelirse” veya “parası olmayan almasın kardeşim” söylemleriyle meşrulaştıran bir esnaf Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mıdır?  İsçilerine hak ettikleri ücreti ve imkânları vermeyen, piyasanın bunu gerektirdiğine inanan, dürüst ve hakkaniyetli olursam kaybederim, piyasadan silinirim diye düşünen, “işine gelmeyen çalışmasın kardeşim bana işçi çok” diyen bir işveren Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mıdır?  Kiracının maddi zorluklarına, kendisinin maddi imkânlarına bakmayan ama adına piyasa denen canavarın her söylediğini emir telakki eden, kiraya insafa ve vicdana sığmayan zamlar yapan, “işine gelmiyorsa çıkarsın kardeşim bana kiracı mı yok” ya da “piyasa bu, işine geliyorsa” diyen bir ev sahibi Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mıdır?  Ne okuduğunu, niçin okuduğunu bilmeden, ya vakit geçirmek ya da sırf para kazanmak için üniversite sıralarını işgal eden, anlamayan, sorgulamayan, sadece not ve kariyer odaklı hareket eden bir üniversite öğrencisi Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mıdır?  Maaşını ve akademik kariyerini hayatının merkezine alan, ne anlattığı, niçin anlattığıyla ilgili bir bilince sahip olmayan, hangi batılı bilgi fabrikasının bayisi olduğunun dahi farkında olmayan bir akademisyen Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mıdır?

Hastalarını müşteri olarak gören, hastasına ekonomik durumuna göre muamele eden, devlet hastanesinde farklı, özel hastanede farklı muayenesinde ise apayrı kişiliklere bürünen bir doktor Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mıdır?  En çok parayı vereni haklı çıkarmak için bin bir türlü yollara başvuran bir avukat, adalete, vicdana ve bağlama bakmadan kanunlarda ne yazıyorsa uygulayan bir hâkim Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mı?  İnsanları sadece Allah için sevmek ya da Allah için buğz etmek yerine, yüzeysel ilişkilere ve iltimaslara gelecekteki çıkarları için yatırım yapan, arkadaşlık ve dostluğu sosyal sermaye olarak görüp bütün sosyal sermayeyi de ekonomik sermayenin aracı haline getiren bir karakter Gazze’deki zulme dur diyebilir mi? Ya da dur deme hakkı var mı? Toplumun birbirini kandırmak için türlü yollara başvurduğu, toplumun yarısının diğer yarısının ödediği faizlerle zenginliğine zenginlik kattığı bir yerde Gazze’deki zulme dur deme imkânı var mıdır? Uzaktaki Gazze için oturduğu yerden üzülmek kolay ama yanı başındaki Gazze için nefsini, kazanma dürtüsünü yenip adil ve hakkaniyetli olanı yapmak çok mu zor geliyor bize?

Tarihin bazı dönüm noktaları vardır. Bu dönemlerde insanlar aldığı karar, takındığı tutum, niyet ettiği gayeler uğruna yaptıkları kadar anlam ve değer kazanırlar. Gazze bu anlamda dünyanın dört bir tarafındaki zulmün, haksızlıkların ve bütün dünyayı içine alan kapitalizm ve neoliberalizm virüsünün ve ona destek veren bu dünyacı bütün ideolojilerin suçüstü yakalandığı bir dönüm noktası olmuştur. Gazze burada bir semboldür. İçimizdeki Gazze’ye de coğrafi olarak uzaktaki Gazze’ye yardım etmenin, zulümlere dur demenin yolu bellidir. Kapitalist piyasa mantığı ve neoliberal çıkar savaşına her alanda, her yerde, her zaman dur demek. Bunun evvel emirdeki yolu da iktisat anlayışımızı değiştirmektir. Çünkü iktisat meselesi, itikat meselesidir.

·

Yorum Analiz Haberleri

Endülüs’te kalan selâm
Modern çağın yeni firavun dili
Neo-Royalizm, Trump yönetimi ve ortaya çıkan uluslararası sistem
Soğuk savaş sonrası yeni hegemonya mücadelesi
Teknoloji karşısında ailenin imtihanı