Eğlenmek için mahkûmlara işkence yapan Alman gardiyanlar yargılanıyor

Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Augsburg-Gablingen Cezaevi’nde, 100’den fazla mahkûma çıplak tecrit, dondurucu betonda bekletme ve darp yoluyla sistematik işkence yapıldığı deşifre oldu.

"Almanya Federal Cumhuriyeti tarihinin en büyük cezaevi skandalı..." Bu çarpıcı ifadeler, eski Federal Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger’e ait. Ülkenin güneybatısındaki bir cezaevinde mahkûmlara yönelik sistematik işkence, darp ve aşağılama uygulamalarını ortaya çıkaran dev araştırma dosyasının sonuçları, Almanya gündemine bomba gibi düştü.

Alman kamu yayıncıları ve bağımsız gazetecilerin ortaklaşa yürüttüğü derinlemesine araştırma, Bavyera eyaletinde bulunan Augsburg-Gablingen Cezaevi’nde temel insan haklarının ayaklar altına alındığını deşifre etti. Raporda, mahkûmlara yönelik "sistematik" ve "kasıtlı" işkencelerin yürütüldüğü, bazı gardiyanların ise bu zalimce uygulamaları sırf eğlenmek ve vakit geçirmek amacıyla gerçekleştirdiği ortaya çıktı.

Aslında konu Alman medyasında ilk kez 2024 yılının sonlarında adli şikâyetlerle gündeme gelmişti. Ancak Bavyera Radyo Televizyonu (BR) ve ARD şebekesinde yayınlanan "Kontraste" programının imza attığı son araştırma dosyası, skandalın boyutlarının tahmin edilenin çok daha korkunç olduğunu kanıtladı. Soruşturma dosyasına giren gardiyanların kendi aralarındaki WhatsApp yazışmaları, içeride kurulan sadist düzeni gözler önüne serdi.

Dondurucu Betonda Çıplak Tecrit ve Cezaevi Doktorunun İsyanı

Sorumluların deşifre olmasında en büyük rolü, cezaevinin eski doktoru Katharina Baur oynadı. Yaşanan vahşeti ilk dile getiren isim olan Baur, soruşturma makamlarına kan donduran tanıklıklar sundu. Dr. Baur, mahkûmların haftalarca tamamen çıplak bir şekilde tecrit hücrelerinde tutulduğunu, dondurucu beton zemin üzerinde hiçbir yatak, yorgan veya battaniye olmaksızın yatırıldıklarını aktardı. Yaşadığı derin üzüntüyü gizlemeyen Dr. Baur, "Burada insana karşı bilinçli ve sistematik bir aşağılama söz konusuydu. Bir insanın nasıl bu kadar gaddarlaşabileceğini aklım almıyor, bunu anlayamıyorum" dedi.

Mağdur mahkûmlardan Milan G.’nin avukatı Martin Loibl ise müvekkilinin gördüğü ağır işkenceler nedeniyle şu an psikiyatrik tedavi gördüğünü belirtti. Avukat Loibl, gardiyanların müvekkilini döverken aldıkları keyfi açıkça belli ettiklerini ve içeride tam bir sadizmin hüküm sürdüğünü ifade etti.

"Mutlak Diktatörlük" Kurmak İsteyen Cezaevi Yönetimi

Araştırma dosyasının en tehlikeli boyutu ise cezaevi yönetiminin bu suça doğrudan ortak olması. Soruşturma müfettişlerine göre, cezaevinin o dönemki kadın müdür yardımcısı, özel olarak eğitilmiş ve ağır silahlara sahip gardiyanlardan oluşan "Güvenlik Grubu" adlı bir birim kurdu. Bu birimin tek amacı 100'den fazla mahkûmu sistematik olarak ezmek ve aşağılamaktı.

Müdür yardımcısının gardiyanlara gönderdiği bir mesajda, cezaevi içinde "mutlak bir diktatörlük" kurmak istediğini yazdığı ve mesajın sonuna gözlerini kapatan maymun emojisi eklediği tespit edildi. Müfettişler, müdür yardımcısının mahkûmlara fiziki olarak bizzat vurmadığını ancak işkence seanslarına katılarak gardiyanları cesaretlendirdiğini ve olayların üzerini örttüğünü saptadı. Kadın yöneticinin, bir mahkûmun işkence görmesinin ardından, "Gardiyanlar mahkûmun çok acı çekmesinden memnun kaldılar ama gösteri daha iyi olabilirdi; çünkü dayak sırasında yeterince gülmediler" şeklinde feci bir mesaj attığı da belgelendi.

Savcılık soruşturmasına göre, cezaevinin eski başmüdürü de tüm bu yasadışı uygulamalardan ve hukuka aykırı tecrit cezalarından haberdardı; ancak mesaisinin büyük kısmını evden (home-office) yürüterek olaylara göz yumdu.

Denetçilere Karşı "Starbucks" Oyunu ve Bakanlığı Yanıltma

Skandalın bürokratik boyutu da oldukça organize yürütülmüş. İşkenceyi Önleme Ulusal Mekanizması’ndan gelen bağımsız müfettişlerin cezaevi kapısında kasıtlı olarak saatlerce bekletildiği, bu sırada içerideki delillerin karartıldığı ve denetçilere sadece özel olarak süslenmiş, şartları iyi durumdaki hücrelerin gösterildiği anlaşıldı. Cezaevi yönetiminin Bavyera Adalet Bakanlığı’nı da kasıtlı olarak yanılttığı iddia ediliyor. Bavyera Adalet Bakanlığı ise davanın hassasiyeti gerekçesiyle açıklama yapmaktan kaçındı.

Kaburga Kırıkları ve Beton Hücre Deneyi

Cezaevindeki tecrit odalarının, aslında sadece kendisine veya çevreye zarar verme riski olan mahkûmların geçici süreyle tutulması gereken yerler olmasına rağmen, bir ceza ve eziyet aracı olarak kullanıldığı belirlendi. Eski mahkûm Günther E., bir gardiyanın hücresine girerek kendisini feci şekilde darp ettiğini, daha sonra mahkemenin gardiyanların yalan ifadelerine inanarak kendisine "memura mukavemetten" ceza verdiğini anlattı. Günther’in tıbbi kayıtları, bu dayak nedeniyle kaburgalarında çok sayıda kırık oluştuğunu belgeliyor.

Araştırmayı yürüten gazetecilerin, bir uzmana beton zeminli hücre şartlarını test ettirmek için yaptırdıkları deney ise çarpıcı bir sonucu ortaya koydu: Denek, çıplak beton üzerinde sadece iki saat kaldıktan sonra uyumanın imkansız olduğu bir acı rapor etti; dördüncü saatin sonunda ise vücutta kalıcı hasar oluşma riski nedeniyle deney apar topar durduruldu. Cezaevindeki bazı mahkûmların ise bu hücrelerde iki hafta boyunca aralıksız tutulduğu anlaşıldı.

13 Gardiyan ve Yönetici Hâkim Karşısına Çıkıyor

Augsburg Savcılığı, aralarında eski cezaevi müdürü ve yardımcısının da bulunduğu 13 gardiyan ve yönetici hakkında "görevi kötüye kullanarak nitelikli kasten yaralama ve işkence" suçlarından resmi iddianame hazırladı. Soruşturma kapsamında 330'dan fazla şahit dinlendi, 17 cep telefonundan çıkan 2,6 milyon WhatsApp mesajı tek tek incelendi ve 185 mahkûmun tıbbi kayıtları geriye dönük tarandı.

Ekim 2024'ten beri konudan haberdar olmasına rağmen somut adım atmakta geciken Bavyera Adalet Bakanlığı ise muhalefetin ve insan hakları örgütlerinin sert eleştirilerinin hedefinde. Davanın ilk duruşmasını sabırsızlıkla beklediğini söyleyen mağdur mahkûm Milan G., "Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Eğer işkenceci gardiyanlardan biri benden özür dilemek isterse, özrünü kabul edeceğim" diyerek adalete olan inancını dile getirdi.

Dünya Haberleri

Bosch, İsrail'deki yapay zeka ve AR-GE merkezini kapatıyor
AB'nin yolsuzlukla mücadeleyi güçlendiren kuralları yürürlüğe girdi
Sumud Filosu aktivisti: İsrail ordusunda 'işkence etmekten zevk alanlar' var
Rusya uçak yakıtı ihracatını durdurdu
Obama'nın başkanlık dönemindeki Beyaz Saray hesabı hacklendi