Eğer biz onları bundan önce bir azapla helâk etseydik...

"Eğer biz onları bundan (peygamberden veya Kur'an'dan) önce bir azapla helâk etseydik, şüphesiz şöyle diyeceklerdi: 'Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, böyle zillete düşmeden ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık ya!' "

Eğer biz onları bundan (peygamberden veya Kur'an'dan) önce bir azapla helâk etseydik, şüphesiz şöyle diyeceklerdi: 'Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, böyle zillete düşmeden ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık ya!' (Taha: 134)

Evet, eğer onları peygamberden önce gelen bir azapla helâk etseydik, onlar şöyle diyeceklerdi: Ya Rabbi, keşke bize bizden istediklerini anlatacak bir elçi gönderseydin. Keşke bize bir peygamber gönderseydin de rezil rüsva olmadan ondan faydalansaydık. O peygamber sayesinde sana senin istediğin gibi kulluk yapsaydık ta helâkten kurtulanlardan olsaydık diyeceklerdi. Eh işte geldi elçimiz. Şimdi deseler ya bunu. Şimdi yönelseler ya kulluğa. Şimdi korunmaya çalışsalar ya rezillikten, zilletten.

Evet bir elçinin gelmesini mi bekliyoruz şu anda bizler? İşte elçi, işte Kur’an. Eğer şu anda bizler de sıkıntılı bir dünya yaşıyorsak kesinlikle bilelim ki bunun tek sorumlusu bizleriz. Kesinlikle bilelim ki bu durumdan tek kurtuluş yolumuz da Allah’a teslim olmaktır.

BASAİRUL KUR’AN

Allah Teala bu âyet-i kerimede, kâfirlerin inatçı olduklarını iman etme­mekte direttiklerini, kendilerini imana davet eden Peygamberlerin gönderilme­lerine rağmen tutarsız gerekçeler ileri sürdüklerini beyan ediyor.

Onlar bu ayetler kendilerine okunuyor diye bir an bile rezilliğe ve perişanlığa düşmemişlerdi. Bu onların kesin olan akıbetlerinin tasvirinden ibarettir. Onlar burada zillete düşecek ve perişan olacaklardı. Herhalde onlar orada böyle diyeceklerdi “Ey Rabb’imiz, bu rezilliğe ve perişanlığa düşmeden önce bize bir peygamber gönderseydin ya.” İşte size peygamber. Artık tutacak bir dalları kalmamıştır. Bundan böyle ne bir özür ne de mazeret ileri sürebilirler!

FİZİLALİL KUR’AN

1. Zemahşerî, ayette geçen "min kablihî" (ondan önce) ifadesindeki zamirin nereye döndüğünü netleştirir. Ona göre bu zamir iki şeye işaret edebilir:

Hz. Muhammed (s.a.v.): "Biz onları peygamberi göndermeden önce helâk etseydik..."

Kur'an-ı Kerim: "Biz onları Kur'an'ı indirmeden önce helâk etseydik..."

Her iki ihtimalde de netice aynıdır: Allah, insanlara rehberlik edecek ve yollarını aydınlatacak bir hüccet (kesin delil) sunmadan onları cezalandırmamıştır.

2. İlahi Adalet ve "Hüccet" İlkesi

Zemahşerî, "İlahi Adalet (Adl)" prensibini bu ayet üzerinden temellendirir. Onun yorumuna göre:

Allah, insanları bir elçi ve kılavuz göndermeden cezalandırsaydı, insanların Allah'a karşı öne sürecekleri haklı bir bahaneleri (mazeretleri) olurdu.

Ayet, insan aklının tek başına iyi ve kötüyü bulmada yeterli olabileceğini kabul etse bile, şeriatın (dini hükümlerin) ve peygamberlik kurumunun insanı tam anlamıyla bağlayıcı kılan esas unsur olduğunu gösterir. Peygamber gelmeden verilen bir ceza, insanların "Bilmiyorduk, uyarılsaydık yapardık" demelerine yol açardı. Allah ise bu kapıyı peygamber göndererek kapatmıştır.

3. "Levlâ" Edatının Dilbilimsel İncelenmesi

Zemahşerî bir dil dâhisi olarak ayetteki "Levlâ" (Keşke / ...olsaydı ya) edatına dikkat çeker. Buradaki ifade bir pişmanlık ve hayıflanma cümlesidir.

Zemahşerî, bu ifadenin onların ahiretteki çaresizliğini, suçluluk psikolojilerini ve dünyadaki inatçılıklarının arkasına sığınmaya çalışacakları sahte mazeretleri çok iyi özetlediğini belirtir.

Özetle Zemahşerî'nin Bakışı:

Tâhâ 134, Allah'ın kullarına asla zulmetmediğinin, onlara doğruyu seçmeleri için peygamberler ve kitaplar vasıtasıyla her türlü imkanı ve mühleti verdiğinin en büyük kanıtıdır. Peygamber geldikten sonra artık hiç kimsenin "Ben duymadım, bilmiyordum" deme lüksü kalmamıştır.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

“‘O, Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!’ dediler”
"Ailene namazı  emret, kendin de ona sabırla devam et"
"Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem de daha süreklidir"
“Kâfirlerin sözlerine karşı sabret”
Eğer Rabbinin, geçmişteki bir sözü ve tayin edilmiş bir süre olmasaydı…