“Edebiyatımız hayata karışmalı, hayatın içine girebilmeli ve gücü yettiğince müdahil olmalıdır”

Kahramanmaraş’ta “Hayata Yön Veren Edebiyat” konulu bir konferans veren Ali Emre, “Edebiyatımız hayata karışmalı, hayatın içine girebilmeli ve gücü yettiğince müdahil olmalıdır” dedi.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde yazar-şair Ali Emre ile  “Hayata Yön Veren Edebiyat’’ başlıklı konferans programı gerçekleştirildi.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İnsan Hakları ve Özgür Gençlik Öğrenci Topluluğu’nun organize ettiği programa dinleyici olarak çeşitli fakültelerden öğrenciler ve akademi camiası yoğun ilgi gösterdi.

Sunuculuğunu İnsan Hakları ve Özgür Gençlik öğrenci topluluğu başkanı İsmail Yılmaz’ın yürüttüğü program Teknik Bilimler MYO Müdürü Prof. Dr. Celal Kurşun’un açılış konuşmaları ile başladı. Daha sonra sunum konuşmaları için yazar-şair Ali Emre mikrofonu aldı.

Yazar heyecanını “30 yıldır bir şekilde Türkiye ve Türkiye dışında bir yerlere gidiyorum ama şu heyecan hiç azalmış değil” sözleri ile dile getirdi. Ardından bu heyecanı çalışmaya, gayret etmeye, konuşmaya ve yazmaya kullanarak ömrümüzü tamamlama temennisinde bulundu.

Günümüzde gençlerin imkân hususunda kendi gençlik dönemlerine nazaran ne kadar şanslı olduklarını dile getiren Emre, örnek olarak yaşadıkları durumu “3 arkadaş Kastamonu’da harçlığımızı biriktirip İstanbul’da bir yazarımızı görmeye diye yola çıkmıştık ama gittiğimizde yazarı göremedik.” diyerek ifade etti.

Modern Edebiyat’ın “çağları aşan değil, çağını/zamanını anlatan” olması gerektiğini savunan yazar, “Günümüzde bazı genç yazarlarımız gündemden uzak, bunalım, karamsarlık, hüzün temalı yazılar yazmakta. Hâlbuki bu zamana kadar bu topraklarda yaşayan insanlar zor zamanlarda dahi yaşama sevincini kaybetmemiştir.” dedi ve ardından bu zamandan örnek olarak soykırım altında olan Filistin halkının yaşananlara rağmen birlik-beraberlik duygusu, aile kurma/koruma hususunda ellerinden geldiğince dikkat ettiklerine değindi.

Ali Emre aynı zamanda bilindik ideolojik yazar/şairlerin eserlerinde kendilerine ait dünya görüşlerini gördüğümüzü ve “Bu zamanda da yazar/şairin ve sanatçının ‘çağının tanığı’ olması gerekiyor” diyerek kendisinin de gelecekte “kendi çağını anlatan yazar/şair” olarak anılmak istediğini söyledi.

Filistin direnişinin edebiyata yansıtılması gerektiğini belirten yazar “2023 Frankurt Kitap Fuarı’nda Filistinli bir kadına ödül vermek istediler diye töreni iptal ettiler. 2024’te The American Book Fest programında Gazze konusu işlenecek korkusuyla bu programı da iptal ettiler” dedi. Emre konuşmasında “Bunları önemsemeliyiz. Ben bir insanım aynı zamanda bir müslüman ve bir edebiyatçıyım. Bunlar elbette benim gündemimde ve bu zamanda her edebiyatçının eserlerinde bu meseleden söz etmesini bekleriz. Aksi takdirde eserinde yoksa hayatında da yoktur. Hayatına yansımıyorsa ilgilenmiyordur” diyerek modern edebiyatçının “çağının tanığı” olması noktasında takınması gerektiği tavrı belirtti.

Edebiyatın yanında sanat/kültür dünyasında da gündeme değinilmesi gerektiği vurgusunu yapan yazar, “ Yahudiler 70-80 yıl sinema, sanat/kültür aracılığı ile kendilerini sevimli gösterdiler.” diyerek bu zamanda müslümanların da “Çağrı” filminin dünyaya etkisi gibi tekrardan etki etmesi gerektiğini dile getirdi.

“Bir şiirde ne ararız? sorusuna cevaben 1. Bütünlük, 2. Kendisine bir ‘için’ , 3. Özgünlük/orijinallik, 4. Güçlü bir söz diyagramı, 5. Ve en önemlisi gerekçe” diye belirten Emre, bizim edebiyatımızın tüm dünyada ses getirmesinde bu maddelerin önemine ve bunu başaran örnek kimselerden Sezai Karakoç’a atıfta bulundu.

Hayatının dönüm noktasını onu kitap okurken gören hocasının “kitap okumayı seviyor musun?” sorusuna cevaben “hem de çok, sırf bunun için çalışıyor elde ettiğim para ile de kitap alıyorum” demesi üzerine hocası ertesi gün 267 tane kitabı kendisine hediye etmesi üzere hayatının değiştiğini dile getirdi. Emre “İnsanın karşılaşacağı en güzel hediye iyi bir öğretmendir, kendim de öyle bir öğretmen olmaya çalıştım. Gece saat kaç olursa olsun öğrencime anlamadığı o konuyu anlattım. Bin tane dikene su veriyorsak o bir tane gül oluşsun diye”  diyerek bir gaye gütmek gerektiğini ifade etti.

Emre, dinleyicilere  “ Hangi alanda çalışırsanız çalışın, lütfen bir dil, bir spor dalı ve kültür/sanatın bir kolu ile ilgilenin. Kitap girmeyen her eve kötülük girer, lütfen kitap okuyun.” tavsiyelerinde bulundu. Ayrıca kıymetli şair Mehmet Akif’e ve onun bu zamana kadar gelmiş en iyi şair olduğuna özellikle değindi.

Sözlerini “Edebiyatımız hayata karışmalı, hayatın içine girebilmeli ve gücü yettiğince müdahil olmalıdır. Arızaları edebiyat ile iyileştirmeli, güzelleştirmeliyiz. Siz gençlerimize bu yüzden çok değer veriyoruz.” diyerek bitiren Emre, soru-cevaptan sonra okurları için kitaplarını imzaladı.

Program Prof. Dr. Celal Kurşun’un Ali Emre’ye TBMYO Kuyumculuk Programı’nın özel olarak ürettiği gümüş üzerine KSÜ logosunun işlendiği bir hediye takdim etmesi ve hatıra fotoğrafının çekilmesi ile sona erdi.

Haber: Hira Nur Oğuz

Foto: Bengü Atlamış

Etkinlik-Eylem Haberleri

Muş’ta Sumud Filosu’na destek eylemi
"Sumud ve Uluslararası Hukuk" konferansı düzenlendi
İnönü Üniversitesi’nde “Bilgi ve Değer” konferansı düzenlendi
Amasya’da "Gazze’den Doğu Türkistan’a Sorumluluklarımız" konuşuldu
Özgür-Der Batman Şubesi gönüllülerinden Suriye’ye ziyaret