HAKSÖZ HABER
Dijitalleşme ve kitle iletişim araçlarının küresel siyaseti şekillendirmedeki rolü her geçen gün artarken, sosyal medya fenomenlerinin (influencer) dezenformasyon ve kamuoyu algısını yönlendirmedeki stratejik işlevi tartışılmaya devam ediyor. Nimet Orbay, kaleme aldığı analizinde, dijital mecraların ve influencer ağlarının modern dönemde nasıl birer siber cepheye dönüştürüldüğünü, Siyonist İsrail’in Gazze soykırımı özelinde masaya yatırıyor.
"Ekran Meydanının Yeni Silahı: Influencer"
Geleneksel çatışma alanlarının dijital platformlara kaydığını belirten Nimet Orbay, özellikle Ortadoğu'daki işgal ve propaganda süreçlerinde sosyal medyanın bir aparat olarak nasıl konumlandırıldığını vurguluyor:
"Savaşın er meydanından ekran meydanına geçişinde, düşman bildiklerini artık sadece ateşli silahlarla yok edemeyeceklerini bilen bu yapı, yeni ve modern silahına yepyeni bir isim bulmuştu: İNFLUENCER."
Siyonist yapılanmanın kamuoyunu manipüle etmek ve küresel imajını düzeltmek adına başvurduğu yöntemleri, insanlık tarihinin kadim güç savaşlarına benzeten Orbay, analizinde şu tespitte bulunuyor:
"Firavun, kurduğu faşist ve kirli düzene halkı inandırıp boyun eğdirmek için sihirbazlarını nasıl kullandıysa; Siyonist yapı ve kravatlı sözcüleri de aynı yöntemi kullanmaktan geri kalmadıkları gibi bunu güç zehirlenmesi ve sarhoşluğuyla açık açık servis etmekten de endişe duymuyorlar."
"Dijital Alan Şerrin Öncüleri Tarafından İşgal Edildi"
İnternet altyapısını ve teknoloji devlerinin sunduğu algoritmik avantajları elinde bulunduran odakların, dezenformasyon süreçlerini çok daha hızlı yönettiğine dikkat çekilen yazıda, hakikat savunucularının bu alandaki gecikmişliği de bir özeleştiri olarak sunuluyor. Orbay, dijital alanın inşasındaki boşluğa dair şunları söylüyor:
"Dijital alan, yazık ki iyilerin kullanmaya geç kaldığı alanlardan biri. Hayrın havarileri durumun önem ve ehemmiyetini kavrayana kadar şerrin öncüleri ve kötülüğün en bariz hâli Siyonistler bu alanı hem teşekkül hem de işgal etmişti..."
Hakikatin Elçisi Olma Çağrısı
Analizinin sonuç kısmında, küresel ölçekte yürütülen bu sistematik algı operasyonlarına ve dezenformasyon duvarlarına karşı, vicdan sahibi içerik üreticilerinin ve dijital aktivistlerin sorumluluk alması gerektiği ifade ediliyor. Nimet Orbay, kurulan bu modern illüzyona karşı durabilecek alternatif ve dik bir duruşun elzem olduğunu belirterek yazısını şu çağrıyla noktalıyor:
"Âlemlerin Rabbine iman ettik”, “Musa’nın ve Harun’un Rabbine” haykırışlarıyla ilan ettikleri iman manifestosuna ve cesaretle bezenip ilim ile yoğrulan dik duruşlarına, mazlumun sözcüsü, hakikatin ulağı olmaya talip influencer’ların çoğalması sadece erdem değil, aynı zamanda elzemdir de..."