Devrimin kıvılcımının tutuştuğu yerden

Muhammed Ata, Suriye’de devrimin kıvılcımının tutuştuğu yer olan Dera’dan yazdı...

MUHAMMED ATA / HAKSÖZ HABER

Henüz yaz mevsimine girerken bile zirveleri karla kaplı olan Cebel-i Şeyh Dağı’nı izliyoruz. Her ne kadar kurak görünse de bu dağ, hemen aşağısında bulunan Beyt Cin ve Kuneytra gibi Bilâd-ı Şam’ın en doğal güzelliklerini besliyor. Beyt Cin ve ötesindeki ırmaklar ile pınarlar hem çok gür hem de içilecek derecede tertemiz. Suları izlerken, İsrail’in buralara ilerlemesindeki amaçlardan birinin de bu su kaynakları olduğunu düşünmeden edemiyor insan.

Ancak tartışmasız asıl sebep, Golan ve Cebel-i Şeyh’in her iki taraf için de bölgeye hâkim, yüksek ve stratejik öneme sahip noktalar olmasıdır. Hafız Esed’in yönetime gelmek için Golan’ı sattığı yönünde ciddi argümanlar ve tanıklıklar bulunmaktadır. O dönemde savunma bakanı olan Esed, radyodan “Kuneytra düştü” ilanında bulunarak birliklere bölgeden geri çekilme emri verir. İsrail ordusu ise bu ilandan ancak 24 saat sonra bölgeye girebilir.

Cebel-i Şeyh ise Şam’ın fethi sırasında, içerideki sorunlarla uğraşan mücahidlerin meşguliyetini ve stratejik dağın boşaltılmasını fırsat bilen İsrail tarafından işgal edilir. Sonraki dönemlerde bazı bakanlar ve bizzat Netanyahu bölgeye gelerek açıklamalarda bulunur. Tıpkı Golan’da olduğu gibi, buradan geri çekilmeye niyetli olduklarına dair herhangi bir olumlu işaret de bulunmamaktadır.

Yolda ilerlerken otostop yapan iki kişiyi aracımıza alıyoruz. Nereye gittiklerini sorduğumuzda, “Şakhab’a gidiyoruz” diyorlar. Şakhab bölgesi, Moğolların ağır bir hezimet yaşadığı önemli savaş meydanlarından biridir. Şeyhülislâm İbn Teymiyye’nin de katıldığı ve insanları savaşa teşvik ettiği bu geniş savaş meydanını görmek, bir yandan şanlı tarihi hatırlatırken diğer yandan ciddi bir moral veriyor; Müslümanların en zor dönemlerinde bile Rablerine tevekkül edip cihada yöneldiklerinde en güçlü düşmanlarını nasıl hezimete uğrattıklarını düşündürüyor.

Orduya yeni katılan gençlerle tanışıyor, sohbet ederken Suriye devriminin neden Dera’dan başladığını daha iyi anlıyoruz. Yaşları 18 ile 25 arasında değişen bu gençlerde bir soyluluk, ciddiyet ve bedevî asaleti göze çarpıyor. Boylarının uzunluğu ve genetik olarak güçlü oluşları her hâllerinden belli oluyor. Yaklaşık bir buçuk aylık ayrılığın ardından aileleriyle yaptıkları görüşmelerde bile sızlanmadan, ciddi ve vakur bir şekilde konuşmalarına tanık oluyoruz. Dersler sırasında ise ciddiyet ve ilginin yanında keskin bir kavrayış gözlemliyoruz. Birliklere dağıtım amacıyla yapılan mülakatlarda aralarında çok sayıda üniversite ve lise mezunu bulunduğunu görmek de ayrıca dikkat çekiyor.

Dera bölgesinin bir diğer özelliği ise Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem), küçük yaşlardayken buraya kadar gelip Rahip Bahira ile görüşmesi ve mübarek ayaklarının bu topraklara basarak burayı bereketlendirmesidir. Suriye’ye gelenlerin Busra’yı ziyaret etmeden dönmeleri büyük bir kayıp olacaktır.

Buranın bir başka meziyeti de, Abdulaziz et-Tarifi’nin “Etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksâ’ya en yakın bölgeler daha bereketlidir; bu bereket merkezden çevreye doğru yayılır, uzaklaştıkça da azalır” şeklindeki yorumuna göre, Suriye’de Mescid-i Aksâ’ya en yakın ve dolayısıyla en bereketli bölge olmasıdır. Kudüs, Dera’ya adeta bir taş atımı mesafededir.

Dera, devrimi başlatarak bereketini ortaya koymasının yanında, fetih sonrasında İsrail’in yoğun biçimde uygulamaya çalıştığı Davud Koridoru planının önündeki yegâne engel olmuştur. Dera halkının bu duruşunu gözlemleyen İsrail, Süveyda’ya, oradan da PKK bölgelerine uzanarak yeni Suriye devleti için ölümcül bir kuşatma oluşturabilecek planını uygulamaya koymaya cesaret edememiştir.

Dera’nın böylesine önemli bir coğrafi konuma sahip olması ve halkının mücahid olmaya yatkın, gerekli kabiliyetlerle donanmış bulunması; ahlâkî ve askerî eğitimlerle birleştiğinde, yüce Allah’ın inayetiyle bu bölgenin büyük gelişmelerin habercisi ve aynı zamanda müjdecisi olduğunu göstermektedir.

Yorum Analiz Haberleri

MİA Raporu bağlamında ABD/İsrail-İran savaşı ve Türkiye
Soykırımcı Ben-Gvir'in aynasında Batı'nın seçici insanlığı
Suriye'de hayat hangi normale döndü?
Sumud aktivistlerinden işkence tanıklıkları
Kennedy suikastının karanlıkta kalan yönleri