Cehaletin konfor alanı

Gökhan Özcan, bilmediğini bilmeyen insanların cehaleti bir konfor alanına dönüştürerek sorgulamadan yaşadıklarını ve birbirlerini besleyen bir kültür oluşturduklarını ifade ediyor.

Yeni Şafak / Gökhan Özcan

Cehaletin konfor alanı

“Bir şeyi bilmediği hâlde bildiğini sanmak. Bütün insanların zihinsel hatalarının tümü büyük bir ihtimalle bundan kaynaklanır... Ve bana kalırsa bilgisizliğin sadece bu türüne cehalet denir” diyor Eflatun, ‘Sofist’ adıyla maruf kitabında.

Yazıya koyduğum başlığın biraz kışkırtıcı olduğunu kabul ediyorum ama merak etmeyin hadise çıkmaz, söylediklerimi hiç kimse üstüne alınmayacak zaten! Cehaletin konforu tam da buradan başlıyor aslında, hiçbir cahil hiçbir zaman cehaletle ilgili herhangi bir sözü üstüne alınmıyor. Esasen bir cahilin cehaletinin farkına varması, cehaletten kurtulmak için ilk adımı atmasını sağlayan şey; adı üstünde bir farkındalığa erişmek çünkü o. Gerçek ve katıksız bir cahil diye, cahilliğinin de zerre kadar farkında olmayanına deniyor.

Böyleleri garip bir şekilde ne söylerse yüksek volümde, gürültülü biçimde söylüyor. Öyle iddialı söylüyor ki, kendi sesinin yüksekliğinden sersemliyor ve adeta sarhoş oluyor. Teşhisleri kolay; onlar kadar cahil olmamak, hatta az önce ifade ettiğim gibi hiç değilse cehaletinin farkında olmak dahi kişiye görünce onları iki dakikada tanıması için yetiyor.

Rahatlıkla tanınabiliyorlar; çünkü hiç düşünmeden dışa vurdukları bariz birtakım hareketleri, tavırları var. Mesela hiçbir şeyin aslını anlamak istemiyorlar, bu gayreti göstermeye hiçbir zaman hevesli olmuyorlar. Çünkü zaten her şeyi doğuştan anladıklarına inanıyorlar. Anlamazlık paçalarından akarken bile böyleler. Anlamak yerine en yakın sathi açıklamayı alıp kullanmayı, diğer cahillerin dillerine pelesenk ettiği ezber ve izahlarla idare etmeyi seçiyorlar. Klişeleri çok seviyor, hiçbir şeyi esastan açıklama kabiliyeti olmayan sığ tekerlemeleri dillerinden düşürmüyorlar. Kendilerine özgü bir davranış ve tutumları yok, dolayısıyla bütün cahiller birbirine benziyor. Dünyaları bilgisizlik üzerinden tekerrür edip duruyor. Buna rağmen dünyanın en enteresan insanları olduklarına bütün varlıklarıyla inanıyorlar. Ve bu sebepsiz özgüvenle hiç aynaya bakmadan, kendileri hakkında hiç tereddüde düşmeden bir ömür yaşayıp gidiyorlar.

Üstad Necip Fazıl’ın cahilliğe fazlasıyla benzeyen okkalı bir ‘aptal’ tarifi var: “Hakiki aptal, o boş kâğıdın üzerine hiçbir yazı yazmamış olan değil, saçma sapan, kör-topal, yalan-yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır.”

Cehaletiyle mutlu bu insanlarla aramıza bir mesafe koymayı herhalde hepimiz isteriz. Ancak buna pek imkân olmaz. Çünkü cehaletinden burnunun ucunu göremeyen bu tipler, kendi olağanüstü sıradan fikirlerine, gürültülü kof bilgeliklerine, müthiş ötesi şahsiyetlerine (hepsine ünlem koyuyorum) bizi de mutlaka inandırmak ve ikna etmek isterler. Yakanızdan düşmezler, karşınıza çıkmaktan vazgeçmezler ve seslerini asla kesmezler. Nerede bir tartışma varsa oradadırlar ve konuşulan her neyse onu konuşulamaz hale getirirler. İşin daha garibi günün sonunda herkesin hakkından geldiklerine, herkesi ikna ettiklerine ve dünyayı kendilerine hayran bıraktıklarına inanarak mutlu mesut evlerine giderler. Onları gerçeğin sandıkları gibi olmadığına ikna edebilecek hiçbir kelime hiçbir dünya dilinde yoktur, olamaz.

Varlıklarını anlaşılmaz bir keyifle sürdürürler. Cehaletin konfor alanı çok geniştir çünkü. Bir cahilin cehaletiyle arasını bozmak da kabil değildir ayrıca. Çünkü böyle bir şeyin varlığına inanmaz. Özgüveninin teminatı diğer cahillerdir. Cahiller tarih boyunca hep birbirlerini desteklemişler, birbirlerinin cehaletini aklayarak varlıklarını sürdürmüş ve sürekli aralarına yeni cahiller katarak mütemadiyen çoğalmışlardır. Varlıkları geçmişte olduğu gibi bugün de hatırı sayılır bir yer kaplar yeryüzünde. O kadar ki, cahillerin kendi cehaletlerinden yeni bir dil, yeni bir kültür, yeni bir toplum (bunlara da ünlem koyuyorum) oluşturdukları bile söylenebilir. Malûm ya, körler sağırlar, birbirini ağırlar.

Yorum Analiz Haberleri

Nükleer anlaşma İran’ı neden ikna etmiyor?
Pentagon-Silikon Vadisi ilişkileri ve yapay zekanın askerileşmesi
Sömürgesizleşmenin dört cephesi: Zihin, dil, eylem ve kültür
Kemalizme yeni dokunulmazlık alanları açma çabası
Rahatsız edici sorularla yüzleşmekten korkmak