HAKSÖZ-HABER
Özgür-Der Bursa Şubesi'nin bu ayki seminer programında Kenan Alpay "Nebevi Sünnet Kurban" başlığını ele aldı.
Alpay, Kurban Bayramı’nın Müslümanlar için sadece 4 günlük bir tatil ya da sevinç döneminden ibaret olmadığını belirterek, bu mübarek günlerin tevhidi bilinçle adanmanın, ümmet coğrafyasıyla kenetlenmenin ve nebevi sünneti ihya etmenin en önemli vesilelerinden biri olduğunu vurguladı.
Kurbanın özünde "ittika" yani takvaya ulaşma arayışı olduğunu ifade eden Alpay, bu ibadette nihai hedefin ve ana sonucun rıza-i ilahi olduğunu aktardı. Bayram döneminde sokaklarda, camilerde ve evlerde yaşanan yoğun hareketliliğin, hatta şehirlerdeki araç ve telefon trafiğinde görülen sıkışıklığın bile bu rabbani ibadete verilen değerin ve bereketin somut bir yansıması olduğunu dile getiren Alpay, İslam ümmetine bu konuda örnek gösterilen en önemli iki şahsiyetin Hz. İbrahim ve Hz. İsmail olduğunu hatırlattı. Alpay, Müslümanlar için İbrahimi bir gelenek olan kurbanın, adanmışlığın ve tevhidi duruşun bir devamlılığı olduğunu, insanı dünyanın dört bir yanındaki muhtaçlara ulaşmaya tetikleyen yegane olgunun da bu inanç bağı olduğunu söyledi.
Toplumsal düzeyde idrak edilen bu geleneğin ümmet ve kardeş olma bilincini diri tuttuğunu kaydeden Alpay, Türkiye’nin dört bir yanından yükselen dayanışma dalgasına dikkat çekti. Binlerce Müslümanın, aldıkları kurban vekaletleriyle birlikte Gazze, Suriye, Tunus ve Afganistan gibi zor durumdaki mazlum coğrafyalara doğru bir kardeşlik yolculuğuna çıktığını belirten Alpay, ümmetin bugün bu ortak bilinç ve umut sayesinde ayakta durduğunu, yapılan bu paylaşımların tüm Müslümanların bir ve bütün olduğunun en açık göstergesi olduğunu savundu.
Konuşmasında Türkiye’nin geçmiş dönemlerine ve toplumsal hafızasına da değinen Alpay, Kurban ibadeti üzerinde uzun yıllar boyunca sürdürülen resmi ideoloji baskısının ve medya manipülasyonlarının artık açıkça iflas ettiğini ileri sürdü. Geçmişte ilahiyatçı, pedagog, psikolog veya sosyal bilimci sıfatı taşıyan kadrolu-kadrosuz birtakım figürlerin, laik-Kemalist misyonerlerin ve merkez medyadaki bazı çevrelerin Müslümanları ve İslam’ı "terbiye etme" inatlarının büyük oranda kırıldığını ifade eden Alpay, bu kesimlerin seslerinin iyiden iyiye etkisizleştiğini belirtti. Yakın tarihte camiler ve Kur’an kursları adına toplanan kurban derilerine jandarma ve polis baskınlarıyla el konulduğunu, kurbanına ve inancına sahip çıkan insanların ise gözaltına alındığını ya da televizyon ekranlarında suçlu gibi teşhir edildiğini anımsattı.
Geçmişteki haber mantığının bilinçli olarak Müslümanların dini aidiyetlerini gölgelemek üzere kurgulandığını iddia eden Alpay, halkın ulusal bayramlarda yaşadığı ortak coşkuyu, devlet-millet kenetlenmesini dini bayramlarda yaşamasına uzun süre izin verilmediğini savundu. Medyada ve akademik camiada üretilen dilin bayram süreçlerini hep bir kriz, sorun ve kaos ortamı olarak sunduğunu aktaran Alpay; kilitlenen trafik, kaçan kurbanlıklar ve acemi kasaplar gibi klişelerin, İslami kimliği ulusal kimliğin altında ezmek amacıyla kamuoyuna servis edildiğini söyledi. Bu çarpık mantıkta sevinçlerin sadece ulusal bayramlara, dertlerin ve olumsuzlukların ise dini bayramlara hasredildiğini aktaran Alpay, resmi kurumlara hakim olan dışlayıcı dilin, laiklik ve Kemalizmin hizmetine koşulmuş "seyreltilmiş bir İslam" inşa etmeyi amaçladığını, ancak bugün Allah’ın yardımıyla bu baskıların kırıldığını ve bertaraf edildiğini açıkladı.
Elde edilen bu serbestliğin ve dini kazanımların değerinin bilinmesi gerektiğinin altını çizen Alpay, Müslümanların hem kendi coğrafyalarında hem de tüm ümmet sınırları içinde meydanları asla boş bırakmaması gerektiğini vurguladı. Ayakta kalabilmenin ancak nebevi sünnete, olaylara ve olgulara bilinçle sahip çıkmaktan geçtiğini belirten Alpay, hayatın akışı ile Allah’ın emirleri arasında bağ kurmanın ve bu bağı da böylesi mübarek günlerde daha çok kenetlenerek yaşatmanın bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Konuşmasının son bölümünde En’am Suresi’nin 165. ayetinde yer alan, "De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir" buyruğunu hatırlatan Alpay, Hz. Muhammed’in (sav) bir bayram günü kurban keseceği esnada kıbleye yönelerek yaptığı duayı aktaran hadis rivayetine de yer verdi. Alpay; inancı, ahlakı, ibadeti, ticareti ve siyasetiyle İslam’ın sadece Kur’an ve Sünnet’ten öğrenilmesi gerektiğini söyleyerek; namazla, kurbanla, infakla ve adaletle dirilen müminlerin insanlığın kalbine huzur, toplumlara ise barış ve kardeşlik iklimi getireceğini sözlerine ekledi.