Alaaddin Yurderi’nin yazısı:
Günümüzde dinin, kendi içindeki sistematik bütünlüğünün parçalanması sonucu ahlak, siyaset ve bilim gibi diğer sistemlerden de kopartılıp uzaklaştırılmasıyla daha derin düzeylerde seyreden, krizlere tanıklık ediyoruz. “Krizin en ağır tarafı metafizik bağların çözülmesiyle insan ruhunu nesneleştirip çoraklaştıran ilişkiler ağıdır. Varlıkla bağın kopması, köksüzlük ve yabancılaşmayla sonuçlanan bu çözülme içinde insanı korumaya alan üst değerler yıkılmış, ama yerine yenisi konulmadığı için insan arafta bırakılmıştır.”1 İnsanı ilgilendiren birbirinden farklı kriz halleri üzerinde konuşulsa bile, en büyük kriz, insanın Allah ile olan inanç bağının kopması ile neticelenen ve hayata anlam ve yön verebilecek her şeyin kopup gittiği varoluşsal krizdir.21. yüzyılda zamanın ruhu, dinden ziyade bir ideoloji haline gelen sekülarizmden taraf bir yönelim içindedir. Bu yönelim sonucu siyasetten hukuka, evlilikten sanata, eğitimden, müziğe kadar sosyokültürel anlamda hayat, dinin etkisinden hızla uzaklaşıyor. Kutsalı yok ederek beşeri davranış ve olayları, bütünüyle seküler bir temele dayandıran epistemolojik ve sistematik materyalizmin yaygınlık kazanmasıyla, dilde, sanatta ve diğer kültürel öğelerdeki toplumsal etkisi yeni nesiller üzerinde her geçen gün daha da artmaktadır.