Leon Wystrychowski’nin Middle East Monitor’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
Almanya’daki “Orta Doğu’da Adil Barış için Yahudi Sesi” (Jewish Voice-JV) adlı örgüt, şimdilik Almanya İç İstihbarat Servisi tarafından “aşırıcı” olarak sınıflandırılmaya devam edebilir. Bu karar, Köln’deki bir mahkeme tarafından verildi.
Örgüt kendini anti-Siyonist olarak tanımlıyor ve Almanya'da Filistinlilerin haklarını savunan en önde gelen Yahudi seslerden biri. Örgüt, Filistin'de 100 yılı aşkın süredir yaşananları yerleşimci sömürgeciliği, apartheid ve etnik temizlik olarak nitelendiriyor. Örgütün üyeleri gösterilere katılıyor, konuşmacı olarak sahneye çıkıyor ve küresel BDS hareketi ile Almanya'daki “Buchenwald'da Kufiyalar” kampanyası gibi girişimleri destekliyor.
JV, Alman ana akım medyası tarafından “kendinden nefret eden Yahudiler” olarak nitelendirilerek sistematik bir görmezden gelme ve karalama kampanyasıyla karşı karşıya kalırken, Ekim 2023’ten bu yana Almanya’da Filistin karşıtı baskıların yoğunlaşmasıyla birlikte yetkililerin denetimine giderek daha fazla maruz kalmaktadır. Örneğin Iris Hefets ve Udi Raz gibi önde gelen üyeler, protesto eylemleri sırasında Berlin’de polis tarafından defalarca gözaltına alınmıştır. 2024 yılında, Jewish Voice, iç istihbarat servisi tarafından yayınlanan yıllık rapor olan sözde “Verfassungsschutzbericht”te (Çev. Notu: Almanya'da iç istihbarat ve karşı casusluk faaliyetlerinden sorumlu olan resmi devlet kurumu BfV'nin (Bundesamt für Verfassungsschutz - Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı) her yıl düzenli olarak yayınladığı, ülkenin iç güvenliğine yönelik tehditleri analiz eden kapsamlı bir yıllık güvenlik raporudur.) ilk kez “aşırıcı” olarak nitelendirildi. İçişleri Bakanlığı’nın sırasıyla Kasım 2023 ve Mayıs 2024’te kararnameyle yasakladığı Filistinli tutuklularla dayanışma ağı Samidoun ve “Palästina Solidarität Duisburg” (Palestine Solidarity Duisburg, PSDU) örneğinde olduğu gibi, yetkililer JV’yi “uluslararası anlayış” ilkesini (Alman anayasasından alınan son derece belirsiz bir kavram) ihlal etmekle ve “İsrail karşıtı propaganda” yaymakla suçluyor. Ancak Samidoun ve PSDU vakalarından farklı olarak, Jewish Voice ile ilgili sorun, örgütün tamamen yasaklanması değil – en azından şimdilik, ancak “aşırıcı” olarak sınıflandırılması tam da buna zemin hazırlayabilir. Kısa vadede, kayıtlı derneğin hayır kurumu statüsü de tehdit altında.
Bu nedenle JV, hem bu sınıflandırmaya hem de 2024 tarihli “Verfassungsschutzbericht”e dâhil edilmesine karşı dava açtı. İkinci davada, Nisan ayı sonunda ilk zaferini elde etti: Berlin’deki bir mahkeme, sunulan delillerin “aşırılıkçılık” suçlamasını doğrulamak için yetersiz olduğu gerekçesiyle, örgütün istihbarat servisinin kamuya açık raporuna dâhil edilmesinin kabul edilemez olduğuna hükmetti. Köln mahkemesi ise şimdi tam tersi yönde bir karar verdi. Oradaki yargıçlar, 7 Ekim ayaklanmasının “antisemitik terör saldırısı” olarak nitelendirilmesini sorgulayan JV üyelerinin açıklamalarını, Hamas’a destek vermekle eşdeğer olarak gösteren yetkililerin argümanını benimsedi. Kararda şöyle deniyor: “Mahkeme, davacının İsrail Devleti aleyhine sürekli kışkırtma yaptığına ve dolayısıyla uluslararası anlayış ilkesini ihlal eden Hamas faaliyetlerine dolaylı olarak katkıda bulunduğuna dair yeterince kanıtlanmış işaretler görmektedir.” Bu iddia, özellikle PSDU yasağı için icat edilen bir terimi, yani PSDU’nun Hamas’ı “manevi olarak desteklediği” (“geistig unterstützt”) iddiasını güçlü bir şekilde anımsatıyor.
JV’den Wieland Hoban, Köln kararının “sözde ‘Staatsräson’un keyfiliğini ve çelişkilerini ortaya koyduğunu” belirterek, “Instagram paylaşımlarının sanki Hamas’ı yönetiyormuşuz gibi silahlı direnişe destek eylemleri olarak yorumlandığını” söyledi. “Ne yazık ki bu karar, hukuki zaferlerin bile anayasal devletin düzgün işlediğinin kanıtı olmadığını çok net bir şekilde gösteriyor.” Hoban, aşırı sağcı AfD partisinin artık Jewish Voice’tan “daha saygın” hale geldiğini belirtti.
Gerçekten de durum çelişkili olmaya devam ediyor: Almanya’nın iç istihbarat servisi şu anda Jewish Voice’u “aşırıcı” olarak sınıflandırma yetkisine sahip, ancak şimdilik bunu 2024 “Verfassungsschutzbericht” (Anayasa Koruma Raporu) içinde bu şekilde listelemesine izin verilmiyor. Her iki dava da ara karar aşamasında olduğundan, nihai kararlar henüz açıklanmadı. Ayrıca, 2025 Anayasa Koruma Raporu’nun Haziran ayında yayınlanması bekleniyor. Köln’deki karar ışığında, Jewish Voice’un bu rapora bir kez daha dâhil edileceği varsayılmalıdır.
* Leon Wystrychowski, Almanya'dan bir gazeteci, tarihçi, Orta Doğu uzmanı ve Filistin aktivistidir.