AİHM, fonlanmış medyaya malzeme çıkartmak için soruyor

​​​​​​​AİHM’in de sabah “insan hakları” deyip. Akşam, “Başörtü insan hakkı değildir” kararları almasının devamında. Şimdi de.. Ekrem İmamoğlu için sorduğu şu sorulara bakın, bunların mahkeme mi, yoksa hokkabazlar tiyatrosu mu?

ALİ KARAHASANOĞLU / YENİ AKİT

Refah Partisi’nin açtığı davayı; “kapatılmayı haketmiştir” diyerek  reddeden AİHM.

Üniversitede başörtü yasağının insan haklarına aykırı olduğunun tespitini isteyen öğrenciye, “Türkiye başörtüyü yasaklayabilir” diye karar veren ve Türkiye’deki zulmün adeta insan haklarına uygunluğu tespiti yapan AİHM.

Kıbrıs’ta Türklere yönelik katliam sonrasında TSK’nın barış harekatı yapması ve sonuçta bazı Rumların taşınmazlarını kullanamadıkları iddiası ile açtıkları davalarda, katliamdan hiç bahsetmeden, o taşınmazların bir başka kişi tarafından da kullanılamadığını hiç not etmeden, Türkiye’yi milyonlarca euro tazminata hükmeden AİHM.

Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlarının da içinde bulunduğu binlerce insanı katleden, içindeki çocuk-kadın-yaşlıları bile dikkate almadan hastaneleri dahi vuran İsrail için, 2,5 yıldır tek bir karar almayan AİHM.

ABD’nin İran’a küçük kız çocuklarını toplu olarak katletmesi, sonrasında enerji santrallerini vurup, hastanelerdeki insanların bile hayatlarını tehlikeye atması, bunların arasında Avrupa ülkelerinden birçok insanın da bulunması karşısında, elini kıpırdatmayan AİHM..

Netenyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği “Yakalama kararı”nda etkin rol oynadığı gerekçesi ile ABD’nin yaptırımlarına muhatap olan ve bu kapsamda markette alışveriş yaparken kart bile kullanamaz duruma düşen Fransız hakim için bir karar alamayan AİHM..

Yememiş, içmemiş, Ekrem İmamoğlu’nun verdiği dilekçe üzerine, akla ziyan sorularla Türkiye’den bilgi talep etmiş..

Güler misiniz, ağlar mısınız.

Yaptıkları algıya değer mi acaba..

Yılbaşından önce idi. Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarına katıldığı için tutuklanan Mehmet Pehlivan, cezaevinden bir müjde (!) vermişti..

“AİHM, Ekrem İmamoğlu’nun dilekçesini öncelikli inceleyecek..”

Bu söylendi ama.

Aradan 3,5 ay geçti.. O kararın bir örneğini göremedik..

Şimdi yeni bir AİHM haberi daha, ajanslara düştü..

 “AİHM’den İmamoğlu hamlesi” deniliyor..

Ve haber içinde şunlar kaydediliyor:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen başvuruyu öncelikli incelemeye aldı ve Türkiye’ye altı soru yöneltti.”

Şimdi sıkı durun.

AİHM’in Türkiye’ye yönelttiği iddia edilen soruların, “kritik, cevaplaması zor, araştırma gerektiren hususlara yönelik olup olmadığı” hususunda meraklandı iseniz..

Bunları hiç ciddiye bile almayın..

Trump nasıl ki, sabah “Hürmüz Boğazını açtık” deyip.

Akşamleyin “Hürmüz boğazını açmazlarsa, onları pişman ederim” diyorsa..

Kafa kıyak olduğundan mıdır, yoksa Epstein dosyalarındaki fotoğraflardan korktuğu için midir, akşam dediği ile, sabah dediği nasıl ki birbirini tutmuyorsa..

AİHM’in de sabah “insan hakları” deyip.

Akşam, “Başörtü insan hakkı değildir” kararları almasının devamında.

Şimdi de..

Ekrem İmamoğlu için sorduğu şu sorulara bakın, bunların mahkeme mi, yoksa hokkabazlar tiyatrosu mu olduğuna siz karar verin..

“Başvurucu, bu şikâyetleriyle ilgili olarak kendi ülkesindeki tüm etkili mahkeme ve itiraz yollarını usulüne uygun şekilde bitirmiş midir?”

Türkiye’ye niye soruyorsunuz ki bunu, AİHM..

Sana müracaat eden Sülün Osman’a sorsana..

“Nerelere müracaat ettin? Sonuçlarını bekledin mi? Belediye iştiraklerine paraşütle getirdiğin partililer gibi, kendin de dilekçeni paraşütle AİHM’e mi taşıdın” diye sorsana..

Bu aslında ne anlama geliyor?

“Biz bu davayı kabul etmemiz mümkün değil. Ama inceliyormuşuz gibi yapalım. Ara ara bari kararlar alırız. Siz de iç siyasette bu ara kararlarını fonladığınız medyaya verir, ciddi ciddi bir inceleme varmış gibi algı oluşturursunuz. Bizim AİHM olarak yapabileceğimiz bu” demiş olmalılar ki..

“Başvurucu hangi itiraz haklarını kullandı” sorusunu bile, Türkiye’ye yöneltmişler..

İkinci soru, tam evlere şenlik:

 “Başvurucunun tutuklanması hukuka uygun mudur?”

Kafayı mı yediniz siz, AİHM’in, “başörtü insan hakkı değildir” diyen despot hakimleri..

Her ay tekrar tekrar incelenen ve Anayasa ile kanunlara uygun olduğuna yönelik hakim kararı alınan tutuklama için, Türkiye’ye böyle bir sorunun yöneltilmesinin anlamı nedir?

Ne demesini bekliyorsunuz, Türkiye’nin..

Devletten hala ayıklanamamış bir FETÖ’cü imzası ile, “Tutuklama hukuka aykırıdır. ama biz böyle karar alıyoruz” demesini mi?

Devam ediyoruz, sorulara:

“Tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarını veren hâkimler, hürriyeti kısıtlamak için ‘ilgili ve yeterli’ gerekçeler sunma yükümlülüğünü yerine getirdiler mi? Ayrıca, başvurucunun hapiste tutulduğu toplam süre “makul” kabul edilebilir mi?”

AİHM de işi hepten savsaklamaya başlamış olmalı..

Başvurucudan isteyeceği bilgileri, kendisinin yapacağı incelemeyi, muhataba yöneltip, verilecek cevaptaki satır aralarından, fonlanmış medya mensuplarına malzeme üretmeye çalışıyor olmalılar..

Yeterli gerekçe var ki, tutuklanmış. Yeterli gerekçe var ki, bugüne kadar en az 12 defa itirazı reddedilmiş.

Talep edilen ceza ile, yattığı süreyi de illa Türkiye’ye cevap yazısında tekrarlatmak istiyorsanız..

Devletin memurlarını yormayın.

Ben size aktarayım..

İstenen ceza binlerce yıl. Yattığı süre ise “bir yıl bir ay”a 5 gün kaldı..

Milletin paraları ile fonlanan medya mensuplarına aktarılıp, çarpıtmalar eşliğinde gündem oluşturulmak istenen sorulardan bir tane daha aktarayım:

“Başvurucunun, özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasallığına itiraz edebileceği etkili bir yolu var mıydı?”

Hayır yoktu, AHİM’in akılsız, geri zekalı, çapulcu hakimleri..

Binlerce davada, Türkiye’den vatandaşların yaptıkları müracaatlarda, Türk hukukunu biliyor olmalısınız ki, kararlar verdiniz..

Ama şimdi, aptala yatıyorsunuz, öyle mi?

O zaman biz de size hak ettiğiniz şekilde cevap verelim:

 “Türkiye’de, tutuklamaya itiraz diye bir müessese yok..”

Bunun söylenmesini istiyorsanız, AİHM’in hakimleri..

Ben size söyleyeyim, siz de hırsızlık paraları ile fonlanmış medyadaki adamlarınıza aktarın, sonrasında da üzerinde tepinin..

Hani şunu da sorsanız, şaşırmazdım..

“Tutuklama kararı veren hakim kimdir. Annesinin kızlık soyadı, babasının ebesi, ninesinin kuzeninin adları nelerdir.. Ne zaman atanmıştır. Atamasını yapan bakanın anasının adı, babasının emmisi, dayısının kuzeni kimdir?”

Sorun canım, utanmayın..

Maksat; üzerinde tepineceğiniz malzeme çıkartmak..

 “Soruşturmayı yürüten savcı kimdir” deyin.. “Savcının yardımcıları kimlerdir.. Şu an savcı ne görevdedir..”

Hepsini sorun..

Maksat, verilecek cevaptaki ifadeleri, fonlanmış medyaya aktarıp, “bakın cevapta şu denildi” diyerek, tepinmek..

Şu soruya da çok güldüm:

“Devletin bu davada uyguladığı kısıtlamalar, kanunda belirtilen meşru amaçlar dışında (örneğin siyasi bir amaçla) mı uygulanmıştır?”

Evet evet.. 2023 Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen, ama CHP tarafından aday gösterilmeyen Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı olması, böylece engellenmiştir..

CHP’nin aday göstermemesi de, aslında Cumhurbaşkanı tarafından organize edilmiş bir engellemedir, sayın AİHM’in yüksek yargıçları..

Ne utanmazlar..

Ne, hokkabazlar..

Ve en kritik soru:

“Başvurucunun cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına yönelik kısıtlamalar, ‘serbest seçim hakkı’ kapsamında değerlendirilebilir mi? Hakkında açılan davalar ve siyasi amaçlı olduğu iddia edilen tutukluluk hali, başvurucunun aday olma ve seçim sürecine etkin şekilde katılma hakkını engellemiş midir?”

Adam 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmış. Yardımcı olarak aday gösterilmiş. Seçime girmesine yönelik bir engel yok..

Yeni seçim ise 2028’de.. 2 yıl var.. 

Sordukları soruya bakın: “Engellenmiş midir?”

Adalet Bakanlığı’ndan rica ediyorum..

Cevapları şu olsun:

“Zırt Erenköy”

Yorum Analiz Haberleri

Siyonist İsrail/ABD’nin İran’da umduğu ayaklanmanın gerçekleşmemesi neyin tezahürü?
“Gazze'den çekilme olmadan silahların teslimi tartışılamaz”
Lafarge davası ve ‘ticaretin tarafsızlığı’ efsanesi
Kulluk ritüel değil, hayatın tamamıdır
Netanyahu’nun ipiyle kuyuya inilir mi!