ABD ve işgal rejiminin stratejik hesap hataları

Ahmet Varol, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıda hızlı sonuç alma planının sahadaki direnç, karşı hamleler ve bölgesel dengeler nedeniyle beklenen başarıyı sağlamadığını ifade ediyor.

Ahmet Varol / Yeni Akit

 ABD ve işgal rejiminin işi yolunda mı?

Siyonist işgal rejimi, ABD’nin mütekebbir başkanı Trump’ı arkasına alarak başlattığı İran’a yönelik saldırısında, özellikle diplomatik görüşmelerin devam ediyor olması sebebiyle askeri saldırının gerçekleştirilmesi ihtimalinin uzak görüldüğü bir anı değerlendirmenin kendisine iyi bir fırsat vereceğini umuyordu. Muhtemelen ABD’nin, kibri, biraz daha güncel bir terimle ifade edersek narsist karakteri aklını esir almış durumdaki başkanını da buna inandırmıştı.

Siyonist başbakan Netanyahu, yahudi toplumunu dolduruşa getirmek için de saldırıyı tam yahudilerin Purim bayramından iki gün önceye denk getirdi; sonra da bu bayramla ilgili mitler üzerinden retorik yapmaya, bu savaşta yahudi toplumunun bütün kesimlerinin kendisine destek vermesini sağlamak için olumlu yaklaşım oluşturma amaçlı propaganda faaliyetlerine başladı. Yahudi mitlerine göre Purim bayramı, Pers İmparatorluğu’nda yaşayan yahudilerin Kral Ahaşveroş’un veziri Haman’ı benzer bir oyun kurarak öldürmeleri, ardından da Pers savaşçılarından 75 bin kişiyi katletmelerinin anısına kutlanmaktadır.

Aslında siyonist felsefe yahudilerin mitlerini ve dini söylemlerini yahudi toplumunu dolduruşa getirmek için bir sömürü aracı olarak kullanmaktadır. Ancak bu konunun sosyo-politik boyutunun ayrıntılarına burada girmeye gerek görmüyoruz. Sadece bu konuda Netanyahu’nun da farklı düşünmediğini, yani bu mitleri dini duyarlılıkla değil onlara inandığını düşündüğü kalabalıkları angaje etmek amacıyla kullandığını belirtmekle yetinelim.


Trump ve Netanyahu’nun beklentisi, Kraliçe Ester’in Vezir Haman’a kurduğu oyunun bir benzerini kurarak, bir yandan diplomatik görüşmeleri sürdürürken bu görüşmeler tamamen kilitlenme noktasına gelmeden saldırı olmayacağı intibaı vererek İran liderlerini gafil avlamak suretiyle ülkedeki hakim sistemin başını kesmek, ardından da sistemi çok kısa bir süre içinde etkisizleştirmekti.


İran’ın, işgalci siyonistlerin ve ABD’nin sahtekârlığı karşısında hazırlıksız yakalanması, siyonistlerin bu derece içlerine sızabilmesi ve İranlı yöneticilerin diplomatik görüşmelerin devam etmesini ciddiye alarak gafil avlanmaları ile ilgili eleştirileri şimdilik bir kenara koyalım. Ama bu şekilde gafil avlanılmasının İran’a gerçekten çok ağır bir darbe vurduğu gerçeği de görmezden gelinemez. Savaşın başlamasından sonra da devletin üst düzey yetkililerinin ve askeri komutanlarının hedef olabilmelerine imkan sağlayan yanlışları da günü geldiğinde konuşmak durumunda kalacağız.


Ancak diğer yandan ABD’nin ve siyonist işgal rejiminin işlerinin çok iyi gittiği de söylenemez. En başta savaşın beklenenden uzun sürmesi ve ne zaman biteceği konusundaki belirsizlik saldıran tarafı zorlamaktadır.


ABD’nin narsist lideri, İran’ın çevredeki Amerikan müttefiki ülkelere yani bu ülkelerdeki Amerikan üslerine saldırmasının kendileri için sürpriz olduğunu, böyle bir şey beklemediklerini söyledi. Ben şahsen saldırının başlamasından bir gün önce Özel FM’de yayınlanan radyo programımda, ABD’nin saldırması durumunda İran’ın da bölgedeki Amerikan üslerini hedef alacağını dile getirmiştim. Eğer Trump tahmin edemediyse sadece bizim değil Amerikalıların da ciddi ciddi bu adamın aklından şüphe etmeleri gerekir. Üstelik söylendiğine göre muhtelif güvenlik organları bu konuda uyarıda bulunmuş.


Öte yandan siyonist saldırganlar ve ABD muhtemelen söz konusu ülkelerdeki üslerin hedef alınmasının bu ülkelerin de savaşın içine çekilmesi için vesile oluşturacağını bekliyordu, ama umdukları gerçekleşmedi. Bu ülkeler sadece atılan füzelerin ve gönderilen İHA’ların bilhassa sivil hedeflere düşmesinden şüphe ettiklerine karşı savunma müdahalesi yapmakla yetindiler. Savaşa doğrudan müdahil olmaktan çekindiler. Doğrudan Amerikan üslerine yönelik saldırılarda savunma işini tamamen bu üslerin askeri mekanizmasına bıraktıkları da gözlemciler tarafından dile getiriliyor.

Hepsi bu kadar değil. Ama bugünkü yazımıza sığdıramadık. O yüzden devam etmemiz gerekiyor.

Yorum Analiz Haberleri

Avrupa’nın enerji geleceği: Rusya gazından çıkış ve Hürmüz krizi
Şüphe çağında yakîn arayışı
İran'ın jeoekonomik hamlesi: Hürmüz Boğazı ve küresel ekonomi
Savaşın görünmeyen dersleri ve suskunluk siyaseti
Dijitale bağımlılık: olup bitenleri kaçırmama ve paylaşma hastalığı!