Hegseth, Singapur'da düzenlenen Asya-Pasifik bölgesindeki savunma ve güvenlik konularının ele alındığı Shangri-La Diyaloğu'nda yaptığı konuşmada, Washington'un Hint-Pasifik stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ABD'nin ittifak ve ortaklıklarında yeni bir döneme girdiğini ifade eden Hegseth, bu yaklaşımın ABD'yi daha güçlü, müttefiklerini ise daha yetkin hale getireceğini söyledi.
Hegseth, ABD'nin artık müttefik ülkelerin savunma yükünü tek başına üstlenmeyeceğini belirterek, "Zengin ülkelerin savunmasını ABD'nin sübvanse ettiği dönem sona erdi. Ortaklara ihtiyacımız var, himaye edilen devletlere değil. Bağımlılık değil, ortak sorumluluk üzerine kurulu ittifaklar istiyoruz." dedi.
Hint-Pasifik bölgesinin ABD'nin güvenliği ve refahı açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Hegseth, bölgede istikrarlı bir güç dengesi kurulmasının Washington yönetiminin temel hedeflerinden biri olduğunu kaydetti.
Hegseth, ortak savunmaya yeterli katkı sağlamayan müttefiklerle ilişkilerin yürütülme biçiminde değişikliğe gidilebileceği uyarısında bulunarak, bölge ülkelerini kendi savunma kapasitelerine daha fazla yatırım yapmaya çağırdı.
ABD'nin bölgede Çin dahil herhangi bir ülkenin hegemonya kurmasını istemediğini belirten Hegseth, amaçlarının çatışma değil, "ölçülü ve kararlı güç" yoluyla istikrarı korumak olduğunu söyledi.
Hegseth, ABD'nin Hint-Pasifik'te barışı korumak için askeri kapasitesini güçlendirmeyi sürdüreceğini belirterek, "Amerika bir Pasifik ülkesidir ve Çin'in bu bölgedeki uzun süredir devam eden konumumuza saygı duyması konusunda ısrarcıyız." ifadelerini kullandı.
ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten Pasifik'te Çin'e karşı dengeyi koruyacakları mesajı
Çin'in tarihi düzeydeki askeri yapılanmasının ve askeri faaliyetlerini bölgeye ve ötesine genişletmesinin haklı bir alarma yol açtığını savunan Hegseth, "ABD ve müttefiklerinin güvenliğini ve refahını koruyabilmesi ancak Çin dahil hiçbir devletin hegemonyasını empoze edemeyeceği sürekli bir güç dengesiyle mümkün olabilir." dedi.
Hegseth, ABD'nin 2026 Ulusal Savunma Stratejisi'nde ittifakları ve ortaklıkları için güç ve çıkar ilişkilerinin gerçekliğine dayalı yeni bir yön çizdiğini belirterek, "ABD'nin zengin ülkelerin savunmasını sübvanse ettiği devir geride kaldı. Bizim ortaklara ihtiyacımız var, hamiliğe değil. Ortak sorumluluğa dayalı ittifaklar istiyoruz, bağımlılık değil." diye konuştu.
Asya ülkelerinin, sürdürülebilir ortaklıkların ideal değerlerle değil ancak somut ulusal çıkarların uyumuyla mümkün olduğunu anladığını ifade eden Hegseth, bu açıklığın getirdiği gücün ABD'nin Pasifik'teki müttefiklerini ve ortaklarını bölgesel tehditlere karşı güvenilir ağırlık merkezleri haline getirdiğini vurguladı.
Hegseth, Pasifik'in hegemon bir ülkenin hakimiyetine girmesinin bölgeyi uzun süredir barış ve refah alanı haline getiren koşulları bozacağına işaret ederek, "ABD, bu bölgede barışın ve refahın uzun zamandır güvencesi olan koşulları korumak istiyor. Biz dengeyi sürdürmek isteyen gücüz, bozmak isteyen değil." ifadesini kullandı.
Çin ile ilişkiler
Başkan Donald Trump'ın liderliğinde ABD ile Çin ilişkilerinin uzun zamandır olmadığı kadar iyiye gittiğini ifade eden Hegseth, Trump'ın Çin'i ziyaretinde Devlet Başkanı Şi Cinping ile iki ülke arasında eşitliğe ve mütekabiliyete dayalı yapıcı bir stratejik istikrar ilişkisi geliştirme konusunda mutabakata vardığını hatırlattı.
ABD'li Bakan şunları kaydetti:
"Askeri gücümüzün istikrarı koruyacağından emin olmak için onu niyetlerimiz konusunda açıklıkla destekleyeceğiz. Bu yüzden Çinli mevkidaşlarımızla daha sık buluşuyoruz. Askeri iletişim kanallarını açık tutarak, eşgüdümü sağlama, çatışmadan kaçınma ve hesap hatalarını giderme imkanına sahip olabiliriz. Diyalog her iki taraf için de bir ödün işareti değil liderimizin amaçladığı ilişkiyi her düzeyde sürdürebilmek için bir güven tedbiridir."
Hegseth, ABD'nin bir Pasifik ülkesi olduğunu ve Çin'in bu uzun vadeli konuma saygı göstermesinde ısrarcı olduklarını, bunun yalnızca ısrarla değil aynı zamanda askeri güçlerini göstererek güvenceye alacaklarını belirtti.
ABD'nin hem Ulusal Güvenlik Stratejisinin hem de Ulusal Savunma Stratejisinin Pasifik'te Doğu Asya kıyılarında Japonya'nın güneyinden Güney Çin Denizi'ne kadar olan ada ve takımadaların oluşturduğu "birinci ada zinciri" olarak bölgede caydırıcılığı hedeflediğini vurgulayan Hegseth, "Batı Pasifik'te saldırganlığın olanaksız, gerilimin sevimsiz ve savaşın irrasyonel olacağını güvenceye alan güçlü bir red savunması inşa edip sürdüreceğiz." dedi.
"Daha az Shangri-La, daha fazla gemi, denizaltı"
Hegseth, lehte bir güç dengesinin gerçek askeri güce, endüstriyel kapasiteye ve siyasi kararlılığa sahip müttefikler gerektirdiğini, bunun için bölge ülkelerinden askeri kabiliyetlerini artırmaları için daha fazla çaba beklediklerini belirterek, "Bedavacılık dönemi tarihte kaldı. İttifakların gücü bayrakların sayısına göre değil, askeri kıtaların sayısına göre belirlenir. Daha fazla konferansa değil, daha fazla askeri güce ihtiyacımız var. Daha az Shangri-La, daha fazla gemi, denizaltı." ifadelerini kullandı.
ABD'nin Batı Avrupa'daki müttefiklerine de mesaj veren Bakan Hegseth, şunları kaydetti:
"Müttefiklerimize kendi savunmaları için daha fazla para harcamaları için yaptığımız nazik ricalar, uzun yıllar kulak ardı edildi. Avrupa başkentlerini sınırlarını ardına kadar açıp ordularının içini boşaltırken kurallara dayalı uluslararası düzene dair içi boş bir küreselleşmeci retorik içinde kaybolduk. İstediğiniz kadar kuralınız olsun eğer sert güçle destekleyemiyorsanız kurallar üzerine yazıldıkları kağıda dahi değmez. Avrupa ve NATO'nun alması gereken büyük kararlar var, yakında bekliyoruz."
Shangri-La Diyaloğu
Merkezi Londra'da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün (IISS) organize ettiği ve dün Singapur'da başlayan Shangri-La Diyaloğu, 31 Mayıs'ta sona erecek.
Bu yıl 23'üncüsü gerçekleştirilen etkinliğe, Asya-Pasifik, Kuzey Amerika, Avrupa ve Orta Doğu'dan hükümet yetkilileri, savunma bakanları, askeri yetkililer ve güvenlik uzmanları katılıyor.