İran devlet televizyonunun yayımladığı bilgilere göre anlaşmanın ana maddeleri şöyle:
• ABD askeri güçleri İran çevresinden çekilecek
• ABD Donanması, Hürmüz Boğazı’ndaki abluka uygulamasını sona erdirecek
• İran, Hürmüz’den geçen ticari transit gemi sayısını bir ay içinde savaş öncesi düzeye çıkaracak
• Askeri gemiler anlaşma kapsamı dışında tutulacak
• Hürmüz’de ticari gemi trafiğinin yönetimi İran ile Umman koordinasyonunda yürütülecek
• Nihai anlaşma 60 gün içinde tamamlanırsa BM Güvenlik Konseyi kararıyla uluslararası hukuki bağlayıcılık kazanacak
Taslak, şubat ayında başlayan savaşın merkezindeki en kritik başlık olan Hürmüz krizini fiilen sona erdirmeyi amaçlıyor. İran’ın boğazdaki ticari geçişleri durdurması sonrası ABD, İran limanlarına yönelik deniz baskısını artırmış ve “Project Freedom” adı altında ticari gemilere askeri eskort planı başlatmıştı. Ancak Körfez’de artan saldırılar, sigorta krizleri ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinin baskısı nedeniyle bu plan kısa sürede askıya alınmıştı.
Savaş boyunca yaklaşık 1.600 geminin Hürmüz çevresinde beklemek zorunda kaldığı, enerji şirketlerinin sigorta maliyetlerinin katlandığı ve küresel petrol fiyatlarının sert biçimde yükseldiği belirtiliyordu. Taslak anlaşmanın duyulmasının ardından piyasalarda rahatlama görüldü ve ABD ham petrol fiyatı 89 doların altına geriledi.
CNN’in diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre ise taraflar artık anlaşmanın genel çerçevesinde büyük ölçüde uzlaşmış durumda. Bölgesel kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta sonu Körfez liderleriyle yaptığı telefon görüşmelerinin ardından mutabakat metninin dilinin büyük ölçüde “kilitlendiğini” söyledi.
Habere göre Washington ve Tahran arasındaki müzakerelerde artık temel siyasi kararlar değil, diplomatik formülasyonlar ve uygulama ayrıntıları tartışılıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü yaptığı açıklamada hâlâ bazı “kelime ve cümle” farklılıkları bulunduğunu söyledi ancak bunların birkaç gün içinde çözülebileceğini belirtti.
CNN ayrıca, tarafların anlaşmayı mümkün olduğunca hızlı imzalaması yönünde yoğun ekonomik ve siyasi baskı bulunduğunu aktardı. Özellikle Körfez ülkeleri, Hürmüz’de ticari trafiğin yeniden başlamasını istiyor. Çünkü boğazın uzun süre kapalı kalması yalnızca petrol piyasalarını değil, Asya-Avrupa ticaret hattını da ciddi biçimde etkiliyor.
Müzakerelerin arka planında Pakistan’ın önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Geçen ay ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İranlı yetkililer arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerde ilk çerçevenin oluştuğu öne sürülüyor. İran tarafı o süreçte zaman zaman ABD’yi yeni şartlar ileri sürmekle suçlasa da, son günlerde diplomasinin yeniden hız kazandığı ifade ediliyor.
Taslak anlaşmanın en dikkat çekici maddelerinden biri ise BM Güvenlik Konseyi vurgusu oldu. İran medyası, 60 gün içinde nihai metin tamamlanırsa anlaşmanın bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararına dönüştürüleceğini duyurdu. Bu durum, yalnızca geçici ateşkes değil, savaş sonrası düzenin uluslararası hukuk zeminiyle garanti altına alınmasının hedeflendiği şeklinde yorumlanıyor.
Buna rağmen sahadaki gerilim tamamen sona ermiş değil. İran, pazartesi günü ABD’nin “savunma amaçlı” saldırılar düzenlediğini öne sürerken, Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında çatışmalar sürüyor. Ancak hem İran medyası hem de CNN’e konuşan kaynaklar, tarafların artık savaşı yeniden tırmandırmak yerine anlaşmayı sonuçlandırmaya odaklandığı görüşünde birleşiyor.