“Nice beldeler vardır ki, halkı zalim olduğu hâlde ben onlara mühlet verdim”

“Nice beldeler vardır ki, halkı zalim olduğu hâlde ben onlara mühlet verdim”

“Nice beldeler vardır ki, halkı zalim olduğu hâlde ben onlara süre (mühlet) verdim. Sonra onları yakalayıverdim. Dönüş ancak banadır.” (Hac: 48)

hacc-48

Bu müşrikler bakmıyorlar mı önceki toplumlar da peygamberlerinden azap istemişlerdi de Âd kavmi, Semûd toplumu, Nuh kavmi, Lût kavmi aynı tavrı sergilemişlerdi de istedikleri azap kendilerini kuşatıvermişti. Ama merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz onlara acıdığı için onların bu zulümlerine, bu şirklerine karşılık hakkettikleri azabı hemen gönderip defterlerini dürüvermiyor. Mühlet tanıyor ki acaba küfürlerini, zulümlerini bir gün anlayıp dönerler mi diye. Ama eğer bu alçaklar akıllarını başlarına alıp adam olmazlarsa kesin bilsinler ki Allah Şediyd’ül ikapdır. Yakalaması ve azap etmesi çok şedittir.

Allah mühlet veriyor onlara. Akılları başlarına gelsin de azap gelmeden Rablerine dönsünler diye onlara imkân veriyor. Tevbe ve dönüş hakkı tanıyor.

BASAİRUL KUR’AN

Zemahşerî’nin el-Keşşâf Tefsirindeki Açıklaması

1- "Mühlet Verme" (İmlâ) ve İlâhî Adalet

Ecel ve Zaman İlişkisi: Zemahşerî, 48. ayetteki "emleytü lehâ" (onlara mühlet verdim/süre tanıdım) ifadesini açıklarken Allah'ın zalimleri hemen helak etmeyip imtihan ve tövbe imkânı tanımak amacıyla ertelediğini vurgular.

İmtihan: Allah'ın inkârcılara süre vermesi, onların zulmünü onayladığı anlamına gelmez; aksine suçlarının kemale ermesi, adil yargılamanın gerçekleşmesi ve ilâhî hikmetin tecelli etmesi içindir.

2- Zulüm ve Helak (Ve hiye zâlimetun)

Zemahşerî, ayetteki "ve hiye zâlimetun" (halkı zalim iken / haksızlık etmekte iken) cümlesinin hâl konumunda olduğuna işaret eder.

Zulüm devam ederken veya zalimlikleri zirvedeyken bile onlara süre tanınmış, ancak belirlenen ecel vakti geldiğinde kaçınılmaz azapla yakalanmışlardır. Zemahşerî, "şerefli ve güçlü olan Allah’ın yakalamasının ansızın ve kaçışsız olacağını" ifade eder.

3- Belâgat ve Dil İncelemeleri

(Ve ke'eyyin): Zemahşerî, Arap dilbilimi açısından "ke'eyyin" kelimesinin "kem" (nice, ne kadar çok) anlamında bir çokluk ifadesi olduğunu belirtir. Bu kalıp, tarihte zulmü yüzünden helak edilmiş beldelerin sayısının çokluğunu ve bunun inkârcılara bir ders (ibret) olması gerektiğini gösterir.

(Ve ileyye'l-masîr): Cümle yapısında "İleyye" (bana) takdim edilerek (öne alınarak) hasr/tahsîs vurgusu yapılmıştır. Yani: "Kaçış yoktur, dönüş yalnız ve yalnız Bana'dır." Dünyada mühlet verilip azap ertelense dahi ahirette nihai ceza kesinlikle Allah'a sunulacaktır.

Zemahşerî’nin Bu Ayetten Çıkardığı Temel Mesaj

İnkârcıların Aceleciliğine Yanıt: Müşriklerin "Hani nerede sözünü ettiğin azap?" diyerek acele etmeleri beyhudedir. Allah'ın ertelemesi ihmal ettiğinden değil, hikmetinden ve sabrındandır.

Tarihsel İbret: Daha önce helak edilen kavimler de kendilerine mühlet verildiği için cezalandırılmayacaklarını sanmış, fakat günü gelince kıskıvrak yakalanmışlardır.

Zulmün Sonu: Zulüm cezasız kalmaz; er ya da geç dünyadaki helak veya ahiretteki hesap günü ile zalimler cezalarını bulacaktır.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir