HAKSÖZ HABER
Araştırmacı yazar ve ilim adamı Nureddin Yıldız, Adem Özköse’nin sunduğu "Sınırsız" adlı programda, son dönemde bazı Müslümanların isimlerinin haksızlık, adaletsizlik ve fon meseleleriyle anılmasına sert tepki gösterdi. Bu durumdan büyük rahatsızlık duyduğunu belirten Yıldız, sorunun temelinde bir sistem problemi yattığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"Ben bu toprakların çocuğuyum, nasıl rahatsız olmam ki? Ortada bir zulüm, adaletsizlik, hırsızlık, yolsuzluk, seviyesizlik veya dil bozukluğu varsa bundan Müslüman da rahatsız olur, insan da rahatsız olur. Bizim bir insanlık boyutumuz var. 'Benim şeriatımla ilgisi yok' diyemem; insan olarak ben bu havayı soluyorum, sen havayı kirletiyorsun ve o zehir benim ciğerlerime iniyor. Ancak bu düzende daha iyisinin olmayacağını zaten biliyordum. Halifesini asmış, sistemi kökten değiştirmiş ve ecdadıyla savaşmış bir yapıdan niye umut besleyeyim ki? Siyahla beyaz arasındaki fark kadar bir sistem problemi var ortada."
Hastalık Süreci ve Hayat Gayesi
İleri derece karaciğer rahatsızlığıyla mücadele eden Nureddin Yıldız, hastalığının kesin bir tedavisi olmadığını ve il dışı programlarının tamamına yakınını iptal etmek zorunda kaldığını belirtti. Yaşadığı zorlu süreci bir imtihan olarak değerlendiren Yıldız, hayat gayesini şu sözlerle özetledi:
"Bir doktor kardeşim tahlillere bakıp 'En az 10 sene daha gider o ciğer' dediğinde, 'Yazıklar olsun, sen bana 10 sene mi ömür biçiyorsun?' dedim. 'Bana ya Kudüs'ün fethi ya da hilafetten bahset, ona yetmeyen ömür benim için kısadır.' Benim bir çizgim var; Kudüs fethedilecekse, İslam'ın sancağı tekrar dalgalanacaksa o çizgide Allah'ın beni tekrar yaratmasını isterim. Öbür türlü sadece 'sakallı hacı amca' gibi anılıyor olmaktan hoşlanmam."
Gençlere Evlilik Çağrısı: "Evlilikten Kaçmak Yok"
Günümüzde gençlerin evlilikten korkmasını haklı bulan ancak evlilikten kaçmanın çözüm olmadığını ifade eden Yıldız, evliliği modern çağın cihadı olarak nitelendirdi:
"Gençler evlilikten korkmakla haklılar ama kaçmakla haklı değiller. Kaçmak yok, o zaman cihattan da kaçsınlar. Evlilik bir cihat ve bu ümmetin son kalesidir. Ben Allah'ın izniyle evlilik kalesini kuracağım, orada bir İslam devleti kuracağım diyebilmeliyiz. Mahkemelerim bitmiyor, 10-20-30 mahkemeden söz etmiyorum. Kıyamete kadar ömrüm olsa bu yolla devam edeceğim, iffetli mümin genç istiyorum. Aksi takdirde fotoğrafla tatmin olabilen, cep telefonunu eşi zanneden bir nesil çıkıyor."
Sosyal Medyadaki Dini Tartışmalar ve "Reddiye" Kültürü
Sosyal medyada hocalar arasında yaşanan tartışmaları eleştiren Yıldız, bu durumun dine zarar verdiğini belirtti:
"Parasız verseler tıp kitabı almazsın 'ben ne yapacağım' dersin. Ancak dinine gelince her tartışmayı kabul ediyorsun. Toplum biraz horoz kavgası istiyor. O hoca bu yazar mücadelesini istiyor. Neticede onlar şöhret oluyorlar ama din eriyor."
Gençlere Dört Altın Tavsiye
Yıldız, programın sonunda gençlere hayatlarının en verimli yılları için dört temel tavsiyede bulundu:
Özgüven ve Hedef: "Ecel bulmadıkça Allah'ın onları sahabe hariç her makama getirebileceğine iman etmeleri gerekiyor. Umut ve enerji yüklü olacaklar."
Doğru Bir Rehber (Abi): "Bu ümmetin birikimlerini onlara aktaracak bir abileri olmalı. Kölesi olmayacakları, onları hayra yönlendiren bir rehber edinmeliler."
Cemaat Şuuru: "Yalnızlık Allah'a mahsustur. Müslümanlarla, toplumun her kesimindeki inananlarla bir arada olmaları lazım."
Cennet Umudu: "Ömürlerini gereksiz tarihi polemiklerle harcamasınlar. Gençler, Allah'ın vaat ettiği cenneti okumalı ve cennet umudunu her daim diri tutmalıdır."

