HAKSÖZ-HABER
İslami Dayanışma Platformu, Kul Sadi Yüksel Hoca’nın tutuklanması ve gözaltı sırasında kendisine yönelik muameleye ilişkin bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Yüksel’in DAEŞ ve El Kaide ile ilişkilendirilmesine ve yanındaki kitapların “örgüt dokümanı” olarak sergilenmesine tepki gösterildi.
Operasyonların medya gösterisine dönüştürülmesinin masumiyet karinesini ve adalete duyulan güveni zedelediği vurgulanarak yetkililere bu uygulamalara son verme çağrısında bulunuldu. Platformun açıklaması şöyle:
Sadi Yüksel Hoca’ya Yapılan Muameleyi Kınıyoruz!
Yanlış uygulamalar ve bunların yol açtığı mağduriyetler, Türkiye’de adalete duyulan güveni her geçen gün daha fazla zedeliyor. Operasyonların başarısının gözaltı ve tutuklama sayıları üzerinden sunulması ise bu kaygıları derinleştiriyor. Adalet Bakanlığının bugün açıkladığı verilere göre son sekiz ayda yapılan 7 bin 818 operasyonda 32 bin 882 şüphelinin tutuklanması, yürütülen soruşturmaların haklılığını ve hukuka uygunluğunu tek başına ortaya koymuyor. Adaletin ölçüsü, kaç kişinin tutuklandığı değil, suçun somut delillerle ortaya konulması ve insanların haklarının korunmasıdır. Çünkü yapılan operasyonlar kapsamında insanlar makul değerlendirmelerden yoksun bir şekilde tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ediliyor. Bu da binlerce mağduriyete ve on binlerce ailenin hayatının drama dönüşmesine neden oluyor.
İslami camianın yakından tanıdığı, kendisini tanıyanların şahsiyetine ve çalışmalarına kefil olduğu Kul Sadi Yüksel Hoca da geçtiğimiz günlerde bu yaklaşımın mağdurlarından biri oldu. Kendisine yöneltilen “DAEŞ ve El Kaide örgütlerine destek” suçlaması, devletin İslami çevrelere yönelik Kemalist ezberlerinin bir yansımasıdır. Bu suçlamaların, İslami camiayla ilişkisi bulunan herkesi kapsayabilecek ölçüde geniş yorumlanması ve Sadi Yüksel Hoca gibi mütedeyyin insanlara yöneltilmesi kabul edilemez.
İslami camiaya ve camianın önde gelen isimlerine yönelik bu tür operasyonların, ileri sürülen suçlamaların ötesinde bir anlam taşıdığı kanaatindeyiz. Sistemin beklentilerine göre hareket etmeyen, inanç ve ilkelerinden taviz vermeyen kişilerin, 70 yaşında dahi olsalar, baskı ve sindirme politikalarının hedefi hâline getirildiğini görüyoruz.
Müslümanlar Skor Malzemesi Yapılamaz, Magazin Unsuruna Dönüştürülemez!
Hayatını davet ve İslami çalışmalara adamış Sadi Hoca’nın tutuklanması, İslami camiada haklı bir tepkiyle karşılandı. Kendisine yöneltilen suçlamaların yanı sıra gözaltına alınış biçimi ve yanındaki kitapların “örgüt dokümanı” olarak sergilenmesi de bu tepkinin başlıca sebeplerindendir. ISBN ve bandrol taşıyan, yasal olarak yayımlanmış kitapların suç unsuru gibi sunulması, soruşturmanın dayanakları konusunda ciddi sorular doğuruyor.
Operasyonların birer medya gösterisine dönüştürülmesi, masumiyet karinesini ihlal ediyor ve adalete duyulan güveni aşındırıyor. İnsanların görüntülerini suçlu oldukları izlenimini verecek şekilde kamuoyuna sunmak, yargılamanın yerini peşin hükmün almasına yol açıyor. Bu uygulamaları gerçekleştirenler kadar, bunları gördükleri hâlde müdahale etmeyen yetkililer de ortaya çıkan mağduriyetlerden açıkça sorumludur.
Bizler, İslami Dayanışma Platformu üyeleri olarak, Sadi Yüksel Hoca’ya yapılan muameleyi kabul etmiyoruz. Tutuklama sayılarını başarı göstergesine dönüştüren, insanları ve ailelerini mağdur eden, kişilerin itibarını medya gösterileriyle zedeleyen bu anlayışı kınıyoruz. Yetkilileri, bu yanlış uygulamalara son vermeye; Müslümanları Kemalist ezberlere ve birbirini tekrar eden, somut delillerden yoksun iddianamelere dayanarak hedef almaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.
İslami Dayanışma Platformu


