1. HABERLER

  2. HABER

  3. BİYOGRAFİLER

  4. İslam’a savaş açan ve Arnavutluk’u dünyaya kapatan bir diktatör: Enver Hoca
İslam’a savaş açan ve Arnavutluk’u dünyaya kapatan bir diktatör: Enver Hoca

İslam’a savaş açan ve Arnavutluk’u dünyaya kapatan bir diktatör: Enver Hoca

Marksist-Leninist diktatör Enver Hoca’nın İslam karşıtı mücadelesini, tüm ülkeyi 700 bin beton sığınakla kuşatan o devasa paranoyayı ve Arnavutluk’u dünyaya kapatan totaliter rejimin perde arkasını mercek altına alıyor.

17 Haziran 2026 Çarşamba 23:56A+A-

İslam’a Savaş Açan Bir Deli Diktatör: Enver Hoca

Mehmed Mazlum Çelik / Fokus+

Arnavutluk’u 1944-1985 yılları arasında Marksist-Leninist-Stalinist ideolojiye saplantılı şekilde bağlı, tarihin en zalim diktatörlerinden biri olan Enver Hoca idare etti. 

40 sene boyunca Arnavutlar, her gece yastığa başlarını koyduklarında sabaha karşı işgal edilecekleri paranoyasıyla yaşadı. 

Enver Hoca’nın yeryüzünde en nefret ettiği şey ise dindi. Yalnız Müslümanlar değil, Hristiyanlar da Enver Hoca’nın elinden çektiklerini tarihteki en barbar din düşmanlarından bile görmemişlerdi. 

Arnavutluk’u dünyaya kapattı 

Bugün uzaktan Kuzey Kore’ye bakıp dünyaya bu denli kapalı olmalarına hayıflanıyoruz. 

Oysa burnumuzun dibinde, üstelik gönül coğrafyamız kabul ettiğimiz Arnavutluk, Kuzey Kore’ye dahi rahmet okutacak bir hâldeydi. 

Saddam’ın Irak’ı, Kaddafi’nin Libya’sı ya da Cafer Numeyri’nin Sudan’ı da birer diktatörlüktü ama en azından insanlar ticaret, seyahat yahut eğitim gibi gerekçelerle ülke dışına çıkabiliyordu. Bu ülkelere yabancı yatırımcılar girebiliyor ve en önemlisi de ithalat yapılabiliyordu. 

Oysa Arnavutluk’ta halk her gün büyük bir yalanı yaşıyordu. 

Her gün İtalyanların, Almanların ya da Amerikalıların ülkelerine girip kendilerini işgal edeceklerine inanıyordu. Bu yüzden tüm ülke âdeta kapılarını dünyaya kapatmıştı. 

Bu büyük izolasyonun mimarı ise hiç şüphesiz Enver Hoca’dan başkası değildi. 

Enver Hoca 18 yaşında

Büyük bir İslam düşmanı olan Enver Hoca, 1908 senesinde dünyaya geldiğinde anne babası son derece dindar Müslümanlardı. Bu sebeple “Hürriyet Kahramanı” Enver Paşa’nın adını hiç düşünmeden oğullarına verdiler. En büyük arzuları, oğullarının Osmanlı’ya ve İslam’a büyük hizmetler yapmasıydı ama bu oğulun Arnavutluk’ta İslam’a vereceği zararı Moğollar Anadolu’ya verememişti. 

Üstelik “Hoca” bir lakap değil, soyadıydı çünkü aile çok dindar ve içinden İslam âlimleri çıkmış bir aileydi. 

Enver Hoca, İslam’a büyük hizmetler verebilecekken 1967 senesinde Arnavutluk’u ateist devlet ilan etti. 

Ardından İslam’a büyük bir taarruz başlattı. 

Önce ezanı yasakladı. 

Ardından tüm camileri kapattı, hızını alamadı; bir kısmını özellikle ahıra çevirdi. 

Çocuklara İslami isimlerin verilmesini yasaklattı. 

Binlerce imamı tutuklattı. 

Kur’an’ın basılmasını, okunmasını ve hatta hakkında konuşulmasını yasakladı. 

Dinî bayramları yasakladı. 

Kadınların ne devlet kurumlarında ne de şehirlerde başörtüsü takmalarına izin verildi. 

Dinî nikâh kıyanlar cezalandırıldı. 

Gizlice namaz kılan ya da ölmüşlerinin ruhuna bir Fatiha okuyan yakalansa cinayet işlemiş bir cani muamelesi görüyordu. 

Örneklerin ne yazık ki ucu bucağı gelmediği için burada durmak zorundayız. Ne yazık ki Müslüman Arnavutların yalnızca imanına değil; hürriyetlerine, istiklallerine ve istikballerine de kastetti. 

Enver Hoca

Stalin onun gözünde bir peygamberdi 

Enver Hoca’nın gözünde Stalin’in bir peygamberden farkı yoktu. Dolayısıyla Kruşçev’in reformlarına karşı çıkmayı âdeta imani bir vazife olarak gördü. Kruşçev bunu düşmanca bir tavır olarak algılayınca, Arnavutların dünyaya açılan belki de tek kapısı olan SSCB de yüzüne kapandı. 

Çin’de Mao, Enver Hoca’ya yakınlaşınca, Çin bir anda Balkan siyasetinin göbeğinde yer almaya başladı. 

Ancak Enver Hoca saplantılı bir adamdı. Mao’nun ölümünden sonra Çin’in reformlarına da Kruşçev döneminde verdiği tepkilere benzer şekilde aşırı ve sert tepkiler verince bu kez Çinliler de ondan uzaklaştı. 

Böylece Arnavutluk bir anda Batı’nın, SSCB’nin ve Çin’in aynı anda mesafeli durduğu nadir ülkelerden biri hâline geldi. 

Enver Hoca’nın dış politikası saplantılı bir âşık gibiydi. Önce bir maşuk gibi müttefiklerini göklere çıkarıyor, ardından ilk fikir ayrılığında onları Arnavutluk’un en büyük düşmanı ilan ediyordu. 

Bir ara iş öyle çığırından çıktı ki Enver Hoca’ya göre SSCB, ABD, Yugoslavya veya İtalya her an Arnavutluk’u işgal edebilirdi. 

Arnavutluk’ta Enver Hoca rejimi ile özdeşleşmiş sığınaklardan (bunker) biri 

Korkuya çözüm bulunuyor: Beton sığınaklar (Bunkerler) 

Enver Hoca’nın korku paranoyası sonucu küçücük Arnavutluk’a yaklaşık 700 bin beton sığınak (bunker) inşa edildi. 

Tüm Arnavutluk’un nüfusunun yaklaşık 3 milyon olduğunu düşününce, ülkenin dört bir yanı bu beton yapılarla kaplandı. 

Bu, insanlık tarihinin en büyük ve en maliyetli savunma projelerinden biri olarak kayıtlara geçti. 

Ülkede dış saldırıya karşı korku ne denli büyükse iç korku da o kadar ileri boyutlardaydı. 

Enver Hoca hariç herkes bir gün “hain” ilan edilip öldürülebilirdi. 

Bunun en acı örneği, Başbakan Mehmet Şehu’ydu. 

Yıllarca Enver Hoca’nın sağ kolu olarak onun tüm zulümlerinin bir numaralı ortağıydı. Bir gün ülkenin en büyük haini ilan edildi. 

Kayıtlara intihar ettiği şeklinde geçirilse de birçok tarihçi onun rejim tarafından ortadan kaldırıldığı görüşünde. 

Enver Hoca, 1985’te öldü. 

1990’a kadar etrafındaki bir grup eyyamcı, aynı zorbalığı devam ettirdi. 

Enver Hoca’nın heykeli halk tarafından yıkılıyor

Rejimin çöktüğü gün yaşananları okumak insanın yüreğine sancılar sokuyor. 

Yüz binlerce Arnavut, limanlara ve sınırlara koştu; bulabildikleri herhangi bir araca binerek ülkeden kaçmaya çalıştı. 

Bugün Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkilerde Enver Hoca’nın neden olduğu tahribat yavaş yavaş onarılıyor. 

Gönül coğrafyamızın kardeş milleti Arnavutlar, Türkiye’ye ikinci vatanları gibi bakıyor. 

 

HABERE YORUM KAT