Yakın tarihlerde, Ruanda'da (1994) ve Srebrenitsa'da (1995) gerçekleştiği bilinen soykırımlara bakıldığında, bugün Gazze'de 1 milyondan fazla insanın göçe zorlanması; gıda, su, enerji ve ilaca erişimlerin kesilmesi, İsrail'in Orta Doğu'da bir Yahudi devleti kurma hayaliyle Gazzelileri Sina Çölü'ne sürme planlarının varlığı ve 13 binden fazla sivilin yaşamını kaybetmesi Srebrenitsa soykırımını akıllara getirdi.
İşgalcilerin, abluka altındaki Gazze Şeridi'nde sivilleri hedef alan saldırıları ve siyonist yetkililerin Gazzelilere yönelik nefret söylemleri soykırım niyetini açık şekilde gösterdi.
Soykırım suçunun unsurları Gazze'de oluştu mu?
Gazze'deki durumu değerlendirmek için temel uluslararası sözleşmelerdeki tanımlara bakıldığında, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin, Filistin vatandaşı olarak aynı ulustan, Arap kökenli olarak aynı etnisiteden ve Müslüman kişiler olarak aynı dinden olduğu görülmektedir. Bu nedenle aynı etnik, din ve ulusa mensup olan Filistinliler, soykırım suçunun tanımında yer alan "grup" tanımını karşılıyor.
Çatışmaların başlangıcından bu yana başka ulus, din ve etnik gruba ait kişilerin bölgelerden çıkarılmaya çalışılması da saldırıların hedefindeki grubun Filistinliler olduğunu gösteriyor.
Buna ek olarak hayatını kaybedenlerin arasında başka ulus, din, etnik gruba veya ırka ait kişilerin de bulunması, asıl mağdurların çok büyük oranda Filistinliler olması nedeniyle soykırım suçunu ortadan kaldırmıyor.
Katil İsrail'in uygulamaları en az üç fiili karşılıyor
Söz konusu yasaklanmış 5 fiilden birinin işlenmesi soykırım suçunun mevcudiyetine hükmetmek için yeterli olsa da İsrail'in uygulamalarının bu suçun tanımındaki en az üç fiili karşıladığı görülüyor.
İlk olarak, Gazze'deki hükümete göre 7 Ekim'den bu yana İsrail saldırılarında Gazze Şeridi'nde 5 bin 600'ü çocuk ve 3 bin 550'si kadın olmak üzere 13 bin 300 kişi öldürüldü ve durum soykırım suçunun tanımındaki "grup üyelerini öldürmek" fiilini karşılıyor.
On binlerce yaralının da bulunduğu Gazze'deki Filistinlilerin soykırım tanımında yer alan "ciddi bedensel veya zihinsel zarar"a uğradığı da ifade ediliyor.
Üçüncü olarak elektrik, su, gıda ve diğer tüm insani ihtiyaçların kesilmesi ve 1 milyon 500 bin kişinin yerinden edilmesi de "yaşam koşullarının, grup üyelerine fiziksel zarar verilmesi amacıyla bilerek zorlaştırılması" şartıyla örtüşüyor.
Gazze'deki saldırıların ve uygulamaların, soykırım suçunun birden fazla unsurunu içerdiği görülüyor.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.