Irak Kürdistanı’ndaki Gözaltı Hukuksuzluğu Raporu

Irak Kürdistanı’ndaki Gözaltı Hukuksuzluğu Raporu

İnsan Hakları Derneği Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek ile Mazlumder Diyarbakır Şubesi Başkanı Av. Nesip Yıldırım, 7 ayı aşkındır Irak Kürdistan’ında gayri hukuki bir şekilde ve yargılanmadan gözaltında tutuluyor.

İnsan Hakları Derneği Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek ile Mazlumder Diyarbakır Şubesi Başkanı Av. Nesip Yıldırım, 7 ayı aşkındır Irak Kürdistan’ında gayri hukuki bir şekilde ve yargılanmadan gözaltında tutulan Özgür-Der üyeleri Metin Demir, Mustafa Eğilli ve M. Hasip Yokuş hakkında bir rapor yayınladılar. Raporun tümünü ilginize sunuyoruz.

Özgür-Der Diyarbakır şube yöneticisi Metin Demir, Özgür-Der Genel Merkez yöneticisi ve Kudüs dergisi editörü Mustafa Eğilli ve dernek üyesi Çelebi Bozan ile birlikte seyahat amacıyla Irak Kürt Federe Bölgesine giderken 1 Haziran 2006 tarihinde İbrahim Halil sınır kapısında Kürt Federe Hükümeti Asayiş yetkilileri tarafından Metin Demir’in gözaltına alındığı, Mustafa Eğilli ve Çelebi Bozan’ın gözaltı ile ilgili girişimlerde bulunduğu, avukat tuttukları, Asayiş makamlarının Metin Demir’in kendilerinde olmadığını bildirdikleri, daha sonra Türkiye’ye döndükleri, konuyla ilgili olarak yetkilileri ile tekrar görüşmek üzere Mustafa Eğilli ile akrabası ve Dernek üyesi M. Hasip Yokuş’un Irak Kürt Federe bölgesine gittikleri, onlarında 19 Haziran 2006 günü Türkiye’ye dönerken İbrahim Halil sınır kapısında gözaltına alındıkları, ailelerin ve Özgür-Der’in resmi ve diplomatik girişimlerde bulundukları ancak sonuç alamadıkları, gözaltıların resmen kabul edilmediğini, hukuki sürecin işletilmediği ve ailelerin tüm çabalara rağmen bu kişilere ulaşamadığı iddiasıyla İnsan Hakları Örgütlerinden yardım talep edilmiştir.

HEYETİN OLUŞUMU:

Mazlumder Diyarbakır Şubesine yapılan başvurunun Mazlumder tarafından İnsan Hakları Derneği ile paylaşılması üzerine; olayı araştırmak, gerektiğinde Irak Kürt Federe Hükümeti yetkileri ve bölgede bulunan sivil toplum kuruluşları ile görüşmek, bu konuda mağdurlar ve varsa görgü tanıkları ile görüşmek, araştırma sonrasında kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, çeşitli ulusal ve uluslar arası mevzuatlarda güvence altına alınan başta yaşam hakkı olmak üzere diğer hakların korunmasına katkıda bulunmak için;

İHD GYK Üyesi, Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek, Mazlumder Diyarbakır Şube Başkanı Nesip Yıldırım, Mazlumder’in bir önceki Genel Başkan Yardımcısı Şeyhmus Ülek, Yazar Hasan Kaya, Metin Demir’in babası Hasan Demir ve Mustafa Egilli’nin abisi Suat Egilli’nin yer aldığı bir İnsan Hakları Heyeti oluşturulmuştur.

HEYET GİRİŞİMLERİ:

Heyet Diyarbakır’dan ayrılmadan önce, Irak Federe Kürt Bölgesi hükümet yetkilerine, heyetin amacı, üyelerinin ismi ve seyahat başlangıç tarihi iletilmiş, ayrıca basın kuruluşları da bilgilendirilmiştir.

İnsan Hakları Heyeti, 19 Ağustos 2006 tarihleri arasında Irak Federe Kürt Bölgesine giderek araştırmalarda bulunmuş, resmi yetkililer ve sivil toplum kuruluşu yöneticileriyle görüşmelerde bulunmuştur.

Heyet, 19 Ağustos 2006 tarihinde Duhok Kürdistan Sivil Haklar Organizasyon Başkanı Ekrem Mayi ve 21 Ağustos 2006 tarihinde Hewler(Erbil) de bulunan Kürdistan Hukukçular sendikası Genel Başkanı Kak Reş Naqşibendî ve yöneticileri,

20 Ağustos 2006 tarihinde, Irak Kürt Federe Hükümetinin Dış ilişkilerden sorumlusu Safeen M. Dizayee ve Federe Hükümeti İnsan Hakları Bakanlığı Genel Müdürü Tavga Omar Raşhid ile görüşmelerde bulunmuştur.

Heyet üyelerinden Şeyhmus Ülek, Mihdi Perinçek ve Hasan Kaya 21.08.2006 günü yerel saat ile 14.30 dolaylarında Türkiye’ye dönmek üzere Hewler kentinden ayrılırken, Metin Demir’in babası Hasan Demir ve Mustafa Egilli’nin abisi Suat Egilli ile ailenin avukatı ve Mazlumder Diyarbakır şube Başkanı Nesip Yıldırım Hewler Genel Asayiş Müdürü ile görüşmek, olanak sağlanırsa gözaltındakilerin aileleleri ile görüşmesi için kaldılar.

22 Ağustos 2006 tarihinde saat 11 de, Kürdistan Genel Asayiş Müdürü İsmet ERGUŞİ ile heyet görüştü. Görüşmede ertesi günü ailelerin görüşme talebi hakkında bilgi verileceği ifade edildi.

23 Ağustos günü gözaltındaki şahıslarla görüşmeye izin verildiği Sayın İsmet Erguşi tarafından telefonla heyete iletildi. Heyet, Asayiş Genel Müdürlüğüne gitmiş, özel bir araçla şehir içinde özel bir güvenlik birimi olduğu anlaşılan bir merkeze götürülmüş, merkezde ismini öğrenemediğimiz sivil giyimli bir yetkili tarafından ( bu yetkili gözaltındakilerle görüşmede de şahsen hazır bulunan Soranice bilen yetkili idi) şahsen görüşme mahalline götürülmüştür.

Görüşme mahalli Hewler (Erbil) Asayiş Müdürlüğü içerisinde arka taraflarda bulunan özel bir gözaltı merkezi idi. Metin DEMİR ve arkadaşlarının Hewler Asayiş Müdürlüğü içindeki bir binada kaldığı tespit edilmiştir.

23 Ağustos günü gözaltı merkezindeki görüşmeye; Av.Nesip Yıldırım alınmamış sadece ailelerin görüşmesi ortamı sağlanmıştır. Hasan Demir ve Suat Eğilli, gözaltında bulunan Metin Demir, Mustafa Egilli ve M.Hasip Yokuş ile 2 yetkili huzurunda yaklaşık 1,5 saat görüşmüştür.

Görüşme sonrasında Hewler’de yapılacak bir iş kalmadığından 23 Ağustos tarihinde Türkiye’ye geri dönüş yapılmıştır.

Heyet geri dönüşünden sonra da gözaltındaki şahısların durumları hakkındaki gelişmeleri beklemiş olup, şahsıların serbest bırakılması halen gerçekleşmemiştir.

HEYET ÜYELERİNİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ RESMİ GÖRÜŞMELER

Irak Kürt Federe Hükümetinin Dış ilişkilerden sorumlusu Safeen M. Dizayee ile 20.08.2006 tarihinde Selahaddin Kentindeki makamında yapılan görüşmede, gözaltına alma olayı vuku bulmuş ise resmen kabul edilmesi, hukuk sürecinin acilen işletilmesi, adil bir yargılanın yapılması ve gözaltına alınan kişilerin aileleri ve avukatları ile hemen görüştürülmesi heyet tarafından talep edilmiştir.

SAFEEN M. DİZAYEE: Irak Kürt Federe Hükümetinin Dış ilişkiler sorumlusu

“Türkiye’de faaliyet gösteren Sivil İnsan Hakları kuruluşlarının böylesi bir bileşiminin bölgemize gelmiş olması beni memnun etmiştir. Irak’ta yeni bir yapılanma meydana gelmiştir ve bundan memnun olmayan birçok örgüt ve devlet vardır. Irak’ta terör eylemleri sonucu her gün onlarca insan yaşamını yitiriyor. Bölgemizde de yeni bir yapı vardır. Bu durumumuzdan rahatsız olan ve Irak’ın diğer bölgelerinde meydana gelen karışıklığı bizim bölgemizde de yaratmak isteyen devlet ve örgütler de mevcuttur. İki yıl önce, partimizde yapılan bayramlaşmada patlayan bombalar 98 insanımızın ölümüne neden oldu. Kendimizi korumalıyız. Bu nedenle çok dikkatli bir biçimde tedbirlerimizi almalıyız.

Heyetin gelişine konu olan olay ile ilgili Türkiye’den birçok önemli şahsiyet beni aradı. Hatta Haşim Haşimi’nin beni en son arayışında, daha kapsamlı bir ön araştırma için heyetin birkaç gün geç gelmesini talep etmiştim. Bir Kürt insanının bölgemizde karışıklık yaratmak için gelmesini düşünmek istemiyorum, ihtimal vermiyorum. Araştırmalarımız devam ediyor. T.C Hükümetinden de bilgi talep ettik, bu bilgi geldi. Ancak, Metin Demir ile ilgili istihbarat bilgileri ve deliller mevcuttur, terörü amaç edinen islami bir örgütle ilişkisine dair. Araştırmalarımız sonucunda durum yargıya intikal edecektir. Suçsuz ise doğal olarak serbest bırakılır. Bu kişi bizim İstihbarat (Parastın) örgütümüz tarafından sorgulanıyor, araştırılıyor, bizdedir. Ailelerin bu kişiler ile görüşmesi için yetkililer ile görüşeceğim. Yarın size yanıt vereceğim.” demiştir.

21 Ağustos 2006 günü yerel saat ile 14.45 dolaylarında heyeti telefon ile arayan Safeen M. Dizayee;” Hewler’de bulunan Genel Asayiş Mudürü İsmet Erguşi ile görüştum. Yarın yerel saat ile 11.00 sizi bekliyor. Durum ve ailelerin gözaltındakiler ile görüşme talebi hakkında size bilgi verecek.” demiştir.

TAVGA OMAR RAŞHİD: Federe Hükümeti İnsan Hakları Bakanlığı Genel Müdürü

21.08.2006 günü Hewler(Erbil) kentindeki makamında yapılan görüşmede, Raşhid;

“ Bu durumdan haberimiz yok. Yazılı başvuruda bulunursanız bildirdiğiniz adres ve telefona bilgi almamız halinde bilgi vereceğiz. Gücümüz ve yetkimiz dahilinde katkımızı sunacağız.” dedi. Bunun üzerine heyet üyeleri Irak Kürt Federe Hükümeti İnsan Hakları Bakanlığına yazılı başvuruda bulundu.

İSMET ERGUŞİ : Hewler (Erbil) de bulunan Kürdistan Asayiş Genel Müdürü

22 Ağustos 2006 tarihli görüşme beyanında, Erguşi;

“ Metin Demir’in Kürdistan üst düzey yönetimine karşı gerçekleştirilecek uluslarası nitelikte bir terör eyleminin parçası olduğu iddiasının mevcut olduğu, Metin Demir’in Ankara – İstanbul, Suriye ve Suudi Arabistan gibi bir yelpazede ilişkilerinin olması ve bu kadar kişiyi tanımasının şüphelerini güçlendirdiğini dile getirmiştir. Heyetin Metin Demir hakkındaki bu ciddi beyanınıza kanaat getiriyor musunuz? sorusuna Sayın Erguşi: henüz net bir kanaat oluşmadı, soruşturma hala sürüyor, Soruşturmanın ne kadar süreceği? sorusuna: “şuan bir şey söylenemeyeceği soruşturmanın devam ettiği” cevabını vermiştir. Heyetin Metinle ilgili iddilarınız var ise de Mustafa Eğilli ve Hasip Yokuş’un gözaltına alınma sebebinin ne olduğu sorusuna: Mustafa Eğilli ve Hasip Yokuş’un ülkeden kaçmaya çalıştıkları ve bu nedenle gözaltına alındıkları belirtilmiştir. Ayrıca bu şahısların resmi pasaportlarıyla yasal yolla sınır kapısına gelmelerinin bu şekilde algılanmasın ne derece doğru olacağı ifade edilmiş ise de, soruşturmanın devam ettiği ifade edilmiştir. Ayrıca, ailelerin gözaltındaki şahıslarla görüşmesi hususunda şuan bir cevap veremeyeceğini, telefon bilgilerinin verilmesi sonrasında bir sonraki gün kendisinin cevap verebileceğini” ifade etmiştir.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İLE YAPILAN GÖRÜŞMELER:

EKREM MAYİ: Duhok Kürdistan Sivil Haklar Organizasyon Başkanı

19.08.2006 günü Duhok’ta yapılan görüşmede, Mayi;

“Federe bölgesinde sivil toplum örgütlerinin geçmişi yenidir. Kurumsallaşma yaratılamamış, çalışma alanları ve çerçevesinin oturtulmasında eksiklikler yaşıyoruz. Merkezi idarenin sivil toplum örgütleri üzerinde egemenlikleri var, yönetimlerden tam bağımsız olduğu söylenemez, toplumda ve bu örgütlerde yeni yapılanma sürecinde bazı hassasiyetler kabul görüyor. Bizler sacede sivil haklarla ilgileniyoruz. Heyetin gelişine konu olayın daha önce bana da aktarıldı. Yaptığım görüşmelerde, ciddi istihbaiı bilgiler üzerine gözaltına alındıkları söylendi, konu ile ilgilenmememiz söylendi. Detaylı bilgi verilmedi.” dedi

KAK REŞ NAQŞİBENDÎ: Kürdistan Hukukçular sendikası Genel Başkanı

21.08.2006 günü Hewler’deki Sendika binasında yapılan görüşmede, Nakşibendî;“Dava açılıncaya kadar yapabileceğimiz bir şey yok. Avukat olsalardı bir şeyler yapabilirdik. Şu aşamada bu olay ile ilgili avukatın faydası olmaz. Özel vekaletle dahi olsa yardımcı olamayacağız. Sizi İnsan Hakları Bakanlığına yönlendirebilirim.” dedi.

SERDAR BÜLENT YILMAZ: ÖZGÜR- DER Diyarbakır Şube Başkanı

Diyarbakır ilinde Dernek merkezindeki beyanında, Yılmaz;

“...1 Haziran tarihinde, Özgür-Der Diyarbakır şubesi yönetim kurulu üyesi Metin Demir, Özgür-Der genel merkez yönetim kurulu üyesi ve Kudüs dergisi editörü Mustafa Eğilli ve Özgür-Der Diyarbakır şubesi üyesi Çelebi Bozan olduğu halde, Kürdistan federasyon bölgesindeki siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeleri yerinde gözlemlemek, bu bağlamda bir takım ziyaretlerde bulunmak üzere Irak’a gitmişlerdir. Hatta bu bağlamda Mesut Barzani’nin siyasi danışmanı Muhammed Salih Cuma ile de röportaj yapılmak üzere gitmeden önce randevu alınmıştır. Aslında bu kişiler orada Muhammed Salih Cuma’nın yani hükümetin misafiri pozisyonundadır. Habur (İbrahim Halil) sınır kapısında Kürdistan federe hükümetine bağlı peşmergeler tarafından saat 12.00 sularında Metin demir’in gözaltına alınması üzerine sınır kapısının Irak tarafında bekleyen yetkililer ile görüşmeye çalışan Çelebi Bozan ve Mustafa Eğilli konuyla ilgili karakol yetkililerinden bilgi almak istemişler, ancak uzun bir süre beklemelerine rağmen bilgi alamamışlardır. Son olarak tesadüfen bir nakil aracına ondan fazla kişiyle birlikte binerken Metin Demir’i gören Çelebi Bozan ayak üstü nereye ve niçin götürüldüğünü Metin Demir’e sormuş ancak Demir, nereye ve niçin götürüldüğünü bilmediğini söylemiştir. Yetkililer tarafında Metin Demir’in akıbetini sorduklarında terslenen ve biraz üsteleyince de tehdit edilen bu iki kişiye Metin Demir’in kendilerinden çıktığı nerede olduğunu bilmedikleri yetkili peşmergelerce ifade edilmiştir. Bunun üzerine Zaho’ya giden ve arkadaşlarının orada olabileceğini düşünen Çelebi Bozan ve Mustafa Eğilli, oradan Duhok’a gitmiş, ve bir sonuç elde edemeyince orada iki avukat ile görüşüp onları tutmuşlardır. Avukatlar asayişle yaptıkları görüşme üzerine orada öyle birinin olmadığı resmi olarak ifade edilmiş ve hiçbir bilgi alamamışlar, ancak gayrı resmi olarak Terörle mücadele biriminde tutulduğunu öğrendiklerini söylemişlerdir. Bunun üzerine söz konusu iki kişi Diyarbakır’a dönmüştür.

Daha sonra Mustafa Eğilli ile bacanağı ve Metin Demir’in de akrabası olan M. Hasip Yokuş, yerinde temaslarda bulunmak üzere Irak’a gitmişlerdir. Bir hafta kadar Erbil’de kalan ve sadece resmi kimlikli kişilerle ve avukatlarla görüşen M. Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli girişimleri bitirip Türkiye’ye dönerken 19 Haziran tarihinde saat 24.00 sularında sınırda Kürt asayişi tarafından gözaltına alınmışlardır. Mustafa Eğilli ve M. Hasip Yokuş’la aynı araçta bulunan Diyarbakır / Bismilli M. Zahit Pilatin isimli bir işadamı ile binilen ticari aracın şoförü de bu kişilerle birlikte gözaltına alınmışlardır.

Metin Demir, insan hakları alanında mücadele eden ve Türkiye'de çeşitli il ve ilçelerde şubeleri bulunan Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları derneğinin (Özgür-Der) Diyarbakır şubesi yönetim kurulu üyesidir. Demir, aynı zamanda Diyarbakır’da Deniz Feneri derneğinin de yardım faaliyetlerini organize eden tanınmış bir kişiliktir. Her üç kişi de Irak’a normal / yasal yollarla, pasaportlarıyla giriş yapmıştır.

Gözaltı sürecinde söz konusu kişiler Irak’a ilk defa gitmişlerdir. Metin Demir gözaltına alınırken yanında bulunan Mustafa Eğilli o zaman gözaltına alınmamış, daha sonra Hasip Yokuş’la birlikte tekrar girerken de gözaltına alınmamış ancak ülkeden çıkarken gözaltına alınmıştır.

Bu kişiler, Türkiye’de herhangi bir suçtan aranıyor değildir. Sabıkaları yoktur. Hayatlarında ilk defa gittikleri bir ülkede hangi suçtan aranıyor olabilirler? Olay isim benzerliği ise bu karmaşa birkaç saatte giderilemeyecek bir durum mudur? Kaldı ki son iki kişinin gözaltına alınması isim benzerliği ile de açıklanabilecek bir şey değildir.

Metin Demir’in, uzun bir zaman niçin gözaltına alındığı, nerede tutulduğu, hangi nedenden dolayı soruşturulduğu, hangi birim ve kimler tarafından sorgulandığı, üzerine atılı suçun ne olduğu, ne zaman serbest bırakılacağı ve nasıl muamele gördüğü hakkında bilgi verilmemiştir.

Bu olay giderek Türkiye kamuoyunda yankı bulmaya başlamıştır. Bu konuda çeşitli gazetelerde haberler yapılmış, Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak, Ahmet Varol, Hakan Albayrak, Sibel Eraslan ve İbrahim Karagül gibi yazarlar gazetelerindeki köşelerinde konuyu değerlendirmişler, İHH, Huder, Mazlumder,İHD, Özgür-Der, Af örgütü gibi kurumlar konuyla ilgili açıklamalar yapmışlardır. Uluslar arası af örgütü Londra’dan bu konuda acil eylem çağrısı yapmıştır.

Hangi suçtan gözaltına alınmış olursa olsun her insanın adil yargılanma hakkı vardır ve bu hakkı hiçbir suçlama geçersiz kılmaz.

Yapılan avukat görüşmeleri neticesinde mahkemeye çıkarılıncaya kadar hukuki bir yardım yapılamayacağı belirtilmiş, ayrıca bu nevi vakaların çok fazla olduğu ve bu tarz gözaltıların çok uzun süre devam ettiği gerek avukatlar gerekse görüşülen diğer kişi ve kurumlar tarafından ifade edilmiştir. Ayrıca çeşitli defalar basın açıklamaları ile çözümü isteyen talepler dile getirilmiştir.

Metin Demir hakkındaki iddianın edindiğimiz bilgi ve duyumlara göre, Barzani ailesine karşı bir eylem iddiası olduğu bunun gerekçesi de, şahsın geçmiş yılarda bir mecliste tanıştığı şahıs olduğu ifade edilmektedir. Bir kişiyle tanışmış olmak onun tüm zamanlarda neler yaptığı, uğraşılarının ne olduğu, en önemlisi de onun fikirlerinin tümünü paylaşıyor olma anlamına gelmeyeceği, bu tarz yorumun zorlamalı ve idareyi hataya sevk edebileceği açıktır.

Bizler arkadaşlarımızı tanıyoruz, suçlu olmadıklarını biliyoruz ve kendilerine karşı yapılan gözaltının da haksız olduğunu, bu hatadan geçte olsa birgün dönüleceğini düşünüyoruz. Ancak geçen süre mağdurların ailelerinde derin yaralar açmaktadır. Biran evvel arkadaşlarımızın yasal haklarının tanınması ile bugüne kadar mahkemeye çıkarılmalarını gerektirecek kadar ellerinde delil olmadığını da düşünerek arkadaşlarımızın serbest bırakılmalarını istemekteyiz” demiştir.

GÖZALTINDA BULUNANLARLA YAPILAN GÖRÜŞMELER:

SUAT EĞİLLİ : (Gözaltında bulunan Mustafa Eğilli’nin abisi)

Gözaltında bulunan M.Demir, M.H.Yokuş ve kardeşi Mustafa Eğilli ile 23 Ağustos 2006 tarihli görüşmesi hakkındaki beyanında , Eğilli;

“Görüşme öncesinde sonradan görüşme esnasında hazır bulunacak Asayiş yetkililerinin kendisi ve Hasan Demir’e görüşmenin usulü hakkında uyarıda bulundukları, görüşmede sadece Kürtçe konuşmaya müsaade edildiği, Kürtçe dışında bir dille konuşulduğu takdirde görüşmeyi sonlandıracaklarını söyledikleri, görüşmenin sadece ailelerin sorulması şeklinde olması gerektiği, gözaltına ilişkin konuşmalara müsaade edilmeyeceğinin söylendiğini, görüşmeyi iki memurun izlediğini, bunlardan birinin Kurmanci bilmeyip Sorani dilini bildiğini, diğerinin görüşmeyi çevirdiğini, bu görevlilerin aynı zamanda sorguya giren yetkili kişiler olduklarını konuşmalar sırasında fark ettiklerini,

Bu kişilerin görüşme öncesinde kendisi ve Hasan Demir’i on beş dakika kadar sorguladıklarını, sorguda; kimlik bilgilerinin sorulması dışında, Mustafa Eğillinin öğrenim durumunun ve nerede okuduğunun sorulduğu, imam hatip’te okuduğunu söylediğinde bu okulun özelliğini sorduklarını, dini öğrenim veren bir okul olduğunu söylediğinde neden imamlık yapmadığını sorduklarını, kendisi de imam hatiplerin sadece imam yetiştirmediğini anlattığını, imam hatipte okumuş olmasına fazla taktıklarını, sonrasında Mustafa’nın öğrenimini Suriye’de devam ettiğini ifade edince Suriye ile ilgili de çok fazla soruyla karşılaştığını, Suriye’de kimleri tanıdığının sorulduğunu kendisinin de Muhammed Salih Cumanın yeğeni Dr. Muhammed’i tanıdığını, bu kişiyle ilgili de sorularla karşılaştığını, hem imam hatip hem de Suriye mevzusunun Metin’in babasına da çokça sorulduğu ve babasının yetersiz kaldığı durumlarda kendisinin cevap verdiğini ifade etmiştir. Ayrıca Türkiye'de Mustafa'nın arkadaşlarından kimleri tanıdığının sorulduğunu, İstanbul’dan bildiği bir iki kişinin ismini verdiğini, benzer soruların Metin Demir’in babası Hasan Demir’e de soruldu. Sorgulama sırasında “bunlar birini öldürmeye gelmişler” şeklinde bir ifade kullandıklarını ama bunu açmadıklarını söyledi.

Suat Eğilli izlenimlerinde; Metin Demir ve Mustafa Eğilli’nin son derece tedirgin ve baskı altında göründükleri yönündeydi. Konuşurken sık sık bu kişilerin sorgulamasını da yürüten görevlilere bakan ve onların tepkilerinden çekinen hallerinin gözden kaçmadığını, söz konusu tedirginliğin ve endişenin Hasip Yokuş’da gözlemediğini ifade etmiştir. Hasip Yokuş’un rahat tavrı ve niçin tutulduğunu görevlilere çıkışarak sormasından şu ana kadar pek sorgulanmadığını ve baskı altına alınmadığını sezdiğini ifade etmiştir. Mustafa Eğilli’nin ve Metin Demir’in önemli miktarda (8-10) kilo zayıfladığını, saçlarının üç numara tıraşlı olduğu, üzerlerinde hapishane üniforması olduğu, Metin Demir ve Mustafa Eğilli’nin işkence kötü müamele görmediklerini ifade ettikleri, Metin’nin gözaltına alındıktan sonra buraya getirildiğini ve yer değiştirmediğini ifade ettiği, ayrıca fiziki koşullarının iyi olduğunun ifade edildiği, kaldıkları yerin görüşmenin yapıldığı yer gibi klimalı (yaz sıcakları) ve temiz olduğu, yemeklerin iyi, sularının soğuk olduğunu, kitap okumanın yasak olduğunun dile getirildiğini ve avukat tutulup tutulmadığını sorduklarını, ayrıca bu kişilerin tek kişilik hücrelerde kaldıklarının öğrenildiğini, sigara için paraya ihtiyaç duyduklarını söylediklerini, bunun üzerine görevlilerin şikayet etmeyin anlamında her türlü ihtiyaçlarının karşılandığını söyleyince Metinlerin buna itiraz ettiklerini, paralarının istendiği takdirde onlara verileceği söylendiğinde ise, istediklerini ama kendilerine verilmediğinin söylendiği, buna karşılık görevliler sorumlu memurlardan bunun hesabının sorulacağını ifade ettiklerini dile getirdi. Dikkat çeken bir izlenim olarak tüm sorulara biraz da tedirgin olarak ürkek cevaplar verdiklerini anlatmıştır.

Suat Eğilli, görüşme sırasında görevlilerin söze karışarak, gerçekleri söylemeleri durumunda hemen bırakacaklarını, vaktiyle kendileriyle savaşanları ( PKK’yi kastederek) affettiklerini, bunları da affedebileceklerini, ola ki kandırılmış olabileceklerini ve kendilerini öldürmeye gelmiş olabileceklerini, bunu anlayışla karşılayacaklarını, kabul ederlerse serbest bırakacaklarını dile getirildiği, Metin ve Mustafa’nın bu talebe karşı, bize nasıl bunu dersiniz anlamında moralleri bozularak yetkililerin yüzlerine anlamlı bir bakış baktıkları, sessiz kaldıklarını ifade etmiştir.

Metin ve Mustafa’dan sonra, talep üzerine Hasip Yokuş’un da getirildiğini, onun farklı olarak bir haftalık sakalının olduğunu, onun da üniformalı olduğunu, gelir gelmez kendisini niçin orada tuttuklarını sorarak görevlilere çıkıştığını, rahat olduğunu, Mustafa ve Metin’deki tedirginlik ve ürkekliğin onda olmadığını, üzerine pek gidilmediği izlenimi edindiğini, Hasip Yokuş’un girer girmez yaptığı bu çıkışma üzerine kendisine görevliler tarafından “aileni, çocuklarını sor, başka konulara girme” şeklinde uyarı yapıldığını, konuşma sırasında rutin ailelerin sorulması dışında ihtiyaçlarının sorulduğunu, onun da Metin ve Mustafa gibi paralarının kendisine verilmediğinden sigara alabilmek için saatini satmak zorunda kaldığını, esas sorunun döndüğünde Türkiye'de özellikle memuriyeti ile ilgili yaşayacağı şeklinde endişelerini dile getirdiği, görevlilerin Hasip’e “sen yakında çıkarsın” dediklerini ifade etti.

Suat Eğilli diğer izlenimi olarak, Metin Demir’in psikolojisinin iyi olmadığını, Mustafa’nın da Metin’in de fazlasıyla korkutulmuş ve psikolojik baskıya maruz bırakıldıklarını, bu kişilerin ne ile suçlandıklarını bilmediklerini, hatta sorgulayan kişilerin de bu kişileri ne ile suçladıklarını bilmediklerini sandığını, ellerinde somut bir delil olmadığın düşündüğünüı, bu kişileri gözaltına alan birimin büyük bir komployu çökertme gibi bir iddia içinde olup bunu da üstlerine ilettikleri halde bu olay büyüyüp diplomatik ve medyatik bir olaya dönüşmesine karşılık bu iddianın bir fiyasko olduğunun anlaşılması üzerine de ne yapacağını şaşırmış vaziyette olduklarını zannettiğini” ifade etmiştir.

HASAN DEMİR: Gözaltında bulunan Metin Demir’in babası,

“Kimlik bilgileri dışında kendisine de Metin’in okuduğu imam hatiple ilgili şeyler sorulduğu, yurt dışında gidip gitmediği, gittiyse nereler gittiği ve arkadaşları sorulmuş, kendisi de bu sorulara cevap vermiş, yurt dışı sorusunda Arabistana hacca gittiğini, Suriye’ye de hacda tanıştığı bir arkadaşını ziyarete gittiğini söylediğini anlatmıştır. (Görüşme sırasında aslında Hasan Demir’in yaşlılıktan olsa gerek Metin Demir’in hac ve Suriye gezisinin tarihlerini karıştırdığı, Demir’in önce Suriye’ye sonra hacca gittiği tarafımıza ifade edilmiştir.”) Görüşülen diğer hususlar hakkında Suat Eğilli’nin beyanlarını tekrarlar mahiyette ifadede bulunmuştur.

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER:

Heyetimiz;

1-Metin Demir, M.HasipYokuş ve Mustafa Eğilli’nin Irak’a normal / yasal yollarla, pasaportlarıyla giriş yaptıkları,

2-Metin Demir’in 1 Haziran 2006 tarihinde Irak’a girerken, M.HasipYokuş ve Mustafa Eğilli’nin 19 Haziran 2006 tarihinde Irak’tan çıkacakken Kürdistan Federe Hükümeti kolluk kuvvetleri tarafından İbrahim Halil Sınır Kapısında (Habur)gözaltına alındıkları,

3-Gözaltına alındıktan sonra Hewler kentinde bulunan Hewler Asayiş Müdürlüğü içindeki bir binaya götürüldükleri, başka bir yer değişikliği yapılmadığı,

4-Metin Demir’in, Kürdistan Federe Hükümeti yetkililerine karşı bir eylem iddiasıyla gözaltına alındığı, M.HasipYokuş ve Mustafa Eğilli’nin gözaltına alınması hakkında tatmin edici bir açıklamanın olmadığı, ancak Metin Demir’i sordukları için gözaltına alınmış olabilecekleri,

5-Görüşme tarihi olan 23 Ağustos tarihi itibariyle Metin Demir’in 83 gündür gözaltında olduğu, bu güne kadarda tümünün halen gözaltında tutuldukları,

6- Şüphelilerin Mahkemeye çıkarılmadığı, Hakim güvencesinden faydalandırılmadığı,

7-Gözaltındaki şahısların işkence ve kötü muamele gördüklerine dair bir delilin bu aşamada olmadığı, ancak Metin ve Mustafa’nın psikolojik baskı altında olduklarının düşünüldüğü,

8-Gözaltına alınmadan itibaren şüpheli / sanık haklarından faydalandırma konusunda özenli davranılmadığı ve bugüne kadarda Uluslar arası hukukta kabul gören;

-Yakalandığında kendisine ve yakınlarına bilgi verme hakkı,

-Gözaltı süresinin sınırlı ve makul sürede olması hakkı,

-Suçsuzluk karinesi, Suçluluğu sabit oluncaya kadar suçsuz sayılma hakkı,

-Gözaltında avukat yardımından faydalanma hakkı,

-Gözaltında savcı ve hakim kontrolüne tabi olma hakkı,

-Adil Yargılanma hakkı,

-Suçların şahsiliği ilkesi,

- Makul sürede hakim karşısına çıkarılma haklarının ihlal edildiği,

tespit edilmiştir.

AYDINLATILMASI GEREKEN NOKTALAR:

1-Metin Demir hakkındaki iddianın ciddiliği dikkate alındığında; yasal yollarla ve kendi pasaportuyla Irak’a heyet halinde gitmesi ve Mesut Barzani’nin siyasi danışmanı Muhammed Salih Cuma ile resmi görüşme niteliğinde sayılabilecek randevulu ziyaretleri öncesinde gözaltına alınması,

2-Metin Demir’in Diyarbakır ilinde sivil toplum örgütlerinden olan ÖZGÜR-DER’in yöneticisi olması sivil alanda çalışmalarıyla tanınan bir kişi olması ,

3-Sabıkasız oluşu, ilk defa gittiği bir ülkede daha sınır kapısında ne suç işlemiş olabileceği,

4-Mustafa Eğilli’nin de Metin ile birlikte iken gözaltına alınmaması, Türkiye’ye döndükten sonra ikinci sefer araştırma yapmak üzere gidişinden sonra dönüş esnasında gözaltına alınması,

5-Aynı şekilde M.Hasip Yokuş’un ve Mustafa Eğilli’nin Irakta kaldıktan sonra( Metin Demir’in gözaltına alınması hakkında araştırma yapmaları) ülke içinde değil de dönüşleri esnasında sınır kapısında gözaltına alınmaları,

6-Metin Demir hakkında sürdürüldüğü bildirilen soruşturmanın 6 ay gibi, bir soruşturma için kabul edilemez süre uzatılmasının hangi faydayı sağlayacağı,

7-M.Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli’nin Metin Demir’i sorma dışında ne ile suçlandıklarının anlaşılamaması, buna rağmen 5 ayı aşkın bir süredir onların da gözaltında tutulmaları,

8-Gözaltına alınma sonrasında, heyetin Safeen M. Dizayee ile 20.08.2006 tarihli görüşmesine kadar geçen sürede şahısların yasal olarak gözaltında olduklarının neden kabul edilmediği ve yerlerinin niçin açıklanmadığı, avukatları ile hala görüştürülmemesinin sebebinin ne olduğu,

9-Gözaltındaki şahıslar hakkında ciddi bir iddia var ise, neden bunun adil yargılama için mahkemeye sevk etmek suretiyle, tüm iddia ve delillerle tartışmaya açılamadığı,

10- Soruşturma 6 ay sürdürülmesine rağmen yeterli delil elde edilememiş ise bunun daha ne kadar sürdürülmesinin düşünüldüğü ve şahsıların varsa bir suçu itiraf etmeleri tarihine kadar mı sürdürülmek istendiği, yok eğer delillerin yeterli olmadığı anlaşılmışsa şahısların ne zaman serbest bırakılacağı, hususları aydınlatılması gereken ve düşündürücü sonuçlardır.

KANAAT VE SONUÇ:

-Metin Demir, M.Hasip Yokuş ve Mustafa Eğilli’nin Irak Kürdistan Federe Hükümeti yetkililerince gözaltına alınması ve Metin’in 6 ayı aşkın, diğerlerinin de 5,5 ay gibi uzun bir süre gözaltında tutulmaları Uluslar arası hukukta tanınan ve yukarıda bildirilen yasal haklarının ihlal edildiği ve uzun gözaltının bir cezalandırmaya dönüştüğü, şahısların biran evvel temel hak ve özgürlüklerinden tam olarak faydalandırılmaları, Mahkemeye sevk edilmeleri veya serbest bırakılmaları,

- Irak Kürdistan Federe Hükümetinin Hukuk Devleti olma yolunda temel hak ve özgürlüklere riayet eden, İnsan haklarına bağlı bir ülke olmasını hususunda daha dikkatli davranmasını beklediğimizi “bildiririz.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi PERİNÇEK

İnsan Hakları Ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği MAZLUMDER Diyarbakır şube başkanı Av.Nesip YILDIRIM

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir