Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal'ın kendisini Churchill'e, hükümeti ise Hitler'e benzetmesine şöyle yanıt verdi: "Muhalefet lideri çirkin ve münasebetsiz bir benzetme yaparak kendisini Churchill'e, bu ülkenin hükümetini de Hitler'e benzetiyor. Eğer illa Hitler'e benzetecek bir siyasi figür arıyorlarsa, kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer'e özenip, kendisine 'Milli Şef' dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler" dedi.
İsmet İnönü, Mustafa Kemal'in ölümü üzerine 11 Kasım 1938'de TBMM tarafından Cumhurbaşkanlığına seçilmişti. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra kayd-ı hayat şartıyla CHP genel başkanlığına da getirilmişti. CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı olmuştu. Ayrıca CHP kurultayı tarafından kendisine "Milli Şef" sıfatı verilmişti. Bundan sonra para ve pulların üzerindeki Atatürk resimleri kaldırılıp onların yerine yeni Milli Şef'in portreleri kullanılmıştı. Şimdi Ankara Milli Şefi'i tartışıyor. Tartışma sürerken işte bir belge ve biraz tarih...
1934'de Musevi vatandaşların Trakya'dan sürülmesine ve 1963'de on binlerce Rum'un bir kararname ile ülkeden sürülüp mülklerine el konulmasına Başbakan, 1942'de 1915 tehcirinin son noktası Varlık Vergisi soygununa Cumhurbaşkanı olarak imza atan İsmet İnönü, 27 Nisan 1925 tarihli Türk Ocağı Kongresi'nde dünya görüşünü şöyle tarif etmişti: "Biz açıkça milliyetçiyiz ve milliyetçilik bizi birleştiren yegâne unsurdur. Türk çoğunluğunun yanında diğer unsurların hiçbir etkisi yoktur. Her ne pahasına olursa olsun, ülkemizde yaşayanları Türkleştirecek, Türklere ve Türkçülüğe karşı çıkanları yok edeceğiz..."
1925'de Şeyh Sait isyanı bastırmakla görevli hükümeti kuran, Takrir-i Sükun Kanunu çıkartan ve tekrar İstiklal Mahkemeleri'ni kuran, Dersim katliamının altında imzası bulunan Milli Şef'in dönemine şunlar da denk gelmişti: Azınlıkların serbest mesleklerden men edilmesi, vatandaş Türkçe konuş kampanyaları ve günümüzde kadar gelen Türklüğe hakaret cezaları. Bir de, Ermeni tehciri. "Ya yukarıda sözü edilen Ermeniler aileleriyle birlikte zorla Rus tarafına gönderilir ya onları Anadolu'nun iç kesimlerine zorla süreriz." Araştırmacı yazar Sait Çetinoğlu'nun arşivinde yer alan 2 Mayıs 1915 tarihli bu çok gizli mesaj ona aittir.
(Şenol Gürkan/ETHA)