Filistinli esir kurumlarından işgal rejiminin idam yasasının kaldırılması çağrısı

Filistinli esir kurumlarından işgal rejiminin idam yasasının kaldırılması çağrısı

Filistinli esir kurumları, işgal rejiminin Filistinli esirlere yönelik idam yasasının kaldırılmasını, tüm Filistinli esirlerin koşulsuz serbest bırakılmasını ve cezaevlerindeki işkence, tıbbi ihmal ve ölüm vakalarının bağımsız uluslararası soruşturmalarla incelenmesini istedi. Kurumlar, Ekim 2023’ten bu yana en az 92 Filistinli esirin kimliği açıklanarak hayatını kaybettiğini belirtti.

Filistinli esir kurumları, Filistinli esirlere yönelik işgal rejiminin idam yasasının kaldırılması, tüm Filistinli erkek ve kadın esirlerin derhâl ve koşulsuz serbest bırakılması ve işgal rejiminin cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde işkence, tıbbi ihmal ve öldürme iddialarına ilişkin bağımsız uluslararası soruşturmalar yürütülmesi çağrısında bulundu.

Dünya Ölüm Cezasına Karşı Mücadele Günü dolayısıyla yayımlanan açıklamada kurumlar, işgal rejiminin giderek daha kısıtlayıcı hâle gelen uygulamaları ve yasaları karşısında Filistinli esirlere yönelik ihlallerin arttığı uyarısında bulundu.

Kurumlar, esirlerin “soykırımın başlangıcından bu yana en şiddetli tasfiye ve sistematik öldürme aşamalarından biriyle” karşı karşıya olduğunu belirterek cezaevleri ve gözaltı merkezlerinin “fiziksel ve psikolojik işkencenin uygulandığı başlıca alanlara” dönüştüğünü ifade etti.

Açıklamada, idam cezasının işgal rejiminin hukuk sisteminde yalnızca yasal düzenlemeler veya bekleyen yasa tasarıları düzeyinde kalmadığı, Filistinli esirlere yönelik günlük uygulamaların bir parçası hâline geldiği belirtildi.

Kurumlara göre bu uygulamalar arasında “yavaş öldürme”, doğrudan ve dolaylı öldürme, işkence, sistematik aç bırakma, tıbbi tedavi ve bakımdan mahrum bırakma, dış dünyayla bağlantının kesilmesi, aşağılayıcı muamele ve yargı dışı infazlar bulunuyor.

Kurumlar, Ekim 2023’ten bu yana isimleri belirlenen en az 92 esirin hayatını kaybettiğini belirterek mevcut dönemi “Esir Hareketi tarihindeki en kanlı dönem” olarak nitelendirdi.

Ayrıca Gazze Şeridi’nden çok sayıda esirin sahada infaz edildiğini veya cezaevleri ile askerî kamplarda işkence altında hayatını kaybettiğini, bu kişilerin kimliklerinin ise açıklanmadığını bildirdi.

İdam yasası ve ağırlaştırılmış cezalar

Filistinli esir kurumları, idam cezası yasa tasarısının esirlere yönelik uygulamalardan ayrı değerlendirilemeyeceğini belirterek düzenlemenin “devam eden tasfiye operasyonlarını meşrulaştırmak için hukuki ve siyasi bir kılıf oluşturduğunu” ifade etti.

Kurumlara göre idam cezasına ilişkin mevzuatın kökleri, bazı hükümleri İngiliz Mandası döneminden kalma yasalara dayanan bir hukuk sistemine uzanıyor. Bununla birlikte ölüm cezasının uygulanması, onlarca yıl boyunca çeşitli kısıtlamalara ve siyasi değerlendirmelere tabi tutuldu.

Açıklamada, bu yasama sürecinin 30 Mart 2026’da doruk noktasına ulaştığı belirtildi. Buna göre işgal rejiminin parlamentosu Knesset, Filistinlilerin işgal altındaki topraklarda İsrailli yerleşimcilerin öldürülmesiyle sonuçlanan direniş operasyonlarını gerçekleştirmeleri hâlinde idam cezası uygulanmasını öngören yasayı ikinci ve üçüncü oylamalarda kabul etti.

Kurumlar, yasanın idam cezası uygulanması için gereken hukuki koşulları da hafiflettiğini belirtti. Buna göre hâkimlerin, işgal altındaki topraklarda uygulanan önceki askerî emirler kapsamında gerekli olan oy birliği yerine basit çoğunlukla idam kararı verebilmesinin önü açıldı.

90 gün içinde asılarak infaz ve özel prosedürler

Kurumların açıklamasına göre yasa, idam cezasının asılarak uygulanmasını öngörüyor. İnfazın, bu amaçla özel eğitim almış cezaevi görevlileri tarafından gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklamada, söz konusu görevlilere kovuşturmaya karşı dokunulmazlık tanındığı, kimliklerinin gizli tutulduğu ve haklarında bilgi açıklanmasının suç sayıldığı belirtildi.

Kurumlar, yasanın idam kararının verilmesinden sonraki 90 gün içinde infazın gerçekleştirilmesini öngördüğünü bildirdi. Başbakanın özel koşullarda erteleme talep edebileceği, ancak bu ertelemenin 180 günü aşamayacağı ifade edildi.

Prosedürler arasında, idam cezasına çarptırılan esirin kararın ardından diğer esirlerden ayrı tutulması ve ailesinin infaza katılmasının engellenmesi de bulunuyor. Buna karşılık, kurumlardan aktarılan bilgilere göre mağdurun ailesinin duruşmalara ve infaza katılmasına izin veriliyor.

Kurumlar ayrıca Knesset’in 11 Mayıs 2026’da, ikinci ve üçüncü oylamalarda, işgal rejimi yetkililerinin “elit esirler” olarak adlandırdığı Gazze Şeridi’nden tutukluların yargılanmasına ilişkin bir yasa tasarısını kabul ettiğini belirtti.

Açıklamaya göre tasarı, ilgili yasalar kapsamındaki suçlamaların, soykırım suçu da dâhil olmak üzere çeşitli suçları inceleyecek özel bir askerî mahkemeye sevk edilmesini öngörüyor.

Uluslararası soruşturma ve hesap verebilirlik çağrısı

Filistinli esir kurumları, idam cezasının Filistinlileri hedef alan bir araca dönüştürülmesinin; gözaltı merkezlerinde devam eden işkence, tıbbi ihmal ve ölümlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kurumlar, bu durumun “sözlü kınamaların ötesine geçen, açık hukuki ve siyasi önlemler içeren acil uluslararası müdahaleyi zorunlu kıldığını” ifade etti.

Hükûmetlere, parlamentolara, uluslararası birliklere ve diğer kuruluşlara çağrıda bulunan kurumlar, yaşam hakkını etkileyen politikalara katkıda bulunan yasama ve yargı kurumlarına karşı açık bir tutum alınmasını istedi.

Ayrıca uluslararası parlamentolar ve birliklerdeki üyelikler de dâhil olmak üzere, söz konusu kurumlarla yürütülen iş birliği biçimlerinin, temsil ilişkilerinin ve kurumsal bağların gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Bu adımların, ağır suçların önlenmesi ve insan haklarının korunmasına ilişkin uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olması gerektiğini belirtti.

Kurumlar, ihlallerin ve cezasızlığın devam etmesinin sonuçlarının Filistin halkıyla sınırlı kalmayacağı uyarısında bulundu.

Açıklamada, herhangi bir devletin ağır ihlaller nedeniyle hesap vermekten muaf tutulmasının “uluslararası hukuk sistemini zayıflattığı ve halkların, devletlerin ve insan hakları kurumlarının onlarca yıldır oluşturmaya çalıştığı kuralları tehdit ettiği” ifade edildi.

Kurumlara göre esirlerin yaşamlarının korunması, akıbetlerinin belirlenmesi, ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması ve cezasızlığın sona erdirilmesi; ihlallerin sürmesini ve kalıcı, kabul edilmiş bir gerçekliğe dönüşmesini önlemek için gerekli adımları oluşturuyor.

Esirlerin serbest bırakılması ve askerî mahkemelerin kaldırılması çağrısı

Filistinli esir kurumları, tüm Filistinli erkek ve kadın esirlerin derhâl ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısını yineledi. Kurumlar, mevcut koşullar altında tutukluluğun devam etmesinin, temel hakları ihlal eden daha geniş kapsamlı politika ve uygulamalar sisteminin bir parçası olduğunu belirtti.

Ayrıca Filistinli esirlerin adil yargılanma güvencelerinden mahrum bırakıldığını savundukları askerî mahkeme sisteminin sona erdirilmesini istedi.

Kurumlar, uluslararası hukuka ve insan haklarına saygının güvence altına alınması amacıyla tutukluluk sisteminin yanı sıra işgal altındaki topraklarda Filistinlilere uygulanan yasaların ve askerî emirlerin kapsamlı biçimde gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Cezaevleri ve gözaltı merkezlerinde yaşanan tüm işkence, kötü muamele, tıbbi ihmal ve ölüm vakalarına ilişkin bağımsız, şeffaf ve tarafsız soruşturmalar yürütülmesini talep etti.

Uluslararası Kızılhaç Komitesinin tüm esirleri ziyaret etmesine, tutulma koşullarını herhangi bir kısıtlama olmaksızın değerlendirmesine ve esirlerin aileleriyle ve avukatlarıyla düzenli iletişim kurabilmesine izin verilmesi gerektiğini belirtti.

Kurumlar ayrıca, tutuldukları yerler ve koşullar bilinmeyen Gazze Şeridi kaynaklı esirlerin akıbetinin açıklanmasını; tüm tutuklamaların, ölümlerin ve serbest bırakılmaların resmî ve şeffaf biçimde kayda geçirilmesini istedi.

Uluslararası Ceza Mahkemesiyle iş birliği çağrısı

Uluslararası hesap verebilirlik konusunda kurumlar, Uluslararası Ceza Mahkemesiyle tam iş birliği yapılması ve Filistinlilere karşı işlenen uluslararası suçlara, esirlere yönelik suçlar da dâhil olmak üzere, ilişkin devam eden soruşturmaların desteklenmesi çağrısında bulundu.

Ayrıca ilgili devletlerden, tutuklama emirlerinin uygulanması ve uluslararası suçlardan sorumlu kişilere yönelik yargı süreçlerinin yürütülmesi konusunda hukuki yükümlülüklerini yerine getirmelerini istedi.

Kurumlar, kovuşturma için hukuki gerekçelerin bulunduğu durumlarda siyasi veya diplomatik dokunulmazlıkların kişileri hesap vermekten korumak amacıyla kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

Filistinli esir kurumları, açıklamalarını yaşam hakkını korumak, işkenceyi, tıbbi ihmali ve gözaltı merkezlerindeki ölümleri sona erdirmek ve cezasızlığın devam etmesini önlemek için uluslararası toplumun somut adımlar atması çağrısıyla tamamladı.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir