Diktatör Kays Said yönetimine karşı dokuz kuruluştan ittifak

Diktatör Kays Said yönetimine karşı dokuz kuruluştan ittifak

Tunus’ta artan hayat pahalılığı, işsizlik ve siyasi özgürlüklerdeki daralma, sendikalar ile sivil toplum kuruluşlarını Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimine karşı ortak bir cephede buluşturdu.

Tunus’ta hayat pahalılığının artması ve siyasi özgürlüklerin daralması üzerine sivil toplum kuruluşları, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimine karşı daha geniş bir muhalif cephe oluşturmak için harekete geçti.

3 Eylül’de Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), Ulusal Avukatlar Birliği ve Tunus İnsan Hakları Birliği ortak bir koordinasyon mekanizması kurduklarını açıkladı. Bu üç kuruluş, 2015 Nobel Barış Ödülü’nü Tunus’ta ulusal diyaloğun sağlanmasına katkılarından dolayı alan dört sivil toplum kuruluşundan üçü olarak biliniyor.

UGTT genel merkezinde imzalanan ortak açıklamaya sendikanın genel sekreteri Salahaddin Salmi, barolar birliği başkanı Boubaker Bethabet ve insan hakları birliği başkanı Bassem Trifi imza attı.

Açıklamada diyalog çağrısı yapılırken hak ve özgürlüklerin daha güçlü korunması, ekonomik ve sosyal politikaların yeniden değerlendirilmesi istendi. İlaç, su ve elektrik sıkıntısı ile halkın satın alma gücündeki düşüşe dikkat çekildi.

Ülkenin bir milyondan fazla üyeye sahip en büyük sendikası UGTT’nin öncülüğündeki girişim, daha sonra dokuz kuruluşa ulaştı. Kuruluşlar, kötüleşen yaşam koşulları ve daralan özgürlüklerden yönetimi sorumlu tutarak 17 Ekim’de başkent Tunus’ta ulusal bir yürüyüş düzenleme çağrısı yaptı.

İttifakın kurulması, Cumhurbaşkanı Kays Said’in 2021’de parlamentoyu askıya alarak kararnameyle yönetmeye başlamasının üzerinden beş yıl geçmesinin ardından gerçekleşti. Bu süreçte sendikalar, avukatlar ve insan hakları savunucuları giderek artan baskılarla karşı karşıya kaldı.

Girişimin kurucuları, siyasi partilere kapalı bir sivil toplum platformu oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyor. Analistler ise 17 Ekim’deki yürüyüşün, ortak rahatsızlıkları sürekli bir siyasi ve toplumsal baskıya dönüştürmeyi amaçlayan ittifak için ilk önemli sınav olacağını değerlendiriyor.

“Önce Tunus, her şeyden önce halk” başlıklı kuruluş bildirgesinde, yoksulluğun derinleştiği ve işsizliğin arttığı kapsamlı bir siyasi, ekonomik ve sosyal kriz yaşandığı ifade edildi.

Tunus Ulusal İstatistik Enstitüsünün resmî verilerine göre, 2026’nın ikinci çeyreğinde işsizlik oranı yüzde 14,9’a ulaştı. İşsizlerin üçte birinden fazlasını gençler oluşturdu.

Hayat pahalılığı ve ekonomik sıkıntılar büyüyor

Eylül ayında enflasyon ikinci ay üst üste yükselerek yüzde 5,6’ya çıktı. Gıda fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 8,4 olarak kaydedildi.

Kays Said, nisan ayının sonlarında yaptığı açıklamalarda hükümetin kendi kendine yeterlilik politikasını savunmuş, Tunus’un dışarıdan dayatmalara bağımlı olmadan kalkınmasını sağlayacak kaynaklara ve ulusal uzmanlığa sahip olduğunu ileri sürmüştü.

Said ayrıca kamu kurumlarının özelleştirilmesine karşı çıkarak temel sektörler üzerindeki devlet kontrolünü ekonomik egemenlik yaklaşımının bir parçası olarak sunuyor.

Ancak Orta Doğu Politikaları için Tahrir Enstitüsünün 2026 tarihli raporunda, hükümetin vaatlerinin günlük yaşamda iyileşmeye dönüşmemesi nedeniyle halkın öfkesinin arttığı belirtildi. Rapora göre döviz rezervleri üzerindeki baskı da gıda ve ilaç sıkıntısına katkıda bulunuyor.

Protestolar neden yeniden yükseliyor?

Ekonomik sıkıntılar ve sosyal-siyasi özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik tepki, bu yaz sokaklara taştı. Temmuz ayında sıcak hava dalgası sırasında yaşanan elektrik ve su kesintileri protestolara neden oldu. Ardından 25 Temmuz’da, Said’in 2021’deki iktidarı ele geçirme hamlesinin yıl dönümünde, başkent Tunus’ta binlerce kişinin katıldığı bir gösteri düzenlendi.

Akaryakıt tankerlerini kullanan şoförler de son dönemde iş bırakma eylemlerine katıldı. UGTT Genel Sekreter Yardımcısı Slouane Smiri’nin aktardığına göre nakliye şirketleri, çalışanların ücretlerinden sosyal güvenlik kesintileri yaptığı hâlde bu tutarları ulusal fona yatırmadı. Bu nedenle şoförler sisteme kayıtlı görünmedi ve aileleri tedavi ile ilaç giderlerini karşılayan sağlık belgelerinden mahrum kaldı.

UGTT Genel Petrol ve Kimya İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri Slim Sahimi, The New Arab gazetesine yaptığı açıklamada, şoförlerin ödenmeyen sosyal güvenlik primleri ve Mayıs 2019’da kararlaştırılan ödenekler nedeniyle ilk olarak ağustos ayında kendiliğinden iş bıraktığını söyledi.

Sahimi, sendikanın ilgili bakanlıkla bir çalışma toplantısı yapılması karşılığında gerilimi düşürmek için devreye girdiğini, ancak toplantının gerçekleşmediğini belirtti. Bunun üzerine sendikanın 23 Eylül’de grev düzenlediğini kaydetti.

UGTT yöneticilerinden Badie Mbarek ise yeni koordinasyon girişiminin, çalışanların karşı karşıya olduğu artan ekonomik ve sosyal baskılar nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. Mbarek; hayat pahalılığının yükselmesi, satın alma gücünün düşmesi ve kamu hizmetlerinin kötüleşmesine dikkat çekti.

Mbarek, “Çalışanlar, kötüleşen ekonomik ve sosyal koşullar, mevcut yönetimin izlediği politikaların belirsizliği ve özgürlüklerin gerilemesi nedeniyle zor bir gerçeklikle karşı karşıya. Özgürlükler, 54 sayılı kararname gibi çeşitli düzenlemeler aracılığıyla kısıtlanıyor” dedi.

Tunus Ulusal Gazeteciler Sendikası (SNJT) Başkanı Zied Dabbar da ocak ayında yaptığı açıklamada, 2022 tarihli siber suçlar düzenlemesi olan 54 sayılı kararnamenin gazeteciler ve vatandaşlara karşı giderek daha fazla kullanıldığını savundu. Dabbar, düzenlemenin görüşleri suç kapsamına sokan bir araca dönüştüğünü ileri sürdü.

Adalet Bakanı Leila Jaffel ise Kasım 2025’te parlamentoya yaptığı açıklamada, kararnamenin yalnızca hakaret, iftira ve asılsız haber vakalarında uygulandığını söylemişti.

Yürüyüş kararının açıklanmasından bir gün sonra, 30 Eylül’de Said’in düzenlemede değişiklik yaptığı bildirildi. İlk suç için öngörülen beş yıllık hapis cezasının yerine 10 bin ila 20 bin Tunus dinarı arasında para cezası getirildi. Ancak SNJT, düzenlemenin tamamen yürürlükten kaldırılmasını istiyor.

Mbarek, cumhurbaşkanının son kararını UGTT’nin aylardır ulusal rolünü güçlendirmek ve çalışanların çıkarlarını savunmak için yürüttüğü çabaların bir sonucu olarak değerlendirdi. Sendikanın yeni girişime katılmasının Tunusluların ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm arayışının parçası olduğunu söyledi.

Mbarek, sendikanın üyelerinin ve Tunus halkının çıkarlarını savunmayı sürdüreceğini de belirtti.

Açıklamalardan sokaklara: İttifak genişliyor

29 Eylül’de altı kuruluş daha girişime katıldı. Bunlar arasında Tunus Genel Öğrenci Birliği (UGET), Tunus Demokratik Kadınlar Derneği, İşsiz Üniversite Mezunları Birliği, Tunus Genç Doktorlar Örgütü, Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu ile Ulusal Gazeteciler Sendikası yer aldı.

UGTT yöneticisi Mbarek, yeni katılımlara açık olduklarını ancak siyasi partilerin ittifaka alınmayacağını söylemişti.

Mbarek, The New Arab gazetesine yaptığı açıklamada, “Bu platform yalnızca ulusal çıkarlara hizmet etmeyi amaçlayan ve siyasi gündemi bulunmayan sivil toplum kuruluşlarını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

UGET Genel Sekreter Yardımcısı Liwa el-Nabli, öğrenci birliğinin girişime katılmasının doğal bir adım olduğunu belirtti. Nabli; özgürlüklerin daralmasına, kötüleşen ekonominin öğrenciler üzerindeki etkilerine ve eğitim-öğretim yılının başında eğitim, ulaşım ve üniversite yurtlarında yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Öğrencilerin toplumun temel bir parçası olduğunu belirten Nabli, öğrenci hareketinin sömürge döneminden bu yana Tunus halkının çıkarlarını savunduğunu söyledi.

Nabli, UGET üyelerinin sendikal ve siyasi faaliyetleri nedeniyle uzun süredir tekrarlanan baskılarla karşılaştığını ileri sürdü. Bu baskıların kampüslerde disiplin kurullarına sevk edilme, kampüs dışında ise gözaltına alınma biçiminde görüldüğünü belirtti. Özellikle Filistin davasını destekleyen gösteriler ve boykot kampanyaları sırasında bu durumun yaşandığını kaydetti.

İttifakta kimlere yer verilecek?

Öğrenci aktivisti Iyed el-Mabrouk, UGET’in ittifaka katılmasını memnuniyetle karşıladı. Öğrenci hareketinin rolünün üniversite fakülteleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyen el-Mabrouk, bu katılımın “öğrenci hareketi, halk hareketinin ayrılmaz bir parçasıdır” sloganını gerçeğe dönüştürdüğünü savundu.

Buna karşılık bir başka aktivist Sameh el-Aouiti, organizatörleri aralarında Tunus Genel Öğrenci Birliğinin (UGTE) de bulunduğu bazı kuruluşları bilinçli olarak dışlamakla suçladı.

El-Aouiti, UGTE’nin ulusal çaplı birçok seferberliğe öncülük ettiğini belirterek dışarıda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. UGTE’nin 2024 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde idare mahkemesinin seçim anlaşmazlıkları üzerindeki yetkisini kaldıran değişikliğe karşı çıkmasını örnek gösterdi.

Tarihsel olarak İslamcı Ennahda hareketine yakınlığıyla bilinen UGTE de koordinasyon toplantısına davet edilmemesine tepki gösteren bir açıklama yayımladı. Birlik, bu yaklaşımın dışlayıcı olduğunu ve özgürlük ile demokrasi değerleriyle çeliştiğini savundu.

Tunuslu siyasi aktivist ve blog yazarı Haythem el-Aouni, The New Arab gazetesine yaptığı değerlendirmede, girişimin insan hakları savunucularını, avukatları ve işçileri öğrenciler, işsizler ve feminist hareketle aynı platformda buluşturması bakımından önemli olduğunu söyledi.

El-Aouni, “Dokuz kuruluş bir araya geldiğinde artık yalnızca dar anlamda siyasetten değil; devletten, toplumdan, haklardan ve sosyal adaletten söz ediyoruz” dedi.

Gençlere siyasi partilerde, sivil toplum kuruluşlarında ve kamu kurumlarında daha fazla alan açılması gerektiğini belirten el-Aouni, gençlerin seçimlerde aday olabilmeleri ve karar alma süreçlerine katılabilmeleri için gerçek fırsatlar yaratılması çağrısında bulundu.

El-Aouni, “Tunus’un bugün bu tür ortak alanlara ihtiyacı var. Çünkü tehlike, görüş ayrılıklarının kendisi değil; bu ayrılıkların diyaloğu engellemek için bir gerekçeye dönüştürülmesidir” ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir