Yürüyüşte Gazze’de yaşananlara dikkat çekilerek, hayatını kaybeden siviller ve yerinden edilen aileler için dayanışma mesajları verildi. Katılımcılar, Filistin halkının özgürlük mücadelesine desteklerinin süreceğini ifade ettiler. Yürüyüşte Filistin’e destek çağrıları yapılırken, mazlumların yanında olunması ve bölgede yaşananlara karşı duyarlılık gösterilmesi gerektiği vurgulandı.
Ulu Cami önünden başlayan yürüyüşte kalabalık, İnönü Caddesi ve Cumhuriyet Caddesi güzergâhını takip ederek Şehreküstü Meydanı’na ulaştı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, önce Gazze'den Dr. Reda Aldaya (Ebu Hamza) konuştu. Şeyh Ahmed Yasin'in talebesi olan Aldaya, Malezya İslam Üniversitesi mezunu bir psikolog. 2010 yılından 7 Ekim'e kadar anne, baba ve kardeşleri dahil ailesinden 23 şehit vermiş. Dr. Reda Aldaya konuşmasında şunları söyledi:
Ümmetin özgürleri ve insanlığın vicdanının nabzı, kıymetli katılımcılar; Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bugün, mazisi vefa, sadakat ve destekleriyle bilinen köklü Bursa şehrinde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Erkek, kadın demeden, genç, yaşlı demeden, içerisinde hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde sesimizi ve mesajımızı Kudüs ve çevresine, yıkıntılar altında onurlu direnişine devam eden Gazze'ye duyurmak ve onlara "Yalnız değilsiniz, bizler sizinleyiz. Kalbimizle, ruhumuzla, duruşumuzla ve kesilmeyen desteklerimizle yanınızdayız" demek için toplandık.
Bugün bizler, çağımızın gerçeğini ortaya koyan "Direnişten Dirilişe Aksa Tufanı" sözleri altında toplandık.
Kıymetli kardeşlerim; Aksa Tufanı ne tarih kitaplarında anlatılacak sıradan bir olaydır, ne de bölge coğrafyasında gerçekleşen alelade bir hadisedir. Aksine, ümmeti uyandıran ve direniş dengelerini yeniden belirleyen sarsıcı mübarek bir depremdir. Aksa Tufanı; kontrolcü ve baskıcı politika yanılsamalarını kıran, insanlığı derin uykusundan uyandırarak "Zulüm ve zorbalık ne kadar yükselirse yükselsin, hakikat asla yok olmaz. Direniş, doğacak yeni şafakların teminatıdır" gerçeğinin net bir şekilde görülmesini sağlayan bir zafer çığlığıdır.
Kıymetli özgür ruhlu kardeşlerim; Gazze ve mübarek Filistin coğrafyasında şahit olduğumuz hadiseler, imanımızın ve insanlığımızın sınandığı destansı bir mücadele alanıdır. Bugün Filistin halkı, kadınları, çocukları ve yaşlılarıyla dimdik ayakta durarak tüm dünyaya izzetin, onurun, değerlere ve toprağa sahip çıkmanın ne demek olduğunu göstermektedir. Onlar bu mücadeleyi yalnızca evlerini, sokaklarını ve mahallelerini savunmak için yapmıyor; yeryüzünde özgür ve onurlu her insanın değerlerini ve İslam âleminin kutsallarını da savunuyorlar.
Zalimler ve düşmanlar, yıllarca süren abluka, zorlu günler ve uluslararası komploların, bu yüce halkın kalbindeki hakikat kıvılcımını söndürebileceğini sanmışlardı; ancak gelen yanıt şok edici ve sarsıcı oldu; bu yanıt, özgürlüğe susamış halkların yenilmez olduğunu ve bugün sunulan fedakarlıkların, parlak bir yarına ve tüm mazlumlar için özgürlüğün şafağının doğuşuna uzanan bir köprü olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.
Bu kutlu toplanış vesilesiyle, direniş tohumlarını bir nesle ekmiş olan şehit Şeyh Ahmed Yasin'in tarihi gerçeklik ve yürekten bir inançla sarf ettiği şu sözleri hatırlatmak istiyorum: "Siyonist yapı, varlığını zulüm ve gasp etme üzerine kurdu. Zulüm ve gasp etme üzerine kurulan her yapı ise şüphesiz yok olmaya mahkûmdur." Bizler, bu gerçeğe olan yürekten inancımızı özgürlük ve şehadet aşığı halkımızdan ve Rabbimizin hak vaadinden alıyoruz.
Şeyh Ahmed Yasin bedeniyle aramızdan ayrıldı; fakat inancı, nesillerin kalplerinde canlı ve bereketli kalmaya devam etti; sabır ve direnişle meyve verdi. Ta ki bu inanç, Aksa Tufanı ile yeniden hayat buluncaya kadar.
Kıymetli hanım ve beyefendi kardeşlerim; bu kutlu yolculukta Allah'a verdikleri sözü tutan insanların duruşları belirginleşiyor. Yine onlardan biri olan Şehit Komutan Yahya Sinwar'ın adeta çelikten bir iradeyi ifade eden şu sözlerini hatırlıyorum: "Aksa Tufanı, sıradan bir çatışma değil, ruhları özgür insanların kanları ve azimleriyle tarihi yeniden yazma tercihleridir. Aynı zamanda tüm dünyaya bu halkın zulme boyun eğmeyeceği, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın bedeli ne olursa olsun kırmızı çizgimiz olduğunu haykıran bir tufandır."
Evet kardeşlerim, bu irade, siyasi imkansızlıkları aşan, haklı dava ve inancın ateş ve demir efsanesinden daha güçlü olduğunu ispatlamıştır. Gazze; özgürlüğün lütuf olarak verilmediğini, alçakların masasında dilenilen bir şey olmadığını, ancak ve ancak çelik gibi irade ve sabırlı bir direniş ile sökülüp alınabileceğini göstermiştir.
Ey özgür ruhlu kardeşlerim; bizlerin bu destansı mücadeleye karşı vazifesi, vicdani boyutları çoktan aşmıştır. Bu emanet ve sorumluluğu ortak bir ruh ile birlikte taşımak zorundayız:
-Propaganda ve zulüm kanalları karşısında susmayan hakikatin sesi olmalıyız.
-Varımızla yokumuzla dinmeyen bir destek köprüsü olmalıyız.
-Çocuklarımız ve nesillerimizin yüreklerine direniş tohumunu eken yılmak bilmeyen vicdanlar olmalıyız.
-Zulmü boykot ederek, duruşumuzla, dualarımızla, mazlumiyetlerinin sesini tüm dünyaya ulaştırarak desteklerimize devam etmeliyiz.
Bugün Bursa'nın kalbinden, tarihi camilerin ve yüksek minarelerin yanından, Gazze ve mübarek Kudüs’e seslenelim; direnişiniz direnişimizdir, yaralarınız yaramızdır, zaferiniz tüm ümmetin ve insanlığın zaferidir. Ve biz, zulüm sona erene kadar, onur ve özgürlük bayraklarını Kudüs'ün minareleri üzerinde yükseltinceye kadar durmayacağız.
Rabbimizden Kudüs'ü korumasını, şehitlerimize rahmet etmesini, yaralı ve hasta olanları şifalandırmasını, esirlerimizi zindanlardan kurtarmasını ve her zaman ve her yerde hak sahipleriyle birlikte olmasını niyaz ediyorum.

Arkasından gazeteci Kenan Alpay, bir konuşma gerçekleştirdi.
İşgal rejiminin kendinden bir güç olmadığını vurgulayan Alpay, “İşgal rejimini Müslüman coğrafyasına zehirli bir hançer gibi saplayan ABD ve Avrupa’nın varlığını görmezden gelerek, onu ikrar etmeksizin meseleyi çözümleyebilmek mümkün değildir. Siyonist işgal rejiminin işgali, esasında İslam’a ve Müslümanlara karşı, bir zamanlar Moğol ve Haçlıların yaptığı gibi, bitimsiz bir savaş ile saldırganlığın son tezahürüdür.” ifadelerini kullandı.
Alpay, “ABD bir süper gücü temsil edebilir. Ancak Gazze’de ortaya çıkan tablo, yenilmez güç diye pazarlanan, önünde durulması imkânsız ordular diye zihinlere bir algı olarak çivi gibi çakılan işgal rejiminin esasında nasıl tökezlendiğini gösteren bir tablonun adıdır Gazze. Aksa Tufanı öyle bir şanlı sancaktır ki bu şanlı sancağın arkasından, otuz yılı aşkın bir zaman Bangladeş’i demir yumrukla yöneten Şeyh Hasina diktatörlüğünün yıkılıp gitmesinin önünü açmıştır.” diye konuştu.
Konuşmalar bittikten sonra yapılan dua ile program sona erdi.





