1. HABERLER

  2. ETKİNLİK-EYLEM

  3. Bitlis'te Kur'an'la İlgili Cuma Konferansı
Bitliste Kuranla İlgili Cuma Konferansı

Bitlis'te Kur'an'la İlgili Cuma Konferansı

Cumartesi, 22 Mayıs 2010 Hürakademya Derneği (HAK-DER)'de her hafta Cuma günleri rutin olarak tertiplenen Cuma sohbetlerinin bu haftaki konuğu Haksöz Yazarı Hamza TÜRKMEN idi.

23 Mayıs 2010 Pazar 19:59A+A-

Hamza TÜRKMEN Kur'an'ın yeniden bir İslam toplumunun teşkili konusundaki anlayışını ortaya koydu.

TÜRKMEN, öncelikle Kur'an'ın ilk muhataplarına hitap ederken toplumun dini, ekonomik, siyasi, kültürel yapısını ortaya koyarak, Kur'an'ın nasıl bir toplumu muhatap aldığını izah etti.

Bu çerçevede Hz. Peygamber dönemi cahili anlayışı ile çağdaş cahili anlayış arasında bir mukayese yaparak aslında bu cahili anlayışlar arasında hiçbir farklılığın olmadığını örneklerle detaylı bir şekilde anlattı ve o dönemin egemenlerinin güçlerini kullanarak zayıfları zor durumda bırakarak birçok imkânlarından mahrum ettiklerini; günümüzdeki hâkim gücün aynı anlayışla zulümlerini arttırarak devam ettirdiklerini belirtti. Hâkim zihniyetlerin çocuklarımızı daha küçücük yaşlarda elimizden alarak kendi ideolojileri doğrultusunda eğitmeye çalıştıklarını, ancak böyle bir haklarının olmadığını vurguladı. Çocuklarımıza fen bilimlerinin matematiğin geometrinin vb. ilimlerin öğretilebileceğini ancak ideolojik bir dayatmanın olamayacağını söyledi. 

Yazar daha sonra Kur'an'a bakış tarzımızın şimdi nasıl olması gerektiği üzerinde durdu. Bir kere çok uyanık olunması gerektiğini ve kelimelerden hareketle yapılacak olan dejenerasyonun önüne geçilmesi; Kur'ani kavramların yerli yerinde kullanılması, asli manasından koparılmaması ve bu çalışmaların önüne geçilmesi gerektiğini, millet kelimesinin uğradığı tahrifattan hareketle dile getirdi.

Bu noktada Kur'an talebelerine düşen görev,  Kur'an'ın Hadi', Furkan bir kitap olduğunun bilincinde olmak, Kur'an'ın usulünü; Kur'an'ı en iyi uygulayanın Resulullah olduğunu ve onun bu çerçevede üsvetün hasana olarak alınması gerektiğini bilmek ve ona tabi olmaktır, asıl budur. Yoksa herhangi bir âlimin, grubun, şeyhin akaid, tefsir, fıkıh anlayışı bizim için asıl değildir. Bunlardan âlim olmaları hasebiyle istifade yoluna gidilir ancak bunların hiçbiri asıl yerine ikame edilemez.

Tevhidi uyanışın mevzubahis olduğu 70 li yıllardan bu yana birçok sıkıntıların yaşandığını ve bu sıkıntıların üretilmiş bir kültür anlayışıyla değil, iletilmiş bir vahiy anlayışıyla ancak çözülebileceğini vurguladı. Islah anlayışını tekrar hâkim olması gerektiğini, zira ıslahın köhnemiş yaşantıdan kopup gerçek dine yapışma ve bu dini yaşama aşamasına gelmek olduğunu vurgulayan yazar, Kur'an'dan kopuk bir hayat yaşamanın ümmetin parçalanmasına ve darmadağın olmasına sebebiyet verdiğini ancak özlenen İslam toplumuna yeniden kavuşmak için itikadda, ekonomide, sosyolojik ve ailevi yapıda yeniden Kur'ani bir bakış açısıyla hayatımızda düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyleyerek sözlerini noktaladı.

Daha soru cevap bölümüne geçildi. Yoğun katılımlı bu sohbet gece 24.00'te sona erdi.