Batman’da Aksa Tufanı’nın 3. yıldönümünde Gazze’ye destek yürüyüşü yapıldı

Batman’da Aksa Tufanı’nın 3. yıldönümünde Gazze’ye destek yürüyüşü yapıldı

Batman’da, Aksa Tufanı’nın 3. yıldönümü münasebetiyle Filistin halkıyla dayanışma amacıyla kitlesel bir yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi. Yüzlerce kişinin katıldığı programda, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları protesto edilirken, Filistin direnişine destek sloganları atıldı.

Özel Yaşam Hastanesi önünde toplanan kalabalık, Gülistan Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca sık sık "Katil İsrail", "Katil Amerika", "Müslüman uyuma kardeşine sahip çık" ve "Batman’dan Hamas’a, direnişe bin selam" sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından Gülistan Caddesi’nde bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Basın açıklamasının ardından Mardin Artuklu Üniversitesi’nde görev yapan Filistinli akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Huzeyfe Elhatib söz aldı. Elhatib, konuşmasında Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek, ümmetin birlik içinde hareket etmesinin ve direnişin yanında durmasının önemini vurguladı. Filistin halkının yaşadığı zorluklara rağmen mücadelesinden vazgeçmeyeceğini belirten Elhatib, Batman halkına desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Program, Filistin'deki direnişin zaferi ve hayatını kaybedenler için yapılan duaların ardından olaysız bir şekilde sona erdi.

4

Basın açıklamasının tam metni:

Bismillahirrahmanirrahim

Çok kıymetli Kudüs sevdalıları!

Modern tarihin en büyük kırılma noktalarından biri olan 7 Ekim Aksa Tufanı’nın yıl dönümünde; Filistin halkının onur mücadelesini selamlamak, işgalci Siyonist rejimin eşi benzeri görülmemiş soykırım ve terör politikalarını lanetlemek; Dilleri Kudüs’ten, ancak elleri ve eylemleri Tel Aviv’den yana olanları; Ebu Ubeyde’nin, Haniye’nin, Deyf’in, Şeyh Ahmed Yasin’in emanetine sahip çıkmadıkları için Rabbimize şikâyet etmek üzere bir aradayız.

Bugün, Batı’nın tüm kurumları ile "insan hakları" masalının Gazze enkazının altında kalışını, küresel düzenin ilmek ilmek sökülüşünü ve tarihin yön değiştirdiği ânı haykırmaya geldik. Amacımız yalnızca bir tarihi hatırlamak değil; Gazze’de yazılan destansı direnişi, Siyonist barbarlığın gerçek yüzünü ve Müslüman dünyasının omuzlarındaki ağır sorumluluğunu hatırlatmaktır.

7 Ekim, sebepsiz bir patlama veya dönemsel bir sınır çatışması değildir. Onlarca yıldır süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, Mescid-i Aksa’ya yönelik saygısızlıklara ve Gazze’ye uygulanan gayriinsani ambargoya karşı meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır.

Aksa Tufanı; telleri, duvarları, uyduları ve istihbaratıyla insanlığı teslim almaya çalışan küresel kibir kalesinde geri dönülemez bir gedik açmış; dünyanın en gelişmiş askeri sistemlerine sahip olduğu iddia edilen işgalci rejimin, inanç ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Unutturulmak ve "normalleşme" anlaşmalarıyla kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin merkezine oturmuştur.

7 Ekim’den bu yana geçen süreçte dünya, gözü dönmüş bir terör örgütünden farksız hareket eden İsrail rejiminin gerçek yüzüne bir kez daha şahit olmuştur. Her türlü zalimliğin sergilendiği bu vahşet çemberinde iki aykırı tabloya şahit olduk: Bir yanda Batılı güçlerin sınırsız desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda Gazze halkının eşsiz izzeti.

Gazze, topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmeyerek insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir. Yıkıntıların arasından yükselen bu dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masallarının ve sahte küresel güçlerin meşruiyetini tek celsede silip atmıştır.

Siyonist rejim ve hamileri Gazze’ye bombalar yağdırırken aslında adalet fikrini ve uluslararası hukukun son kırıntılarını da yok etmiştir. Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir. Batı kentlerinde sokaklara dökülen vicdan sahibi insanlardan üniversiteli gençlere kadar tüm dünya halkları, Siyonizm'in maskesini düşürmüştür.

Katil rejim sanıyor ki askeri gücü onu sonsuza dek koruyacaktır. Oysa halkların vicdanında meşruiyetini yitiren hiçbir yapı ayakta kalamaz. İsrail bugün tüm insanlığın gözünde, dünyadan tecrit edilmesi gereken hastalıklı bir yapıya veya kesilip atılması gereken bir kangrene dönüşmüştür.

Sokaklarda ve vicdanlarda reddedilen bu işgal rejimi; uluslararası siyasette de tecride mahkûm olmaktadır. Diplomatik zırhı parçalanan Siyonist rejim, siyasi yalnızlığın karanlığına gömülmeye mahkûmdur. Nitekim New York’ta düzenlenen BM toplantısında Netanyahu kürsüye çıktığında salonun büyük ölçüde boşalması bunun en açık kanıtlarından biridir.

Ancak diğer yandan ise Gazze hâla, açlığın ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Sözde barışa rağmen bombalar düşmeye devam etmekte, sivil altyapının tamamen kullanılamaz duruma geldiği ve temel yaşam maddelerine erişimin feci şekilde kısıtlandığı Gazze’de, insanı ayakta tutacak un, temiz su ve tıbbi malzemeleri taşıyan yardım tırlarının girişi son derece yetersiz kalmaktadır. Öyle ki bu yardım koridorlarından geçen miktar, halkın hayatta kalma ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılayabilmektedir. Tüm bunlar olurken işgal rejimi ve ABD; Batı Şeria’da, Lübnan’da, Suriye’de ve İran’da yeni işgal alanları için terör eylemlerine devam etmektedir. Müslümanlar ve insanlık eyleme geçmediği takdirde yarın tüm İslam beldelerinde benzer pervasızlığı görmek olasıdır. Bunun olmaması için 7 Ekim 2023’ten beri ifade ettiğimiz taleplerimizi buradan yine dile getirmek istiyoruz.

​3 yıl önce ne düşünüyorsak bugün de aynı düşüncedeyiz. Konuşmanın başında ifade ettiğimiz gibi bugün sadece lanetlemek için değil, aynı zamanda hatırlatmak için de bir araya geldik. Peki neyi hatırlatacağız ve ne yapacağız? Birey olarak bu şanlı direnişi anlatıp asrın yiğitlerinin adını her yerde haykıracak, Siyonizm ile maddi manevi ilintili olan her şeyi boykot edeceğiz. Toplum olarak da idarecilerimizi harekete geçirmeye devam edeceğiz, umulur ki Rabbim bizi affeder ve Ebu Ubeyde’nin hasımlarından değil, dostlarından oluruz. İdarecilerimizden beklentimiz:

​-Devam eden ticaretin tamamen sonlandırılması,

​-Akan kan duruncaya dek tüm diplomatik ilişkilerin kesilmesi,

​-Katil çifte vatandaşların yargılanması,

​-Mekke İttifakı’nın Gazze’yi ve Filistin’i özgürleştirmesi,

​-Yine bu ittifakın İran ve Mısır gibi bölge ülkelerini de kapsayarak bir İslam gücü oluşturması ve tüm beldelerimizi Siyonizm ile iş birlikçilerinden koruması,

​-Garantörlerin, İsrail tecavüzleri karşında hamasi cümlelerle değil caydırıcı fiili adımlar atması,

​-İsrail’e her yönüyle ambargo uygulanması,

​-İsrail’e olan tüm uçuşların durdurulması,

​-Ülkemizdeki hiçbir fuara Siyonist menşeli ürünlerin alınmaması,

​-Siyonizm’i öven ve İslam dünyasında fitne çıkarmaya çalışan tüm hesapların kapatılması ve gerekli yasal işlemlerin yapılması

​en temel taleplerimizdir. Rabbimizden niyazımız odur ki;

Rezzak ismi hürmetine kardeşlerimizi katından en güzel rızık ile rızıklandırsın; Fettah ismi hürmetine Gazze için bütün kapıları açsın.

Gazze’nin yiğit evlatlarına, sabırlı fedakâr ana babalarına katından sarsılmaz bir yardım ve zafer nasip eylesin.

Tüm aziz şehitlerin makamını ali kılsın.

Müslümanların kalplerini ümmet bilinci etrafında birleştirsin ve bizlere Mescid-i Aksa’nın özgürce ibadete açıldığı günleri görmeyi nasip etsin.

Siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağı, izzeti ve Mescid-i Aksa için direnen bir halkı asla teslim alamayacaktır. Gazze’deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar, Mescid-i Aksa’nın üzerindeki işgal gölgesi kalkana kadar ve Batı’nın çifte standartlı düzeni yerine, insan onurunu merkeze alan adil bir dünya kurulana kadar buradayız, ayaktayız ve Filistin halkının yanındayız!

Batman Sivil Toplum Kuruluşları

6

5

3

2

1

1000619793-1

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir