Batılı medya kuruluşları ve büyük teknoloji şirketleri Gazze'deki "medya soykırımı"na ortak olmakla suçlanıyor

Batılı medya kuruluşları ve büyük teknoloji şirketleri Gazze'deki "medya soykırımı"na ortak olmakla suçlanıyor

Birleşmiş Milletler raporu; BBC, New York Times, CNN ve ZDF gibi Batılı medya devleri ile Meta, Google ve X gibi teknoloji monopollerinin, işgalci İsrail'in Gazze'deki katliamlarını örtbas ederek "medya soykırımına" ortak olduğunu belgeleriyle gözler önüne serdi.

Birleşmiş Milletler işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları durumuna ilişkin Özel Raportörü Francesca Albanese tarafından hazırlanan 37 sayfalık "Enkaz Altındaki Hakikat: Soykırım Çağında Medya" başlıklı rapor, Batılı medya kuruluşları ile büyük teknoloji şirketlerinin soykırımdaki rolünü ifşa etti. Rapor; BBC, The New York Times, CNN ve ZDF gibi ana akım medya organlarının İsrail propagandasına nasıl alan açtığını, dil oyunlarıyla suçları nasıl meşrulaştırdığını ve Meta, Google, TikTok gibi dijital platformların ise Filistin sesini sansürleyerek soykırıma nasıl ortak olduğunu somut verilerle ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler özel raportörü, Batılı ve İsrailli medya kuruluşları ile büyük teknoloji şirketlerini, İsrail'in işlediği suçları meşrulaştırarak veya üzerini örterek, Filistin anlatısını bastırarak ve kışkırtıcı söylemler ile propaganda faaliyetlerine alan açarak Gazze Şeridi'nde "medya soykırımına" katkıda bulunmakla suçladı.

Söz konusu suçlamalar, Birleşmiş Milletler'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları durumuna ilişkin Özel Raportörü Francesca Albanese tarafından hazırlanan ve BM Genel Kurulu'nun 81. dönemine ait belgeler arasında yayımlanan Enkaz Altındaki Hakikat: Soykırım Çağında Medya (Truth Under the Rubble: Media in the Time of Genocide) başlıklı 37 sayfalık raporda dile getirildi.

1. Batılı Medya Kuruluşları Suçlamaların Odağında

Raporda, Batı medyasının haberlerinde sergilenen tarafgirlik ayrıntılı biçimde ele alınarak Britanya Yayın Kuruluşu BBC, The New York Times, CNN ve Almanya merkezli ZDF televizyonları örnek gösterildi.

Raporda, BBC'nin, İsrail'in 2005 yılında askerlerini ve yerleşimcilerini Gazze Şeridi'nden çekmesiyle işgalin sona erdiği yönündeki İsrail anlatısına yayınlarında yer vermesi eleştirildi. Oysa Gazze, uluslararası hukuk kapsamında hâlen işgal altındaki topraklar arasında kabul edilmektedir. Rapora göre bu yaklaşımın, İsrail'in Gazze'ye ilişkin hukuki sorumluluğunun açıkça ortaya konulmasını güçleştirdiği belirtildi.

Raporda ayrıca, İsrail tarafından ruhsatlandırılmamış yerleşimlerin "yasa dışı yerleşim noktaları" olarak nitelendirilmesi eleştirildi. Bu ifadenin, İsrail tarafından ruhsatlandırılmış yerleşimlerin hukuka uygun olduğu izlenimini yaratabileceği, oysa uluslararası hukukun işgal altındaki topraklarda kurulan yerleşimlerin meşruiyetini tanımadığı vurgulandı.

The New York Times'a ilişkin olarak raporda, "soykırım", "etnik temizlik" ve "işgal altındaki topraklar" ifadelerinin kullanılmasından kaçınılmasını ve "Filistin" sözcüğünün kullanımında son derece dikkatli olunmasını öngören kurum içi editoryal talimatlara işaret edildi.

CNN konusunda ise rapor, kanal bünyesindeki gazetecilerin yayın politikalarına yönelik eleştirilerine atıfta bulundu. Bu eleştiriler özellikle 7 Ekim 2023 saldırılarının çatışmanın başlangıç noktası olarak sunulması, tarihsel ve hukuki bağlamın geri plana itilerek İsrail anlatısına daha fazla alan tanınması ve Filistinli direniş gruplarının işlediği öne sürülen "vahşet eylemlerine" ilişkin doğrulanmamış İsrail iddialarının yeniden yayımlanması üzerinde yoğunlaştı.

2. Taraflılığı Ortaya Koyan Rakamlar

Rapor, genel eleştirilerle yetinmeyerek savaşın haberleştirilmesinde kullanılan kavramlar arasındaki farklılıkları inceleyen araştırmalara da dayandı.

Ekim 2023 ile Ağustos 2025 arasında The New York Times, Hamas ile ilişkilendirilen "canlı kalkan" ifadesini 176 kez kullanırken BBC'nin haberlerinde bu ifadeye 81 kez yer verildi.

İncelenen ana haber başlıklarının yüzde 83'ünde BBC'nin, Filistinlilerin öldürülmesindeki sorumluluğu belirsizleştiren ifadelere başvurduğu, The New York Times'ta ise bu oranın yüzde 65 olduğu belirtildi.

Almanya'nın ZDF kanalında "vahşet" nitelemesinin kullanıldığı örneklerin yüzde 90,7'sinin İsrailli mağdurlarla ilişkilendirildiği, buna karşılık Filistinlilere yönelik saldırılar bağlamında aynı nitelemenin kullanılmadığı kaydedildi.

Albanese, bu dilsel örüntülerin yalnızca olayların sunuluş biçimini etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda sorumluluğun kime atfedileceğini ve güç kullanımına nasıl meşruiyet kazandırılacağını da belirlediğini ifade etti.

3. Dijital Platformların Suç Ortaklığı

Rapor, dijital platformlara da odaklanarak Meta, Google'ın çatı şirketi Alphabet, X ve TikTok'u Filistin ve İsrail içeriklerine yönelik eşit olmayan politikalar uygulamakla suçladı.

Bu uygulamalar arasında paylaşımların kaldırılması, hesapların askıya alınması, içeriklerin erişiminin azaltılması ve "gölge yasaklama" olarak bilinen, içeriklerin görünürlüğünü gizlice kısıtlama yöntemleri yer aldı.

Raporda aktarılan verilere göre Meta, İsrail veya Filistin ile ilgili içeriklerin kaldırılması ya da kısıtlanmasına yönelik taleplerin yaklaşık yüzde 94'ünü yerine getirdi. TikTok verileri ise İsrail'den gelen taleplere uyum oranının yüzde 99,2'ye ulaştığını gösterdi.

Raporda, 2023 yılının sonlarından itibaren Facebook ve Instagram'da yaklaşık 38,8 milyon paylaşımın kaldırıldığı veya kısıtlandığı, bununla birlikte Filistinli haber kuruluşlarının etkileşim oranlarında yüzde 77'lik düşüş yaşandığı belirtildi.

Öte yandan raporda, Filistinlilere karşı kışkırtıcı bir tavır takınan veya onları insanlık dışı gösteren İsrail kaynaklı içeriklerin dolaşımda kalması eleştirildi. Bu kapsamda İsrail'in Kanal 14 televizyonunun paylaşımlarına ve İsrailli askerlerinin Filistinlilere yönelik aşağılayıcı içerikleri gösteren görüntüleri diledikleri gibi paylaşmalarına işaret edildi.

4. Google ve Ücretli Propaganda Kampanyaları

Raporda öne çıkan suçlamalardan biri, dijital platformların Gazze'deki açlığı inkâr eden anlatıları yaymak amacıyla yürütülen ve toplam değeri yaklaşık 50 milyon dolara ulaşan resmî İsrail reklam kampanyalarından gelir elde etmesiydi.

Raporda özellikle Google'a dikkat çekilerek kullanıcıların platform politikalarının ihlal edildiği yönündeki itirazlarına rağmen şirketin Gazze'deki kıtlığı ve felaket şartlarını sorgulayan reklamları yayımlamaya devam ettiği belirtildi. Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı önünde açılan soykırım davasını "uydurma" olarak nitelendiren ücretli reklamların da yayımlandığı ifade edildi.

5. "Medya Soykırımı" Ne Anlama Geliyor?

Raporda, "medya soykırımı"nın birbiriyle bağlantılı üç mekanizma üzerinden işlediği sonucuna varıldı.

Bunlardan ilki, Filistinli gazetecilerin öldürülmesi ve olayları belgelemek için kullandıkları araçların yok edilmesi; ikincisi, İsrailli yetkililer ve bazı İsrail medya kuruluşları aracılığıyla kışkırtıcı söylemlerin ve soykırımı inkâr eden anlatıların yayılması; üçüncüsü ise Batılı medya kuruluşları ve dijital platformlar tarafından işlenen suç ve ihlalleri görünmez kılan veya meşrulaştıran anlatıların yeniden üretilmesidir.

Albanese, gazetecilerin susturulmasının, delillerin güvenilirliğinin sorgulanmasının ve doğrulanmamış anlatıların sürekli tekrarlanmasının yalnızca işlenen suçların üzerini örtmekle kalmadığını, aynı zamanda bu suçların faillerinin gelecekte hesap vermesini sağlayacak imkânları da zayıflattığını belirtti.

Rapordaki Belirtilen Öneriler

BM Özel Raportörü, Genel Kurul'a delillerin toplanması ve korunması için bağımsız bir mekanizma oluşturulması, uluslararası gazetecilerin Gazze'ye girişinin güvence altına alınması ve Filistinli gazetecileri hedef alan saldırıların soruşturulması çağrısında bulundu.

Ayrıca devletlerden, nefret söylemi ve şiddete teşvik içeren yayınlar yapan medya kuruluşları ile dijital platformlara sağlanan kamu kaynaklı finansmanı ve bu kuruluşlarla yürütülen ortaklıkları yeniden gözden geçirmelerini istedi.

Albanese, Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısını da devlet yetkilileri ve medya mensupları tarafından gerçekleştirilen, soykırıma doğrudan ve aleni biçimde teşvik niteliği taşıyan eylemleri soruşturmaya çağırdı.

Kaynak:FİDE - Filistin Diplomasi Merkezi

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir