Bartın'da 7 Ekim Aksa Tufanı mücadelesi selamlandı!

Bartın'da 7 Ekim Aksa Tufanı mücadelesi selamlandı!

Bartın'da Arap camii yanında bir araya gelen Müslümanlar 7 Ekim Aksa tufanının yıldönümü münasebetiyle basın açıklaması eylemi gerçekleştirdiler.

Çok sayıda Bartın'lı Müslümanın katıldığı eylemde sloganlar atıldı, siyonist İsrail ve destekçisi ABD lanetlendi. ABD ve siyonist işgalci İsrail'in Ortadoğu'da başlattığı savaşlar ve işgaller lanetlenerek bu konular gündemleştirildi.

Aksa tufanının direniş tarihindeki rolüne ve önemine dair açıklamalar yapılan eylemde Aksa tuflarının bölgedeki süreci yepyeni bir aşamaya taşıdığı işgalcilerin istedikleri düzenin bozulduğu sadece bölge halklarının değil tüm dünya halklarının bundan böyle İsrail hakkında gerçekleri öğrendikleri ve İsrail'in cezalandırılması konusunu dünyanın gündemine taşındığına dair açıklamalar yapıldı.

Direnişin sadece Gazze ile sınırlı kalmadığı Kudüs ve Batı Şeria sathı mahallinde de yaygınlaşmaya başladığı vurgulandı. Batı Şeria'da bazı Filistinlilerin siyonist askerlere mukavemet gösterdikleri ve direniş saflarına katıldığına dair yaşananlardan örnekler verildi.
Eylemde Filistin mücadelesinin unutulmamasına dikkatler çekildi. Filistinli tutsakların İsrail zindanlarındaki durumlarına dair açıklamalar yapıldı ve bu konunun gündemleştirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Boykot konusunda sürekliliğe dikkatler çekildi.
İşgalcilere karşı ve İslam düşmanlarına karşı verilecek mücadelede tevekkül ahlakının merkezde olmasına dair hatırlatma yapıldı. Mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesini başarıya giden yol olduğunun altı çizildi.

Gazzelilerin gösterdiği metanet ve sabır örneklikleri üzerinden aile ve evlat yetiştirme hususunun direniş safhalarında ne kadar önemli olduğunun altı çizildi.
Basın açıklamasının ardından müftülük vaizi Abdullah seyfi'nin gerçekleştirdiği duanın ardından eylem sonlandırıldı.
Bartın Özgür Der temsilciliği öncülüğünde gerçekleşen eylemde sunumu Aydın Kuloğlu gerçekleştirdi. Kuloğlu'nun yaptığı kısa açıklama ve Aksa Tufanı eyleminin önemine dair değinilerinin ardından Şuayb Mekeç tarafından okunan bildiride şunlar ifade edildi;

"Değerli kardeşlerimiz!

Bartın’dan 7 Ekim Aksa Tufanı mücadelesini selamlıyoruz!

Aksa Tufanı siyonist İsrail’e karşı verilen tarihi bir cevaptır. Bu adım, tüm işgaller, haksızlıklar, itibarsızlaştırmalar karşısında verilen en onurlu, en haklı özgürlük ve diriliş hamlesidir!
Filistin halkının güzide temsilcilerinden İslami Direniş Hareketi Hamas, tüm dünyaya “Gazze’ ye yönelik Siyonist saldırganlığın ve soykırım savaşının derhal durdurulması adına harekete geçilmeli dir” mesajını ulaştırmak adına böylesine haklı bir çıkış yapmıştır.

Hamas mazlum Filistin halkının sesidir, bu süreçte en onurlu öncülerini feda etmiştir. Direniş hareketi kendini Filistin halkına bağışlamayı, tarihin akışını Filistin halkı yararına değiştirmeyi başarmış bir harekettir.

Filistin halkının direnişiyle, yıllardır yaşanan haksızlıklara, işgallere dikkat çekildi; Müslümanların kutsal mabedi Mescid-i Aksa’nın nasıl bir tuzaklar zinciriyle yıkılmaya çalıştığı, bölge halklarının yok edilme ve tehcir riskiyle karşı karşıya olduğu gerçeği en net haliyle dünyaya duyurulmuş oldu.

Aksa Tufanı uyuyanları uyandırdı. Bu savaş; İsrail denilen kötülük olgusunun tüm Ortadoğu’yu işgal etme planlarını, onun ahlaksız, yağmacı ve katil yüzünü görünür kılmıştır.
Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ün halkı kararlılık içinde yaşamlarını sürdürmekteler. İşgaller ve ölümler siyonist işgale karşı haysiyet davasının direnişini ve dirilişini önleyememektedir hamdolsun!

Kötünün ilelebet yaşama ihtimali yoktur. Bir yerde özgürlük mücadelesi varsa sonuçta bu mücadele mutlaka bahtiyar olacaktır. Sabreden ve zulme direnen sonunda kazanır, bu Allah'ın vaadidir.

Yüce rabbimiz sabrın ve kararlılığın bir gün yüzleri güldüreceğini, bunun dünyada da gerçekleşeceğini ama gerçek mutluluğun ahiret kazancı olduğunu müjdelemektedir:
‘’Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım isteyin! Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir’’(Bakara 153), ‘’Sizi mutlaka biraz korku ve açlık ile; biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!’’(Bakara 155)

‘’Mûsâ, kavmine şu tembih ve tesellide bulunmuştu: “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin! Şüphesiz bütün yeryüzü Allah’ındır; ona kullarından dilediğini vâris kılar. Unutmayın ki, hayırlı son, nihai zafer, ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.” (Araf 128)
İşgalci İsrail kendini kötülük üzerine inşa etti. Kandan, acıdan ve savaştan besleniyor. Amacı bölgeyi bunaltmak ve istediğini almaktır. Şimdiye kadar ABD’yi amaçları uğruna manüple etmeyi başardı. Fakat bu işgal düzeninin Aksa tufanıyla birlikte eskisi gibi kolay yürümeyeceği ortaya çıkmıştır. İşgalci ABD ve Siyonist İsrail Ortadoğu’nun ve Filistin halkının yaşadığı bir avuç toprakların kolayca işgal edilemeyeceği gördüler.

Gazze'de direniş gerçeği bir kez daha şunu ispatlamıştır; işgalci zalime karşı direnenler ve sabredenler şartları lehine değiştirmeyi ve kötüyü görünür kılmayı başarabiliyorlarmış!

Değerli kardeşlerim!

ABD Afganistan’dan ve Irak’tan defolup gittiği gibi bir gün Ortadoğu’dan da defolup gidecektir. Tüm bu süreçlerde mücadele azmini kaybetmemek çok önemlidir.
Siyonist işgal olgusu bu topraklarda 80 yıldır zulüm sistemini yaşatıyor. İşgalci tüm yöntemleri kendi lehinde iyi kullanıyor. Yıllardır işgal edilen Filistin toprakları üzerinde İngiltere tarafından kurulan işgal rejimi İsrail bu olanlar hiç yaşanmamışçasına Batı, ABD ve İsrail tarafından haklı gösterilmeye çalışıldı. İşgalciler algı çalışmalarına ve istihbarata çok önem veriyorlar. Çünkü yaptıkları zulmü örtmenin en kolay yolu yalandan bir algı inşa etmek ve istihbarat yoluyla bölgeyi kontrol etmekten geçiyor. Hatırlayalım; özgürlük havarisi ABD'de ve bazı Batılı ülkelerde İsrail'in Filistinde işlediği sivil katliamı karşısında prortestoların yaygınlaşması üzerine nasıl da eylemci öğrencileri ve üniversite hocalarını derhal üniversiteden attılar.

ABD ve Siyonist işgalci Ortadoğu’yu kaos coğrafyası olarak göstermektedir. Tüm sosyal iletişim araçlarını kullanarak; medya, sanat, manipülatif bilgi ağları ve etkili siyasi yorumlarla işgali haklı ve kendilerini meşru göstermeye yatırım yapıyorlar. Bölge halklarını vasıfsız, itibarsız olarak gösteriyorlar, işlerin yolunda yürümesi için girift sistemler inşa ediyorlar.
İşte Aksa tufanı, siyonist İsrail’in yalan kulesini yerle bir eden haysiyet, özgürleşme ve bir diriliş hamlesidir. Siyonizmin zorbalıkla sürdürdüğü bu sofistike işgal ancak nefs-i müdafaa mücadelesiyle önlenebilirdi. Filistin halkı için siyonist çeteleri durduracak başka bir yöntem kalmamıştır. Siyonist rejimin silah tedarikçisi batının durdurulması ve batılı halkların uyanmaları için başka bir yöntem de yoktu.

Değerli arkadaşlar!

İsrail saldırılarında 80.000’den fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 200.000 kişi yaralandı, binlerce kişi ampute edildi; kolları bacakları kesildi, binlerce cenaze hâlâ enkaz altında. Kurbanların büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. İşgalci çete, bir yıl önce varılan ateşkes antlaşmasına rağmen her gün onlarca sivili öldürmeyi sürdürüyor. Gıda, ilaç tıbbi teknoloji girişini kısıtlıyor. Yıkılan şehirlerin temizlenmesi ve yeni yaşam alanlarının inşası için gerekli araç gereç sokulmasını engelliyor. Bu konuda garantör ülkeler İsrail’e karşı herhangi bir müeyyide uygulamamaktalar.

Buradan Filistinli mahkumlar için ''Uluslararası Sorumluluk Çağrısı'' yapıyoruz!

Şu an İsrail hapishanelerinde 10.000’den fazla Filistinli mahkûmun hali içler acısıdır. Yüzlerce kadın ve çocuk işgal zindanlarında tutsak durumdalar. İşkencenin boyutları anlatılamaz durumda, kasıtlı tıbbi ihmal, gıda ve ilaç yoksunluğu nedeniyle yaşanan ıstırap ne yazık ki gündem bile olmuyor.

Filistinli kardeşlerimizin yaşadıkları bu süreci unutturmamalıyız, Uluslararası Ceza Mahkemelerinin harekete geçmesi için gündemde tutmalıyız.

İsrail’in Arap ve İslam ülkelerinin topraklarına yönelik yayılmacı niyetlerinin bölgeyi nasıl bir krize soktuğu ortadadır!

Nükleer konusunu bahane ederek İsrail ve ABD İran'a saldırdı. İran'da 300 çocuk okulda eğitim esnasında ABD füzeleriyle katledildi. ABD İranı istediği gibi bombalamayı; insani alanlar ve alt yapıları imha etmeyi sürdürüyor. Tüm bu yaşananlara karşı bu saldıgan mücrimlere herhangi bir müeyyidenin uygulanamaması ne acıdır!

ABD ve İsrail’in İran saldırısı dünyada petrol krizini doğurdu, enerji krizinin maliyeti gittikçe artıyor, yoksulların sırtındaki yük daha da artmaktadır.

Aksa Tufanı insanlığın üzerindeki ölü toprağını kaldırıp atmıştır!

Aksa Tufanı, Kudüs, Batı Şeria ve Gazze'nin muhasara altına alınmasına karşı bir haykırıştır. Üç sene boyunca direnen, zor şartlar altında ayakta durmaya çalışan Gazze halkının sabrı ve kararlılığı bizlere güç ve moral vermelidir. Yaşananlar sabır, metanet ve manevi toparlanma derslerine dönüşmeli, evlatlarımız ve ailelerin İslam'la kuracağı bağlar konusunda mesajlara dönüşmelidir.

Gazze direnişinden Müslümanca bir hayatın tevekkül ve azimle kurulacağını öğrendik!
Dünya yaşamının imar ve inşasında, uygarlık imkanlarına ulaşmada, teknolojik gücün temininde anahtar terim tevekküldür. İslam medeniyeti ilim, endüstriyi ve savunma teknolojilerine sahip olamk ve onları gerektiğinde kullanmayı iman ölçüleri ve irfanla yoğurur.
Dünyevi işlerimizin odağında umut ve hayır vardır. Rahmet, vicdan, adalet ve dengeli tutumlar ahiret hesabından paylar taşıyan parametrelerimizdendir.

Aklı, bilimi kendine mutlak rehber edinen Batıyı gördük; üstün nitelikte teknolojik silahlarla donattıkları terörist İsraile sessiz kalışlarını izledik, onların nezdinde en ağır silahlarla katledilen Gazzelilerin basit sayılardan ibaret olduğunu acıyla izledik.

Batı tarafından desteklenen siyonist İsrail'in savaş mantığında hakkaniyet vicdan ve merhamet yerine akıl bilim ve teknoloji gücünün insanları nasıl acımasızca yok ettiği gerçeği batının da gerçek yüzü olarak tarih sayfalarında yerini almıştır.

Aksa tufanı 2. Dünya savaşından sonra kurulan egemenlerin merkezindeki dünya düzeninin zaaflarını, profanlığı ve acımasız güvenlik uygulamalarının nobranlığını tüm çığlaklığıyla görünür yapmıştır. BM, İnsan Hakları Mahkemeleri, evrensel hukuk ve yasalar, yaşananlar karşısında sadece işlevsiz yapılardan ibarettir.

Bugün insanlığın yaşanılır, ahlak ve vicdan temelinde bir dünyaya ihtiyacı vardır. Bunun kaynağı vicdan ve fıtrat yazılımı temelinde ahlak ve manevi değerleridir.

Hesabı verilebilir bir hayat; bir topluluğa, etnisiteye, salt akla ve teknolojiye indirgenemez.
İnsanlığın mutluluğu ancak kadiri mutlak rabbimizin insanlığa emanet ettiği İslami değerlerle inşa olabilir, gerisi lafı güzaftır.

Tüm dünyada zalimlere karşı direnen mazlumlara, Aksa Tufanı direnişine, haysiyet ve insanlık davasına gönül verenlere selam olsun!"

2

3

4

5

7

8

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir