Azerbaycan’da başörtüsü hiçbir zaman gerçek anlamıyla serbest olmadı

Azerbaycan’da başörtüsü hiçbir zaman gerçek anlamıyla serbest olmadı

“Azerbaycan’da okullarda başörtüsü yasaklandı mı?” sorusuna, “Azerbaycan’da başörtüsü daha öncesinde serbest miydi ki?” sorusuyla cevap verebiliriz. Hayır, Azerbaycan’da başörtüsü hiçbir zaman gerçek anlamıyla serbest olmadı.

HAKSÖZ HABER

“Azerbaycan’da okullarda başörtüsü yasaklandı mı?” sorusuna, “Azerbaycan’da başörtüsü daha öncesinde serbest miydi ki?” sorusuyla cevap verebiliriz. Hayır, Azerbaycan’da başörtüsü hiçbir zaman gerçek anlamıyla serbest olmadı. Nitekim kimlik belgesi, pasaport ve ehliyet gibi resmi evraklarda başörtülü fotoğrafı kabul etmeyen Azerbaycan yönetimi, en başından itibaren kamusal alanda İslami kimliği tanımıyordu.

Okullardaki bu yasak ise bir ilk değil. 2010 yılında dönemin Eğitim Bakanı Misir Merdanov’un tek tip okul üniformasıyla ilgili açıklamalarını müteakiben başörtüsü, tek tip üniformayı bozan bir “unsur” olarak okullarda yasaklanmıştı. Bu yasağın ardından yüzlerce kişinin katıldığı protestolara polisin sert müdahalesi sonucu pek çok kişi gözaltına alınmış ve hapse mahkûm edilmişti. Hatta bu durum, ülkede “hicap mahpusları” olarak anılan yeni bir mağdur grubunun oluşmasına zemin hazırladı. Yönetim açısından ise suçlu belliydi: “Dış güçler”, daha açık bir ifadeyle İran. İlerleyen yıllarda başörtüsü yasağı konusunda belli bir esneklik sağlandı; “hicap mahpusları” bu durumu kendi direnişlerinin bir kazanımı olarak görmektedir.

21 Eylül 2026’da Bakanlar Kurulu’nun yayımladığı yeni düzenlemenin merkezinde de yine okul üniformalarında tek tiplilik vurgusu vardı. İlgili metinde “başörtüsü” kelimesi açıkça zikredilmese de dünyevilik (laiklik) ilkesine zıt olan “unsurlara” izin verilmeyeceği belirtiliyordu. Kararın ardından bazı okul müdürlerinin başörtülü öğrencileri okula almadığına dair görüntülerin sosyal medyada yayılması, sadece Azerbaycan’da değil Türkiye’de de geniş yankı uyandırdı. Hiçbir yetkilinin resmi bir açıklama yapmaması uygulamanın okul müdürlerinin inisiyatifine mi bırakıldığı sorusunu akıllara getirirken, Bakanlar Kurulu’nun 6 Ekim’deki ek düzenlemesiyle aynı kısıtlayıcı ifadeler öğretmenler için de geçerli kılındı. Ardından 7-8 Ekim tarihlerinde okullardan gelen haberlerle, olayın münferit örneklerle sınırlı kalmadığı ve okul müdürlerinin inisiyatifine bırakılmadığı netleşti. Nitekim tüm okullarda yapılan toplantılarda, temizlik görevlileri de dahil olmak üzere başörtülü hiçbir çalışanın 12 Ekim’den itibaren kurumlara alınmayacağına dair bilgilendirmeler yapıldı.

Peki Azerbaycan Hükümeti Neden Böyle Bir Yasağı Yürürlüğe Koyuyor?

Makbul Azerbaycan Vatandaşına “Zıt Unsur” Olarak Başörtüsü

Bakü’nün merkezini gezdiğinizde, özellikle de gece saatlerindeyse, şehrin ışıltısı gözünüzü alacaktır. Ancak bu parlaklığın arkasında, turistlerin kolayca fark edemeyeceği rahatsız edici bir tek tiplilik, yapaylık ve sterillik yatmaktadır. Zira bu yapaylık ve sterilliğin uğramadığı arka mahalleleri görmemeniz için havalimanı yolu boyunca kilometrelerce uzanan yüksek duvarlar örülmüştür. Aliyev rejiminin inşa etmeye çalıştığı “makbul vatandaş” profili de tam olarak bu duruma benzemektedir. Yaratılmak istenen bu tek tip makbul vatandaş profilinde başörtüsüne yer yoktur.

Okul üniforması meselesine dair yayımlanan hiçbir düzenlemede başörtüsü kelimesi açıkça geçmemektedir. Otoriter rejimlerin doğasına uygun olarak hiçbir yetkili de çıkıp konuya dair şeffaf bir açıklama yapmamaktadır. Olay görünürde “eşitliğin sağlanması” kılıfına sokulsa da aslında tamamen katı bir tek tipliliğin dayatılması etrafında dönmektedir. Bu tek tiplilik inşa edilirken söz konusu yasak, 2010’da olduğu gibi bugün de dini inançlarını devletin ideolojik endoktrinasyonundan daha üstün tutan insanları “avlamasına” zemin hazırlamaktadır.

Aliyev yönetimi bu “avı” gerçekleştirirken dindar insanları değil, “İran ajanlarını” hedeflediğini iddia edecektir. Ancak, Azerbaycan'daki başörtülü kadınların tamamının Şii olmadığı, Şii olanların da hepsinin İran taraftarı olmadığı açık bir gerçektir.

Nihayetinde, okullarda eşitlik veya tek tip üniforma kılıfı altında yürütülen bu yasak, aslında rejimin kendi sınırlarını çizdiği dünyeviliği topluma zorla giydirme çabasıdır. Bu çaba, Azerbaycan toplumunun çeşitliliğini yok saymakta; devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan dindar kesimleri sistematik bir biçimde sistemin dışına itmektedir. Olası her türlü itirazı peşinen “İran eksenli bir dış tehdit” olarak yaftalamak rejime kısa vadeli bir konfor sağlasa da, bu durum uzun vadede kendi halkını yabancılaştıran ve toplumsal fay hatlarını derinleştiren sürdürülemez bir baskı mekanizmasına dönüşmektedir. Zira parıltılı duvarların arkasına saklanmaya çalışılan gerçeklik, bastırıldıkça daha da güçlenen bir toplumsal hafıza yaratmaktadır.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir