Yumuşak Kemalizmin stratejisi

Etyen Mahçupyan

AKP'yi iktidardan indirmek için gereken CHP oyunu sağlamak, seçmen tabanındaki basit aritmetiği dikkate almayı gerektiriyor: Potansiyel CHP oyunun üçte ikisi katı Kemalist laiklerden oluşuyor ve bunları kaybetme pahasına oy artırmanız mümkün değil.

Öte yandan bu kesime tıkanıp kalırsanız da yüzde 20 civarında kalıyorsunuz. Dolayısıyla yapılacak şey belli... Eski katı Kemalistlerin yadırgamayacağı oranda bir değişimle, laik liberal ve sosyalistleri de kendinize çekebileceğiniz bir 'yumuşak' Kemalizm yaratmanız lazım. Ancak bu 'yumuşamanın', kendisini 'modern' olarak algılayan yeni seçmen tabanının beklenti ve beğenisine de uygun düşmesi gerekiyor.

Kısacası CHP'nin yeni bir 'çağdaşlığa' ihtiyacı var ve bu 'çağdaşlığın' da kaçınılmaz olarak Kemalizm'le ve onun 'temel ilkeleriyle' ilişkisinin yeniden kurulması şart. Bunun anlamı CHP'nin altı okunun yeniden yorumlanması, yenilenmiş bir içerikle sunulmasıdır. Söz konusu altı okun üçü, yani halkçılık, cumhuriyetçilik ve devrimcilik zaten işlevsel olmaktan ziyade sembolik ve pedagojik mahiyette oldukları için şimdilik bunlar üzerinde durmak gerekmeyebilir. Ama diğer üç okun ciddi bir biçimde ele alınması gerekiyor. Bu yenilenmenin parti içi tartışmalar sonucu ortaya çıkacak bir deklarasyona dayanmasını beklemek abes olur. Muhtemelen zaman içinde ve bölük pörçük pozisyon almalarla gerçekleşecek. Ne var ki gidilecek yön belli... Kullanılacak yöntemin kritik kavramları 'ayrıştırma' ve 'çağdaş güncelleme' olarak ifade edilebilir. Yani yenilemek istenilen ilkenin ima ettiği kamusal alan bölünecek ve söz konusu ilkenin farklı alt bölümlerde farklı düzeyde etkili olması savunulurken, aynı anda 'çağdaş' bir çerçeveye de oturtulacak.

Örneğin katı Kemalist versiyonuyla 'devletçilik', devletin toplum üzerindeki kesin vesayetini ifade etmekteydi. Bugün bunu savunmak zorlaştı ama istenen şey hâlâ bu... Muhtemelen uygulanacak strateji, sivil/asker ilişkileri alanına fazla bulaşmayıp, ekonomi ve kültür alanına yoğunlaşma şeklinde tecelli edecek. Bu arada emredici tavrın yanlışlığı vurgulanır ve bu tavır AKP'ye atfedilirken, yeni CHP engelleyici ve sınırlandırıcı bir bakışı yansıtacak. Laiklik bahsinde kamusal alanın ayrıştırılması 'hizmet alan/veren' ayrımı üzerinden zaten bir süredir yapılmakta. Burada da vurgu, laiklik uygulamasının yasaklayıcı niteliği bir yana koyularak, AKP'nin 'laikliği ihlal etme' girişimleri üzerine yoğunlaşacak. Milliyetçilik ise biraz daha kritik bir konu, çünkü CHP'nin oyunu artırması Kürt meselesinde çok daha özgürlükçü bir noktaya gelmesini gerektiriyor. Diğer bir deyişle devletçilik ve laikliği salt AKP karşıtlığı etrafında yeniden kurgulayabilirsiniz, ama bunu milliyetçilik bağlamında yapamazsınız... CHP'nin yekpare bir millet kavramından devlete biat etmiş vatandaşa uzanan milliyetçilik anlayışından uzaklaşması ve devlete biat etmeye hazır vatandaşlardan oluşmuş bir millete razı olması gerekiyor. Arada büyük bir fark olmadığı düşünülebilir ama ikinci yorum Kürtleri 'Kürt' olarak milletin parçası yapabilir. Eklemekte yarar var, burada mesele Kürtlerin devlete biat etmek isteyip istemedikleri değil, CHP'nin milliyetçiliği kendi seçmen tabanına bu şekilde sunacak olmasıdır. Ne var ki bu değişim aranırken Kürtlerin 'özneleştirilmesi' katı Kemalist tabanda çok kolay hazmedilemez. Dolayısıyla Kürtlüğü çağdaşlığın içinde eritmek gerekiyor... Bunun yolu ise 'çok yönlü ve çok kimlikli' bir yeni birey tasavvuru gibi gözüküyor. Öyle ki artık Kürtler sadece Kürt değil, aynı anda başka 'şeyler' de olacakları için Kürtlükleri sulandırılabilecek ve kimliksel haklara sahip olmaları daha makul hale gelecek.

Söz konusu yeni milliyetçiliğin işlevsel olması, CHP'nin genelde Kürt siyaseti ile bağ kurmasını veya ortak bir zeminde buluşmasını ima ediyor. Nitekim son günlerde hararetle tartışılan CHP/BDP işbirliğinin anlamı da burada... Kısaca söylemek gerekirse, eğer Kürtler daha CHP'li olabilirlerse, CHP de daha fazla Kürt kimliği yanlısı siyaseti kendi tabanına kabul ettirebilir. Bu ise her ikisinin de 'hakiki solcu' olmalarıyla açıklanabilir. Tabii bir de Kürt tabanının ikna edilmesi lazım. Bunun çaresi de, çözümün devlet tarafından istendiği, ama AKP'nin direndiği söylemini iteklemekte aranıyor...

ZAMAN