HAKSÖZ HABER
Yetersiz delile rağmen çıkan mahkûmiyet ve tutuklama kararları, uzun ve gerekçesiz tutukluluk süreçleri, beraat kararına rağmen memuriyete dönemeyenler, parçalanmış ailelerin durumu… 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası gerçekleştirilen hukuksuzlukları ifade etmek için kurulabilecek cümleler bunlardan ibaret. Türkiye’nin yaşadığı çalkantılı süreç siyasetin normal bir şekilde karar alma imkanını ortadan kaldırarak hukuki zemini fazlasıyla zedelemişti. 15 Temmuz’un üzerinden 10 sene geçmişken normalleşme ve hukuki zemine dönebilmenin yollarını aramak durumundayız.
Yeni Şafak gazetesinin “Yargıda yeniden FETÖ sancısı” başlıklı haberi ise normalleşme imkânını ortadan kaldıran bir perspektifin ürünü olarak kaosu yüceltmekten başka bir işe yaramıyor. Yapılan yargılamalar ve uzun süreli tutukluluk süreçlerinin sonucu değerlendirilen itirazlarla görevlerine geri dönen insanları hedef alan Yeni Şafak, suçun mahiyeti ve delillerin gerekliliği ilkesini göz ardı ederek sadece korku ve dehşet pompalayan cümlelerle habercilik mantığını ayaklar altına alıyor.
Misal olarak hakkında beraat verilmiş insanlar hakkında “örgüt iltisaklı” ifadesinin kullanılması ve delillendirme gereği duyulmadan "çamur at izi kalsın" mantığıyla inşa edilen haberdeki şu cümle ile ne amaçlanıyor:
“Danıştay kararıyla göreve iade edilen örgüt iltisaklı hakim ve savcılar ile farklı renklere bürünmüş kriptoların birçok dosyada tartışmalı kararlara imza attığı belirtiliyor.”
Üstelik söz konusu 450 hâkimin iade kararı 2 yıl önce verilmiş bir karar. Yani ortada yeni bir gelişme de yok! 450 hakimin iadesiyle ilgili itiraz kanun yoluyla da açık ve hukuki süreç kendi içinde devam ediyorken böyle bir habere yer vermek yargıya güven duygusunu zedelediği gibi toplumsal kaygıyı da artırmaktan başka bir şeye hizmet etmiyor. Yargılama sonucunda görevine iade edilen bir insanın masumiyetini kanıtlamak ve Yeni Şafak’ı ikna etmek için ne yapması gerekiyor?
Yeni Şafak’ın şunun farkında olması lazım. FETÖ kılıfıyla hukuk katline devam etmek yerine toplumu ilgilendiren konularda normalleşme ve olağanüstü şartların ardından hukuki zemine geri dönüş Türkiye’nin faydasına olacaktır!