Yakınlarla İlişkimiz ve İslam Kardeşliği

ZEHRA TÜRKMEN

Rabbimiz insanı yaratmış, onu akıl nimeti ile diğer canlılardan farklı kılmıştır. Yarattığı insanı başıboş bırakmamış aynı zamanda gönderdiği vahiy ile de bir hayat rehberi, bir yol göstermiştir.  Vahyin, yani İslam dininin temel hedeflerinden birisi de, insanların hem dünya hem de ahiret hayatlarını Allah’ın rızası doğrultusunda geçirerek huzura, mutluluğa ve güvene ulaşmalarıdır.

İnsana gerçek huzur ya da dareyni (iki cihan sadedini) kazandıracak olan en temel prensiplerin başında ise, kişinin kendisiyle, yaratıcısıyla, yakınlarıyla, insanlarla ve çevresiyle olan ilişkisinde, uyumunda, karşılıklı sorumluluklarında, dinin emir ve yasaklarına yani Rabbani ölçülere/hududullaha uyması gelmektedir..

Bizler kendinden önce mümin kardeşini düşünen bir dinin mensuplarıyız.  Bu düşünce insana İslâmî bir sorumluluk bilinci, ahde vefa, duyarlılık,  hilm  gibi pek çok değer kazandırır. Bu ilkelere sahip bir insan ailesine, yakınlarına ve çevresine karşı duyarsız kalmaktan imtina eder, bu ilişki ağlarını belirli bir dengede tutma becerisini yakalar.

Kur’an’ı Kerim’de Rabbimiz ilk sosyal ortamımız olan aileyi oluşturan bireylerin arasındaki uyuma dikkat çekmektedir. İslam ailesinin sağlam, huzurlu ve güçlü olması için bütün ilkeler belirtilerek, evliliklerin gündelik  zevk ve ihtiyaçlara hapsolması değil, eşlerin kendi aralarında sükun bulması ve karşılıklı sevgi ve merhameti çoğaltması gerekliliği üzerinde durulur. Rum Sûresi 21. ayette vurgulamaktadır. “Onda sükun bulup durulmanız için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O’nun ayetlerindendir…” 

AyrıcaKur'an'da, Ahkaf Sûresi 15. ayet ve İsra Sûresi 23. ayette de insana, “anne ve babasına iyilikle davranması” onlara “öf” bile dememesini, kendisine karşı savaş açmadığı sürece anne babaya itaat etmenin zorunluluğuna dikkat çekmektedir.   

Anne babaya itaatin başta geldiği sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken ilişkilerin bir önemli sacayağı da akrabalarımızla yani yakınlarımızla olan ilişkilerimizdir. Akrabalar arasındaki ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir.  İslam dini, akrabalar arasındaki ilişkilerin sağlam kurulmasına ve devamlı olmasına aynı zamanda akrabaların birbirine maddi ve manevi destek olmalarına önem göstermektedir. Ayrıca İslam tarihine ve Resul’ün uygulamalarına baktığımızda vahyin, dine davetin, tebliğin ulaştırılacağı ilk çevre olarak ailemizi ve yakınlarımızı görmekteyiz.  Şuara Suresinde geçen, "(Önce) en yakın akrabanı uyar. Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını ger. Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım."  ayetleri bunun en açık örneğidir.

Peygamberimiz de akrabalarına her zaman ilgi göstermiş, onlarla olan akrabalık bağlarını güçlendirmek için çaba sarfetmiş, maddi ve manevi yardımını hiçbir zaman onlardan esirgememiştir.  Her ne şartla olursa olsun üzerinde emeği olan herkesi iyilikle yâd etmiş ve onları her daim kollayıp gözetmiştir.  Çeşitli rivayetlerde Resul’ün sütannesi Halime’ye hürmette kusur etmediği, her sabah eşlerini tek tek ziyaret edip hal hatır sorduğu, aile içi istişareyi önemsediği belirtilmektedir.

Ancak Kur’an aile veya akraba ilişkilerini sağlıklı yürütebilmek için bazı ikaz ve uyarılarda da bulunmaktadır.  “Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun…” Yine Hz. Nuh’un azgın oğlu ile,  Hz. Lut’un karısını yakın olarak görmemekte ve İslam ailesi tanımı içinde değerlendirmemektedir. Bunun içinde Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de inanç kardeşliğinin öneminin belirtmek için Hucurat Sûresi 10. ayetinde evrensel kardeşliği ifade eden iman kardeşliğini, kan kardeşliği veya biyolojik kardeşlik anlamında kullanılan kelimeyi (“ihvet”i) seçerek müminlere hitap etmektedir.  Akraba ilişkilerimizi de bu çerçevede değerlendirmemiz gerekmektedir…

Bu açıdan bizler de sıhrî kardeş olmaktan daha çok, iman kardeşi kalmayı önemsemeliyiz. En başta da sıhri kardeşliklerimizi ve erdemli ilişki ve tanışıklıklarımızı iman kardeşliğine inkılap ettirmeliyiz. Ailemizle de, akrabamızla da, dost kabul ettiklerimizle de asıl hedefimiz vahyin gösterdiği istikamet üzerinde ahrette de paylaşabileceğimiz bir kardeşlik ilişkisi içinde olabilmemizdir.