Washingtonda demokrasi karşıtı lobiye dikkat!

İhsan Dağı

ABD için Türkiye'nin bulunduğu bölge önemli. Savaş halinde olduğu veya savaşa yakın bir noktada durduğu ülkelerin neredeyse tümü Türkiye'nin çok yakınında. Başındaki bu sorunları aşabilmesi için Türkiye'nin desteğine ihtiyacı var.

Türkiye de ABD ile bölgesel sorunlarda birlikte çalışmak zorunda; çünkü ABD'nin bölgesinde yaptıkları ve yapmadıkları Türkiye'yi de ciddi şekilde etkiliyor. Irak'ta savaşa giden ABD'nin bedelini Türkiye ödüyor, İran'la gerginlik yaşanınca fedakârlık Türkiye'den bekleniyor, Afganistan'da Taliban'a karşı savaş çıkmaza girince Türkiye'den yardım bekleniyor...

Türkiye, bölgesiyle ilişkilerinde, ABD politikalarının olumsuz etkilerinden kaçınmaya çalışıyor. Bunu başarmanın kestirme yolu da ABD'nin ve Türkiye'nin bölgesel politikalarını uyumlaştırmaktan geçiyor. Bu ne kadar mümkün?

Beyaz Saray görüşmesinin yeni döneme şekil verecek ilk ciddi 'politikaları uyumlaştırma' çalışması olacağını düşünüyorum. Şimdiye kadar yapılan temaslar daha çok zemin yoklama, karşılıklı jestler yapmak biçimindeydi.

Bush yönetiminin ardından Başkan Obama geçen nisan ayında yaptığı Türkiye ziyaretiyle ilişkileri onarmakla kalmayıp bir üst seviyeye çıkaracağının, stratejik ortaklıkla yetinmeyip 'model ortaklık'a geçileceğinin işaretlerini verdi.

Şimdi bunun nasıl olacağının detay çalışmalarına kaldı iş. Model ortaklık, eşitlik ve çoktaraflılık ilkelerinin pratiğini gerektirir. ABD yönetimi Türkiye'ye belli siyasalar dayatamayacağını zaten anlamış durumda. 'Model ortaklık' yaklaşımı da buradan çıkıyor. Ayrıca, Türkiye'nin siyasal önceliklerini, tercihlerini ve vizyonunu da anlamaya çalışmalı. Başka türlü, bırakın 'model ortaklık'ı, stratejik ortaklık bile çok zor.

ABD karar verir Türkiye de katılır tarzı bir yaklaşım yok artık. Türkiye, şekillenmesine kendisinin de katılmadığı ABD politikalarına katkı vermek istemiyor. Böylece bölgede oluşturduğu saygınlığı ve güvenilirliği ABD ile bölgedeki ABD muhaliflerini ortak noktalarda buluşturmak için kullanmaya çalışıyor. Hem İran, Suriye gibi ülkeler hem de Hamas, Hizbullah ve hatta Taliban gibi örgütlerle ABD'nin sorunları müzakere etmesinde ve makul bir noktada uzlaşmasında Türkiye'nin konumu bir avantaj tüm taraflar için.

Şunu da asla unutmamalı: Model ortaklığın en vazgeçilmez unsuru, paylaşılan demokrasi vizyonu. Bu zemin ortadan kalktığında hiçbir ortaklık türünü ayakta tutmak mümkün olmaz. Soğuk Savaş sonrası dönemde demokrasi vizyonuna dayanmayan stratejik işbirliklerini orta-uzun vadede muhafaza etmek ve meşrulaştırmak mümkün değil.

Bunun anlaşılması özellikle şu sıralar hayati; çünkü Türkiye'deki bazı anti-demokratik güçler ve demokrasi dışına çıkmış bir Türkiye'yi kolayca kullanabileceğini düşünen fırsat avcıları Washington'da yoğun bir lobi yapıyorlar. Demokrasisiz bir Türkiye'nin hem kendileri için hem de ABD için daha kolay bir lokma olacağına ikna etmeye çalışıyorlar Amerikalıları.

Ama öyle görülüyor ki içe kapanmacı, zenofobik, ulusalcı ve laikçi bir diktatorya tarafından yönetilen bir Türkiye'nin bölge ve dünya siyasetinde nasıl bir kaos yaratacağını herkes gibi Amerikalılar da biliyor.

Halkıyla ve etrafındaki herkesle kavgalı, meşruiyetten yoksun ve saldırgan bir rejim uluslararası toplumun da bir meselesidir. Bölgeyi ve dünyayı tehdit eden 'yeni Saddamların Türkiye'sini kim ister ki?

Irak, Afganistan ve Pakistan'da soruna batmış, Filistin meselesini çözmekte iyice geç kalmış, kırılgan bir Kafkasya'da dengeleri muhafazaya çalışan, şimdilerde de İran konusuna dalmış bir ABD için demokratik istikrarını kaybetmiş bir Türkiye'den daha ağır bir kayıp olamaz. Çünkü söz konusu bütün bu sorunların çözümünde katkıda bulunabilecek ülke 'demokratik Türkiye'.

Türkiye'nin demokrasisinin bölgesel barış ve istikrar için anahtar öneme sahip olduğunu anlamak gerek. Görmemiz ve niyetlerini anlamamız gereken bir başka şey de Washington'da şu günlerde cirit atan demokrasi düşmanları.

ZAMAN