VAHÖP adına İnsan-Der Yönetim Kurulu Başkanı Münir MAVİŞ'in okuduğu açıklamada herkes sabır, metanet, basiret, aklıselim, sağduyu ve özverili davranmaya davet edildi.
Açıklamanın tam metni:
BARIŞ ve ÖZGÜRLÜK EMEK İSTER, BUNU GÖZE ALMAK GEREK…
16 Aralık 2009
Basına ve Kamuoyuna…
Türkiye'de ne zaman iyiye, barışa ve huzura yönelik bir cümle dahi kurulsa, menfaatlerini halkın ve ülkenin menfaatlerine önceleyen, varlıklarını tedhiş, şiddet ve ölüm rantiyesi üzerine inşa eden odaklar, yeni bir kaos ve şiddet ortamını ivedilikle tetiklerler. Parti kapatma ayıbını hala yaşayan bir ülke burası. Hukuk adına kanunları ilke edinmiş bir yargı anlayışının adil sonuçlar getirmesi elbette beklenemez. Mevcut anayasa, DTP'yi ve ondan önceki partileri kapatan zihniyeti üreten 1982 Askeri darbesi ile oluşturulmuş militarist ve ideolojik bir anayasadır. Bu anayasadan böyle bir karar çıkması doğrusu kimseyi şaşırtmamış olsa gerekir. Çünkü testi ancak içindekini sızdırır. Cuntacıların hazırladığı bir anayasa bugün hala varlığını devam ettiriyor maalesef. Bu sebeple; acilen adil, katılımcı, çoğulcu, evrensel hukuk değerlerine dayalı, insan hak ve özgürlüklerini merkezine alan, demokratik ve sivil yeni bir anayasa hazırlanmalı ve bu ülkenin asıl sahipleri olan halklar bu baskıdan kurtarılmalıdır. Bir parti kapatılacaksa bunu halk sandıkta yapar. Mahkemelerin parti kapatması hukuki değil, olsa olsa kanunidir. Kanunların her zaman hak ve hakkaniyeti yansıttığı ise son derece tartışmalıdır.
"Açılım" kavramsalı çerçevesinde, hala somut siyasi ve sosyal adımların atılmaması, halkımızı, bunun da önceki sözüm ona demokratik açılımlarla aynı kaderi paylaşacağı noktasında endişelendirdiğinden, mevzubahis "açılıma" prim vermekte tereddüt etmektedir. Kendileri için açılıma destek istedikleri kesimlere karşı hala askeri operasyonların sürmesi, son dokuz ayda dağa çıkan gençlerin sayısının 830'un üzerine çıkması, hükümeti ciddi anlamda düşündürmelidir.
Hükümetin açılım konusundaki taktik-stratejik politikasına mukabil yapılan sokak gösterileri, toplumsal ve ekonomik hayatı yeniden tehdit altına almıştır. Dayatılan bu vandalizm son bulmalı, duygusal gerekçelerin toplumları daha fazla gerginlik, korku ve şiddet mağduru etmesine müsaade edilmemelidir. Bu gösterilerin kafa karışıklığından öte anlamlar ifade ettiği artık görülmeli ve savaş tamtamlarının pazarlanmasını kendileri için yegâne çıkar yol görenlere fırsat verilmemelidir.
Sokak gösterileri, hakların ihlaline yol açmadığı sürece elbette meşru bir hak ve demokratik bir tepkidir. Ancak burada toplumun tamamını huzursuz eden ve artık esnafı neredeyse iş yapamaz dereceye getiren mantık kabul edilemez ve anlaşılır hiçbir tarafı yoktur. Bu, mazlumun ne kadar zalimleştiğine açık bir örnektir. Bu noktada, tarafların karşılıklı olarak şiddeti kutsayan bir söylem ve eylem geliştirmeleri, sadece umutsuzluk, korku, nefret üreteceğinden, tek kazanan 'kötülük' ve bunun örgütlü odakları olacaktır. Ergenekon'un nasıl mutlu olduğu, bu sonuçların yalnızca bu tür zihniyetleri beslediği yeterince anlaşılmıyor mu? Diyarbakır'da Aydın ERDEM, Muş'ta Kemal Kayacan ve Necmi Oral kurşunla, İstanbul'da Serap Eser Molotof kokteyli ile öldürüldüler. Bunların kim oldukları hiç önemli değil. Hepsinde ortak olan şu ki; bu kaos bu tür cinayet ve ölümleri daha çok besleyecek ve tetikleyecektir. Ülkenin tamamı kan deryasına dönüştürülmek istenmektedir. Bunun icrası için de İzmir pilot bölge seçilmiş gibi. Karşılıklı tahrikler ve birbirlerinin korkularına hitap eden söylem ve tutumlar, savaş kazanını kaynatan türdendir maalesef.
16 yıl önce tezgâhlanmasına rağmen, bugünlerde daha yeni mahkeme edilmeye başlanan 33 askerin katledilmesi olayının bir benzeri, geçtiğimiz hafta Tokat'ta yeniden sahnelendi. Barış isteyen ve çatışmama kararı alarak ateşkes ilan eden, barış elçileri gönderen PKK bunu izah etmelidir. Herkesi hayal kırıklığına uğratan bu saldırı, bilinmelidir ki; toplum düşmanları olan emperyalizm, silah baronları ve ölüm tacirlerinin işine yaramıştır sadece. Bu şiddet ve çıldırı halinin yayılıp toplumu yutmasını isteyen zihniyet, kimilerinin eline silahı vererek parayla silah sıktırmakta, gözaltına aldığı bu tetikçileri ertesi gün serbest bırakırken, taş atan çocukları ise taş attığı için 8 yıla mahkûm edebilmektedir. Kurşunla yaralanmışı ve diğer yaralıları tedavi dahi ettirmeden cezaevine gönderen, linç kültürünü olağanlaştıran bu zihniyet, toplumda canavarlar yaratmaktadır.
Sağduyunun olmadığı yerde cinayetlerin olması ve bunların birbirini üretmesi, tırmandırması kaçınılmazdır. Toplumu; halkından idarecisine, kollukçusundan partizanına, herkesi sağduyu ve barışa davet ediyor, hak etmediğimiz bu korku ve gerginlikleri yaşatanları insaf, vicdan ve sükûnete davet ediyoruz. Barış ve özgürlük emek ister, sabır ister, soğukkanlılık ister, umutlu ve kararlık ister. Tahrik olmamayı, oynanmak istenen oyunlara gelmeyecek zihni ve fikri netlik ister. Barış ve özgürlük, bedeli bazen savaştan daha acı ve ağır olsa bile, gerçekten bunu isteyenleri yüreklendirir. Bu toplum bunu fazlasıyla hak ediyor. Barış ve özgürlüğün tahakkuk ve teminatı için tüm tarafları ve halkımızı bu yolda sabır, metanet, basiret, aklıselim, sağduyu ve özverili davranmaya davet ediyoruz.
Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
VAHÖP (VAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU) BİLEŞENLERİ:
GÖKKUŞAĞI DERNEĞİ, İNSAN-DER, MAZLUMDER, MEMUR-SEN, UMUT IŞIĞI DERNEĞİ, ERDEM-DER, ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ, VAN İMAM HATİP MEZUNLARI VE MENSUPLARI DERNEĞİ