Türkiye’nin istikamet arayışında “Eğitim politikalarının heterojenliği” -4

HAMZA TÜRKMEN

SORU: Yeni Türkiye/ Modern Türkiye’nin istikamet arayışında sürdürülen eğitim politikaları oluşturulabilecek ortak amaca hizmet ediyor mu?

Cevap: Vesayetten kurtulmaya ya da İslamileşmeye çalışan bir Türkiye’de söz konusu olan eğitim politikaları sadece eğitimde kolaylık ve teknik donanım sağlayan elektronik araç-gereçler ile rahat okul ve sınıf binaları gibi benzeri formlar fiziki gelişmişlik şartını gösterir. Ancak istikamet arayışında verimli eğitim politikaları için öncelik fıtratla ve özgün değerlerimizle buluşan muhteva düzenlemesi olmalıdır.

Sultan II. Abdülhamid döneminde ülke zorluklar altında da olsa Balkanlarda ve Ön Asya’da gerçekleştirilen örgün eğitim hamlesi için fiziki altyapı oluşturulmuştu. Ama bu alt yapı imkânları içinde takip edilen modern Batılı müfredatla hem fıtrî hem özgün değerlerden uzaklaşılmıştı. Çoğu doğacak çocukları için Fransız mürebbi tutma hayali taşıyan okumuş gençler yetiştirilmişti.

2003’ten bu yana Türkiye’deki AK Parti iktidarı 28 Şubat darbesinin eğitimdeki kimliksel ve formel yasak ve dayatmalarını kaldırdı; ama zorunlu ilk öğretimden sonra 8 yıla çıkartılan zorunlu eğitimin ders müfredatında yer alan din kültürü kitaplarından matematik kitaplarına kadar Batıcılığı, pozitivizmi ve Kemalizmi telkin eden muhtevayı kaldıramadı. Yapılan iyileştirmeler de resmi ideoloji sınırlarını fazla rahatsız etmeden yapılabildi.

Yani “Milli Güvenlik Dersleri” dâhil eğitimdeki askeri vesayet önemli ölçüde aşılmış; ama resmi ve zorunlu olan temel eğitim alanında fıtratın özellikleri ve mutlak ilim ifade eden özgün değerlerimizin tedrisatta belirleyici olması konusunda iç ve dış vesayet yeterince aşılamamıştır. Tıp ve teknoloji branşlarında yakalanan seviye bütünsel istikamet ruhuna ulaşamamıştır. Bu nedenle de alternatif eğitim konusunda denetim dışı arayışlar hâlâ devam etmektedir.

Yeni Türkiye hedefinde temel eğitim en azından farklı dünya görüşlerinin çekişme alanı olmamalı; çocuklarımıza başta resmi ideoloji olmak üzere ideolojik yükleme yapılmak yerine hayatın idamesi ve kolaylaştırılması açısında teknik bilgi ve beceri kabiliyetleri aşılanmalıdır.

Vakıaya uygun bilgi pozitivizm üzerine bina edilen bilimsellik sanısı ile değil, tüm evreni yaratan Rabbimizin bize ilk yaratılış bilgisi olarak ilettiği ve mutlak ilim ifade eden korunmuş olan delaleti açık ayetleriyle evrensel anlam ve ölçü kitabı Kur’an’ın gösterdiği üç vakii kaynaktan uyum içinde edinilmelidir. Birincisi afaktaki ayetlerin/işaretlerin; ikincisi enfüsteki ayetlerin, üçüncüsü onlarla birlikte ilahi olan korunmuş vahyi nassların etüd ve tahkik edilerek vakii bilgiye ulaşılmalı ve açılımlar kaydedilmelidir.

İnsan fıtratını ve eşyanın tabiatını ontolojik ve epistemik olarak keşfetmeye çalışırken, Yaratıcımızın sınırlı aklımıza ilettiği gaybi vakıa bilgisi korunmuş olan vahiyle bizlere kadar ulaşmıştır. Eğitim süreçlerinde hayatın yaratılışını ve akışını kavrama teorisi sınırlı imkânlara dayalı pozitivizmin değerlerine değil, sınırsızlığın kaynağı olan Yaratıcımızdan gelen ilahi korunmuş evrensel değerlere dayanmalı ve geliştirilmelidir. Eğitim politikaları çerçevesinde bütün normatif ilimlerde/disiplinlerde hangi değer kümesinin baz alındığı, toplumsal olarak da hangi kimliksel eğilim kümesine ait olunduğunu belirginleştirir.

Eğer hayatın anlamına, biyolojik sınırlılık nedeniyle birçok çelişkiler taşıyan Aydınlanmacı veya maddeci felsefe ile değil de mutlak ilim ölçüsünü ifade eden vahyi değerlerle bakılacak olursak, azgınların ve fesad çıkartanların gücüne karşı güç beslemek emrinin Kur’an’ın ilahiliğine ve mevsukiyetine kanaat getiren bütün inananların görevi olduğu kavranabilir.

Sayısal bilimler, teknoloji bilgisi veya çeşitlenen diğer maddi beceriler alanında da eğitim politikalarının istikameti bu sahicilikte çizilmelidir. Tarihte elde edilmiş bir nimet olan İslam medeniyeti, bu nimetin yön gösteren İslami sabitelerinden uzaklaşıldığı oranda güç kaybetmiştir. Türkiye’nin eğitim politikaları da Batı değerlerine dayanan evrensel hukuk yalanını, insan hakları emperyalizmini, hümanizm aldatmacasını aşıp fıtrî ve vahyi değerlere yöneldiği oranda fıtrî adalet ve hakiki bağımsızlık yolunun Türkiye için de, İslam Âlemi için de, hakikat arayışındaki dünya insanları için de önünün açılmasına daha fazla katkı sunabilecektir.

Kaynak: Anlam ve Değer dergisi