Türkiye-Suriye iş birliği Tel Aviv’i neden bu kadar rahatsız ediyor?

Taha Emin, Beşşar Esed rejiminin çöküşünün ardından Ankara-Şam hattında hız kazanan askerî ortaklığı; Türkiye’nin Suriye ordusunu yeniden yapılandırma hamlelerini ve İsrail'in stratejik endişelerini analiz ediyor.

Taha Emin / Fokusplus

Türkiye ve Suriye Arasındaki Askerî İş Birliği İsrail’i Neden Endişelendiriyor?

Türkiye’nin Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına yönelik verdiği destek, İsrail’de endişeye yol açıyor.  

İsrail, Şam’ın Ankara’nın doğrudan desteğiyle hava kuvvetleri, hava savunma sistemleri ve ağır topçu birlikleri de dahil olmak üzere askerî kapasitesini yeniden inşa etme çabalarını yakından izliyor. 

Tel Aviv, bu süreci gelecekte Suriye içindeki askerî hareket özgürlüğünü kısıtlayabilecek ve kuzey sınırındaki güvenlik dengelerini değiştirebilecek stratejik bir gelişme olarak görüyor. 

Türkiye ise söz konusu desteğin, Suriye’de istikrarın sağlanması ve güvenlik kurumlarının yeniden güçlendirilmesini amaçladığını vurguluyor. 

İsrail’in güvenlik kaygıları 

İsrail’deki endişeler, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından kurulan yeni Suriye yönetiminin orduyu yeniden yapılandırma çalışmalarını hızlandırmasıyla arttı. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara  

İsrail merkezli Maariv gazetesinin haberinde, İsrail güvenlik kurumlarının, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin kapasitesini artırma çabalarını yakından takip ettiğini yazdı. 

Habere göre Şam yönetimi, hava kuvvetlerini yeniden yapılandırmanın yanı sıra zırhlı araçlar, topçu birlikleri ve füze sistemlerini kapsayan ağır silah kapasitesini geliştirmeye çalışıyor.  

İsrail değerlendirmelerinde, yeni Suriye yönetiminin beklenenden daha hızlı şekilde gücünü pekiştirdiği ifade ediliyor. 

Maariv’in haberine göre İsrailli askerî yetkililer, yeni Suriye yönetimini “uzun vadeli bir tehdit” olarak nitelendirirken, bugün geliştirilen askerî kapasitenin ileride İsrail’e karşı kullanılabileceği uyarısında bulundu. 

Jerusalem Post gazetesi de Aralık 2024’te Esed rejiminin çöküşünün ardından İsrail’in gerçekleştirdiği ve stratejik silahların büyük bölümünü hedef alan saldırılar sonrasında, Suriye’nin radar ve hava savunma sistemlerini yeniden kurmaya çalıştığını yazdı. 

Gazeteye göre Tel Aviv, Suriye hava savunmasının yeniden güçlenmesinin İsrail Hava Kuvvetleri’nin Suriye hava sahasındaki hareket alanını daraltmasından endişe ediyor. 

İsrail bunu, doğrudan güvenliğini etkileyebilecek stratejik bir değişim olarak değerlendiriyor. 

İsrail basınında yer alan haberlerde, İsrail ordusunun Suriye sınırı boyunca savunma önlemlerini artırdığı, Suriye’deki askerî gelişmeleri yoğun istihbarat faaliyetleriyle izlediği ve farklı senaryolara hazırlık yaptığına dikkat çekiliyor. 

Bu bağlamda, siyasi analist Yusuf Katiboğlu, İsrail’in kaygılarının, Ankara ile Şam arasındaki askerî, güvenlik ve istihbarat koordinasyonunun güçlenmesinin yanı sıra Türkiye’nin Suriye ordusunun yapılandırılması ve savunma kapasitesinin geliştirilmesine verdiği destekten kaynaklandığını belirtti. 

Katiboğlu, konuya ilişkin Fokus Plus’a yaptığı değerlendirmede, İsrail’in Türkiye desteğiyle Suriye’nin askerî kapasitesini yeniden kazanmasının, gelecekte İsrail’in Suriye’deki hareket özgürlüğünü sınırlandırabileceğinin farkında olduğunu söyledi. 

Bu adımlara rağmen, Suriye ordusunun yeniden inşa süreci, yaptırımlar, finansman yetersizliği, savaşın askerî altyapıda yol açtığı tahribat ve bölgesel dengeler ile uluslararası aktörlerin çıkar çatışmaları gibi önemli zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. 

Askerî iş birliğinde artış 

Ankara ile Şam arasındaki savunma alanındaki iş birliği, Türkiye'nin savaşın ardından Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına verdiği destek kapsamında son aylarda hız kazandı. 

Türkiye Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Suriyeli mevkidaşı Murhaf Ebu Kasra

Bu çerçevede, Türkiye Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Suriyeli mevkidaşı Murhaf Ebu Kasra, 13 Ağustos 2025’te Ankara’da ortak askerî iş birliği anlaşması imzaladı. 

Anlaşma, Suriye ordusunun kapasitesinin artırılması, askerî kurumlarının geliştirilmesi ve güvenlik sektörünün reformuna destek verilmesini amaçlıyor. 

Millî Savunma Bakanlığına (MSB) göre anlaşma, askerî eğitim ve danışmanlık programlarının yanı sıra silah sistemleri ve lojistik destek sağlanmasını da kapsıyor. 

Türkiye ayrıca, ihtiyaç duyulması hâlinde Suriyeli askerlere bu sistemlerin kullanımı konusunda eğitim vermeye de hazır. 

Suriye resmî haber ajansı SANA’ya göre de anlaşma kapsamında askerî personelin uzmanlık kurslarına katılması için düzenli değişim programları, terörle mücadele, mayın temizleme, siber savunma, askerî mühendislik, lojistik ve barışı koruma operasyonları alanlarında eğitimler ile Suriye ordusunun modernizasyonuna destek verecek uzmanların görevlendirilmesi öngörülüyor. 

Söz konusu anlaşma, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve İstihbarat Başkanı Hüseyin Selame’nin de yer aldığı üst düzey Suriye heyetinin Türkiye ziyareti sırasında imzalanırken, bu durum iki ülke arasındaki siyasi ve güvenlik koordinasyonunun genişlediğine işaret etti. 

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Ankara’nın Suriye’nin karşı karşıya olduğu zorlukları aşmasına yardımcı olmaya kararlı olduğunu belirterek, İsrail’i Suriye’yi zayıflatmaya ve istikrarsızlaştırmaya çalışmakla suçladı. 

Öte yandan siyasi analist Yusuf Katiboğlu, Ankara ile Şam arasındaki iş birliğinin artık siyasi koordinasyonla sınırlı kalmadığını; askerî eğitim, kapasite geliştirme, tecrübe paylaşımı ve Türk savunma sanayisinden yararlanmayı da kapsadığını ifade etti.  

Katiboğlu’na göre bu süreç, ülkenin egemenliğini koruyabilecek daha organize ve güçlü bir Suriye ordusu oluşturma hedefinin parçası. 

Siyasi analist, Türkiye'nin NATO üyesi olması nedeniyle sahip olduğu askerî tecrübe ve birikimin Suriye tarafından kullanılmasının, özellikle eğitim, güvenlik ve savunma alanlarındaki iş birliğinin derinleşmesiyle birlikte İsrail’in çekincelerinin başlıca nedenlerinden biri olduğunu da ekledi. 

İki ülke arasındaki askerî iş birliğinin son örneklerinden biri de Suriye Genelkurmay Başkanı Nureddin Ali Nasan’ın, beraberindeki subay heyetiyle birlikte 20 Mayıs’ta Türkiye’ye gelerek İzmir’de düzenlenen "EFES 2026" tatbikatına katılması oldu. 

Millî Savunma Bakanlığı, Suriye ordusunun katılımını ülke dışındaki ilk askerî faaliyet olarak nitelendirirken, bunun Ankara ile Şam arasındaki eğitim ve askerî iş birliği programlarının bir parçası olduğunu açıkladı. 

SANA ise katılımın, modern askerî tecrübelerden faydalanmak ve tatbikata katılan diğer ordularla iş birliğini geliştirmek amacı taşıdığını bildirdi. 

Yeni bölgesel dengeler 

Türkiye’nin Suriye’deki adımları, yalnızca güvenlik desteği sağlamanın ötesinde, devlet kurumları ve özellikle askerî yapının güçlendirilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımı yansıtıyor. 

İsrail ise bu süreci, özellikle Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun artması ve Ankara ile Şam arasındaki askerî-güvenlik koordinasyonunun güçlenmesiyle birlikte, kuzey sınırlarında yeni bir güvenlik düzeninin başlangıcı olarak değerlendiriyor. 

Katiboğlu’na göre Türkiye, Suriye’nin istikrarını ve toprak bütünlüğünü kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak görürken, İsrail ise Ankara-Şam stratejik ortaklığının güçlenmesinin, Suriye sahasında askerî üstünlüğünü sınırlandırabilecek yeni bölgesel dengeler doğurabileceğine inanıyor. 

Aynı zamanda daha istikrarlı Suriye güvenlik ve askerî kurumlarının inşa edilmesi, Ankara’nın "terörden arındırılmış bölge" vizyonuyla da örtüşüyor ve Türkiye’nin güney sınırını etkileyebilecek kaos ile bölünme risklerinin azaltılmasına katkı sağlıyor. 

Ankara ile Şam arasındaki askerî koordinasyon derinleşirken, İsrail gelecekte Suriye sahasındaki askerî hesaplarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalabileceği yeni bir bölgesel durumla karşı karşıya görünüyor. 

Yorum Analiz Haberleri

Gazze'yi 7 Ekim parantezine hapsetmek tarihsel bir çarpıtmadır
Yeni Şafak ne yapmak istiyor?
Diplomasi masasında konuşulanlar cephede neden değişmiyor?
Fıtratın cevabı: Tevrat’ın ikililiğine karşı Kur’an’ın tekliği
“İnsanlar giderek kendi ilgi alanlarına göre filtrelenmiş bilgi balonlarının içine kapanıyor”