TMM0B Yasası

Gülay Göktürk

Doğru bir iş ancak bu kadar yanlış bir zamanda yapılabilirdi. Ve ne yazık ki dahası var: Doğru bir iş ancak bu kadar yanlış bir amaçla yapılabilirdi.

Mimar ve Mühendis Odaları'nın vize harcı gelirlerini ortadan kaldıran yasadan söz ediyorum.
Ben, uzun yıllardır meslek odalarının çalışma biçimine, zorunlu üyelik esasına dayanan ve serbest rekabete aykırı örgütlenme modeline itiraz eden biriyim. Bu konuda yazılar yazdım.

Odaların aldığı ve adına "vize harcı" denen şeyin, bir nevi haraçtan başka bir şey olmadığını konuyla biraz ilgili olan herkes bilir.

Bas mührü al harcı

Olay şöyle işler: Mimar ya da inşaat mühendisliği odaları ilçe belediyeleri ile (buna siyaseten yakın oldukları ilçe belediyeleri ile demek daha doğru olur) "Mesleki Denetim Protokolü" denilen bir protokol imzalarlar. Bu protokol gereği, söz konusu ilçelerde yapılacak bütün inşaatların mimari ya da statik projeleri, ilgili oda tarafından incelenip onaylanmadan belediyeye verilemez. İlk bakışta, projelerin belediyenin teknik elemanlarının yanı sıra bir başka "uzman göz" tarafından da denetlenmesi kamu yararına gibi görünebilir. Ne var ki odanın bu denetiminin tamamen göstermelik olduğu; bu bürolarda yapılanın sadece mührü basıp harcı almak olduğu da bilinir. Zaten, her gün onlarca projenin vize için geldiği ve gelen projelerin birkaç günde çıktığı düşünülürse, başka türlüsü de mümkün değildir. Projenin müellifi olan mimar ve mühendisler açısından vize harcı denilen bu para, odaya vermek zorunda kaldıkları bir haraçtan başka anlam taşımaz...

Peki o zaman ne işe yarar bu Mesleki Denetim Kontrolü?

Tabii ki odaları mali olarak yaşatmaya...

Mimar ve Mühendis Odaları, on yıllardır vize harcı adıyla topladıkları parayı, siyaset yapmak, hükümetlere muhalefet etmek; her projenin önüne dikilmek için kullanırlar. Zaten bu yüzden de on yıllardır en büyük "demokrasi mücadelesini" odalardan vize alma zorunluluğu konusunun belediyelerle protokole bağlı olmaktan çıkarılıp yasal zorunluluk haline getirilmesi için verirler.

Kapsamlı bir reform gerekirken...

Ayrıca, adlarına kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu adı verilen kuruluşların tek problemi vize harcı da değildir. Bu kuruluşların mevcut örgütlenme modeli, "İttihatçı zihniyetin, tek parti döneminin ve 1961 Anayasası'nın getirdiği vesayetçi düzenin ve yönetim yaklaşımının bir uzantısıdır." Konunun meraklıları, Liberal Düşünce Topluluğunun Uluslararası Sivil Toplumu Destekleme ve Geliştirme Derneği'nin (STD) katkılarıyla hazırladığı "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları, Sivil Toplum ve Demokrasi"başlıklı raporunu okurlarsa (http://www.liberal.org.tr/incele.php?kategori=MTc=) meselenin sadece vize harcının kaldırılması meselesi olmayıp bu konuda çok kapsamlı bir reformun gerektiğini de görürler.

x x x

Ne var ki şu anda bütün bunların bir önemi kalmadı. Atılan adımın doğru bir adım olması hiçbir şeyi kurtarmıyor. Hükümet doğru bir işi o kadar yanlış bir zamanda yaptı ve o kadar yanlış bir amaçla yaptı ki, bu yasa bundan böyle hem içeride hem dışarıda AK Parti'nin açığını yakalamak için fırsat kollayan bütün güçlerin elinde "iktidarın otoriterleşmesinin en önemli kanıtı" olarak bir bayrak gibi sallanacak. Bir son dakika önergesiyle oldubittiye getirilen bu yasa bir "intikam yasası" olarak adlandırılmaktan asla kurtulamayacak. Ve ne yazık ki bu adlandırma yanlış olmayacak.

BUGÜN