Suriye rejimini ayakta tutan ortak korku

Serdar Demirel

Baas rejiminin Türkiye’nin keşif uçağını düşürmesinden sonra yaşanan krizde içimizdeki malum çevreler meşreplerine göre tavır belirlediler. Daha olayın meydana geldiği ilk gün bunların neyi nasıl söyleyeceği belliydi aslında. Sonraki günlerde de bunların hep Türkiye’yi suçlayan analiz giydirilmiş meşrep şablonlarına tanıklık ettik.

Şu soruyla başlayalım; Suriye’de Esed rejimi devrilirse yerine kim gelecek?

Bu soru, Suriye’deki bugünkü kilitlenmenin de nedenini açıklar mahiyettedir. Çünkü devletler çıkan krizlere genel anlamda çıkar eksenli yaklaşmaktadırlar. Çıkar ne kadar büyükse kapışma da o kadar büyük olur. Baas rejimi devrildiğinde oluşacak sistemin içeriği küresel ve bölgesel güçlerin de duruşunu belirlemektedir. Bu meyanda sorduğumuz soru önemlidir.

Suriye’de özgür seçimler yapılsa, sonucun Ortadoğu’nun diğer ülkelerinde yapılan seçim sonuçlarından farklı olmayacağı açıktır. Tunus ve Mısır örneğine bakabiliriz meselâ. Tam da burada karşımıza İhvanı Muslimin gerçeği çıkıyor.

Farkında mısınız, Arap Baharı’nın kısmî sonuca ulaştığı yerlerde bir İhvanı Muslimin hattı oluşuyor. Tunus’ta Nahda, Mısır’da Hürriyet ve Adalet Partisi’nin seçimleri kazanmasında olduğu gibi İhvan hareketiyle ilişkili yapılar iktidara taşınıyor. Suriye’de de İhvan’ın sosyo-politik derinliği bir sır değil.

Ortadoğu’da dipten gelen bu İhvan dalgası Batılıları, İsrail’i, Rusya’yı, Çin’i ve hatta İran’ı ürkütüyor. Bu ortak korkunun da Suriye’de yaşanan krizi kanlı ve uzun ömürlü kıldığını söyleyebiliriz.

İran’ı ürkütüyor çünkü nüfuzunu bölgeye yayan Şiî hilalini sınırlayan doğal Sünni bir hat yükseliyor.

Batı’yı ve İsrail’i ürkütüyor çünkü antiemperyalist çizgideki İhvan hareketi bölgenin maslahatlarını önceleyecek bir karektere sahip. Küresel güçlerin Hamas’ı itibarsızlaştırmak ve marjinalleştirmek üzere hareket üzerinde uyguladığı bütün baskılara direnmiş olması, ümmetin birliğine inanması ilk akla gelen sebepler.

Rusya’yı da ürkütüyor çünkü Rusya Arap Baharı’yla Libya ve Mısır’ı kaybetti. Müslüman halklara karşı diktatörlerden yana haksız tutumu nedeniyle Müslüman halkları kaybettiği gibi Suriye’yi de kaybedecektir. Bunun yanı sıra Rusya, kendi içindeki Müslüman halkların güçlenen İslâmî siyasi bilinçten etkilenmesinden, Akdeniz’in kendisine kapanmasından ve bunun tekrar süper güç olma niyetini suya düşürmesinden de çekiniyor.

Bölgesel bir aktör olan, küresel meselelerde irade sergileyebilen, Avrupa’nın dev ekonomileri çökerken ekonomisi istikrarlı olarak büyüyen Türkiye’nin İhvan hattıyla buluşma ve bölge meselelerinde ortak tavır belirleme ihtimali yukarıda saydığımız bu güç merkezlerinin asla istemediği bir şey.

İhvan çizgisinin Türkiye ile buluşması korkuları daha da büyütüyor, zira bunun Türkiye’yi İslâmî reflekslerle harekete teşvik edeceğinden, oluşacak bu birliğin iradesinin kolayca bükülemeyeceğinden eminler.

Suriye’de İhvan’ın Baas rejimin yerini alma ihtimali rejimi ayakta tutan küresel ve bölgesel güç merkezlerini farklı şekillerde de olsa bir ittifaka itiyor. Bu birlikte İran’ın da yer alması anlaşılması zor olan kısım.

İlkesel olan, İran’ın, ulus devlet çıkar dürtüleriyle Baas rejimine destek vermek yerine, yükselen İhvan hattıyla diyalog kurmasıdır. Bunun bölgemizin maslahatına en uygun çözüm olduğu açıktır. Ama korkarım İran ilkesel hareket etmeyecektir.

YENİ AKİT