Suretler yetmez, siret de değişmeli

Fehmi Koru

Yemen'de devlet başkanı Ali Abdullah Salih pazarlığa başlamış; gazeteler böyle yazıyor... 30 gün içinde işleri yardımcısına bırakacak, 60 gün içinde ülkede seçim yapılacakmış; buna karşılık Salih'e 'dokunulmazlık' tanınacakmış...

Daha şimdiden, yorumcular, "Salih halk hareketlerinin emekli ettiği üçüncü lider olacak" demeye başladı bile...

Acaba?

Kuşkumun altında 'Arap baharı' diye adlandırılan heyecan verici sürecin, başlangıçta değişimi desteklediği görüntüsü verenler tarafından sulandırıldığı ve hedefinin değiştirildiği gözlemi yatıyor. 'Barışçı' yollardan ve 'katılımcı' bir yönetim getirecek biçimde gelişen halk hareketleri, Tunus'ta tam da böyle bir sonuca yol açtıktan sonra, farklı bir zemine doğru kaydırılıyor.

Ülkeyi yönetenlere 'sonuna kadar direnme', halka da kan dökücü diktatörlerin elinden kendilerini kurtaran güçlere mutlak itaat dışındaki hemen bütün yollar kapatılarak...

Mısır'da olan tam da budur; Libya'da, Yemen'de ve Suriye'de pişen de...

Libya'yı ele alalım... Libya diktatörü Muammer Kaddafi, 2005 yılından başlayarak, kendisine zorla kabul ettirilecekleri önceden benimseyen bir strateji izledi: ABD'nin ve belli başlı Avrupa ülkelerinin talep ettiği reformlara kapı araladı. Bu süre içerisinde Batılı ünlü politikacıları ülkesinde ağırladı Kaddafi; aynı süreç içerisinde Bernard Lewis ve Francis Fukuyama başta olmak üzere çok sayıda kanaat önderi Libya'yı 'ikinci adres' haline getirdi.

Niyetinin ne olduğunu belli de etti Kaddafi: Batılı eğitim almış çocuklarından birine devredeceği yönetimle ülkeye yeni bir istikamet vermek... Katılımcı bir sistemle hiç tanışmamış ülke için 'geçici' çıkış yolu olabilirdi bu süreç; ancak gördük, yıllarca onu bu yolda teşvik edenler Kaddafi'ye çıkış yolu bırakmadılar.

Ceremeyi Libyalılar çekiyor. Hem Kaddafi'ye sadık güçler, hem de Batılılar tarafından desteklenen isyancı güçler Libya halkı üzerine ölüm yağdırıyor.

Siz Ali Abdullah Salih olsanız, ya da Beşşar Esad, iktidarınızı koruyabileceğiniz ham hayali bir tarafa, 'reform' kapısını açık tutarak canınızı kurtarabileceğinizi düşünür müsünüz? '25 Ocak Devrimi'ni yaşamış Mısır'da erken başlayan Mübarek'i idam sehpasına göndermeyi amaçlayan gelişmeler bile, öteki diktatörleri "Sonuna kadar direnmek şart" noktasına sürüklüyor.

Halkların sokaklara taşarak sağlamaya çalıştığı ve başarma heyecanını tattığı barışçı değişimlerin yolunu tıkayan, onun yerine kanlı yöntemleri dayatan farklı bir süreç bu; sürecin ardından demokrasinin gelmesi nasıl mümkün olacak? Gelse gelse yine güce dayalı bir yeni diktatörlük rejimi gelecektir bu ülkelere...

Birçok yerde sandık meşruiyeti de kazanacağı için ses çıkartılması zorlaşacak bir diktatörlük rejimi...

Meydanlara taşan kitlelerin arzuladıkları ve kendilerine münasip gördükleri yönetim biçimi, suretlerin değiştiği, ama siretin değişmediği başka tür bir diktatörlük ise, ne âlâ... Ancak hakların böyle bir şey istemediği de biliniyor.

"Yemen'de Salih gidecek" diyorlar; bekleyelim bakalım, gerçekten gidecek mi, giderse ne olacak?

ZAMAN